13 Mayıs 1967 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 16

13 Mayıs 1967 tarihli Akis Dergisi Sayfa 16
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER kındır. Beylerin sayısı da zaten o kadardır... Anlaşıldığına göre, fiilen yürüyen prensip, "her arkadaşa bir sandalye"dir. Ancak, isyan hareke- tini destekleyen, fakat Parlâmento üyesi olmayanların da bu hususta talepleri vardır. Meselâ İzmir karşı- lamasını organize eden Dündar So- yer, kuruluşun yakınlaştığı haberle- ri üzerine bu haftanın başında An- karaya gelmiştir. Soyerin genel yö- netim kurulu üyesi, en azından ku- rucu olmak istediği bilinmektedir. Bir yandan sandalye taksimi ya- pılırken, kendilerini destekleyen ga- zetelere hergün bir-iki haber -yalan veya doğru, bunun önemi yoktur- sağlayarak kendilerinden bahsettir- mek taktiğini güden ÇEP'çiler, isim meselesinde zorluğa düşmüşlerdir. Çok teklif ve her teklifin bir sakın- cası vardır. DP' oylarına göz diken- ler, "Doğuş Partisi" ismini arzula- maktadırlar. Çünkü bu ismin kısal- tılmış şekli "DP" olacaktır. CHP oy- larına niyetlenenler ise isimde "Cumhuriyet" veya "Kemalist" keli- melerinden birinin bulunmasını is- temekte, her türlü reforma karşı olanlara gelince, onlar da "Merkez" kelimesinden Me Allah kurtarsın Girişilen macera, ağustos böceği- nin yaz keyfini hatırlatmaktadır. ÇEP'çiler, bu gidişle 1969'a kadar ra- hatça particilik oynayabileceklerdir. O tarihten sonra ne olacağı ise, İnö- nünün söylediği gibi, "Milli Bakiye' - nin kalıp kalmamasına bağlıdır. AP'- liler, müttefiklerini şu anda zor du- rumda bırakmamak için, "şu iki ay içinde Seçim Kanunu meselesini ge- tirmiyeceklerini" O açıklamışlardır. Ama gelecek yıl ne yapacaklarını söylememektedirler. AP'lilerin ama- cı, şu günlerde CHP'den istifa et- mek niyetinde olanları endişeden kurtarmaktır. Zaten AP, ÇEP'e, el- den gelen en büyük yardımı yap- maktadır. AP Grup Başkanları, ye- ni partiyi destekleyen demeçler ver- mektedirler. Hattâ bunlardan biri AKİS -Sabit Osman Avcı-, yeni partiyi ana muhalefet partisi olarak görmek is- tediklerini söylemiştir! İhsan Ataöv ise Kasım Güleğe, "yeni partiye ka- tılması" ve "nurla, ufuklara yol at- ması" için tavsiyelerde bulunmuş- tur. Feyzioğlu ve takımının hareketi- nin sermayedarlar, AP ve Okyanus- ötesi bir dostla ortaklaşa sahneye konmuş bir muvazaa olduğu ileri sürülüp, bunun adı konulunca, tek- zip, son derecede ilginç bir kimse- den, Zaferin başyazarı, eski DP'li Feruzan Tekilden gelmiştir. Feru- zan Tekil, yazısında şöyle demekte- dir: "CHP'den kopan büyük bir kit- leyi muvazaa yolunda göstermek, onu AP ile işbirliği halinde tanım- lamak oluyor. Bu iddianın gerçekle ilgisi, Tanrı bilir, mevcut değildir." Feyzioğlu ve arkadaşlarının işi Tanrıya -ki son günlerde sık sık on- dan bahsetmektedirler-, avukatlıkla- rı ise eski DP'li Feruzan Tekile kal- mıştır. Büyüklerimizin dış gezileri, eğer ciddi bir vaziyet alınmazsa, süratle cıvıklığa doğru yön tutmuştur. Devlet büyüklerinin yabancı ülkelere resmi ziya- retler yapmaları yüzyılımızın özelliklerinden biridir. Ulaştırma vasıtalarının sağladığı kolaylık diplomasi- yi Metternich devri diplomasisinden uzaklaştırmış ve en sorumlu şahsiyetlerin istedikleri an birbirleriy- le karşılaşmaları, meseleleri bizzat görüşmeleri imkâ- nım vermiştir. Bu, elbette ki misyon şeflerinin öne- mini azaltmıştır ama dış politikanın yürütülmesini çok kolaylaştırmıştır. Ancak, devlet kesesinden yapılan bu geziler iki çeşittir. Bunların birincisi, batıda uygulanan usuldür. Bir memleketin en sorumlu şahsiyetleri elbette ki meşgul kimselerdir. Bunlar yanlarına eşlerini ve en lüzumla mesai arkadaşlarım almakta, gidilecek mem- lekete gitmekte, yapılacak görüşmeleri yapmakta ve dönmektedirler. Bir de, devlet olmuş kabile şeyhleri- nin ziyaretleri vardır. Bunlar için gezi turistik bir se- erdir. Kafilelerine haremler, nedimeler, eş, dost, ko- caman bir maiyet takmakta, diyar diyar dolaşmak- ta, hediyeler vermekte, hediyeler almaktadırlar. Bir çok memleketin bu devletlerle işi olduğu için eski kabile şeyhlerinin kaprislerine göz yumulmakta, fa- kat ziyaret edilen memleket ciddi bir memleketse gezi biri resmi, diğeri özel iki kısma ayrılmakta, sade- ce resmi kısımda gidenin oralı eşiti ziyaretçiyle ilgi- Cıvıyan lenmekte, sonra o kendi işine dönüp kafilenin yanına bir kaç mihmandar katmaktadır. Gezi merakı, nedense D.P.'nin ve onun mirasçısı- nın huyudur galiba. Cumhurbaşkanlıkları sırasında Atatürk, İnönü ve Gürsel yurt dışına -İnönünün Ka- hire Mülakatı hariç- hiç çıkmamışlar, İnönü Başba- kanlığında iki defa, çok kısa bir süre için ve pek az maiyetle Amerikaya gitmiştir. A.P. devri ise, D.P. dev- ri gibi dış gezi bolluğuyla açılmıştır. Dış gezilere, çağımızın bir özelliği olduğu için ve lüzumlu bulunabileceğinden prensip olarak itiraz et- mek doğru değildir. Ama bir dış gezide bir Başbaka- nın özel kalem müdürünün eşinin işi nedir, lütfen söylenir mi? Eğer usul, erkân bilen bir bayanın bun- ları bilemeyecek Bayan Demirelin yanında bulunması- na luzum varsa bu iş. Protokol Genel Müdürünün eşi- ne düşer. Zira Bayan Ekonomun -Özel kalem müdü- rü Bay Ekonomdur- usul, erkân bilme bakımından Bayan Demirelin pek ilerisinde olması o kadar muhte- mel değildir. Ama Cumhurbaşkanının gezilerinde onun Genel Sekreteri kendi eşini kafileye sokturursa Bay Ekonom da tabii Bayan Ekonomu devlet kese- sinden turistik gezilere götürür ve bu gayet ekonom- ca bir davranış olur. Ya son Almanya gezisinin skandali nedir? Türki- ye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı iş görüşmek için Almanyaya gidiyorlar, Almanyanın Dışişleri Bakanı da Japonyaya!. Demirel ve Çağlayangil "bundan Is- 13 Mayıs 1967

Bu sayıdan diğer sayfalar: