4 Aralık 1967 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 24

4 Aralık 1967 tarihli Akis Dergisi Sayfa 24
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

MODERN HAYAT muştur. Son yıllarda, yün tayyör- ler, yün elbiseler, hattâ yün örgü gece tuvaletleri, süslü, kürklü yün örgü mantolar pek revaçtadır. Ge- ne yünden yapılmış güzel spor kı- yafetler yanında yün aksesuvarlar, yün örgü bereler, eşarp ve eldiven- ler, çeşitli renkli yün çoraplar, bi- raz da fantezi olarak, gardroplara girmiştir. ki, mış bir kıyafetin, Hem, öylesine girmiştir en güzel yünlü kumaştan yapıl- örneğin rahat, gözde yerinden uzaklaştırması ger- çekten mümkün değildir. 24 On yıl önce bir sabah kıyafeti olan sveter - etek, bugün, şık bir gece kı- yafetidir. Triko kumaş, öteki bütün kumaşları, ustaca bir darbeyle, taht- larından indirivermiştir. Trikotaj el- bise, kadınsıdır. Ne varki İstanbul, Bursa, Diyarbakır ve Ankara'da de- fileler düzenleyen Zeki Triko, triko- taj kumaşın kadının tekelinde olma- dığım ispatlamış -muhtemelen, dün- yanın- ilk triko kumaştan smokini- ni sunmuştur. Bu şık smokinin ya- nında, tiril tiril triko erkek panta- lonları, trikodan yapılmış uzun ce- ye yırtmaçlı erkek kostümleri de en az, türk motifleriyle süslü triko gece © tuvaletleri kadar ilgi uyandır- mıştır. Sürüden Ayrılanlar S u anda, Ankara'daki birçok ü- niversite öğrencisine, "Cyrus Vance kimdir?" diye sorulsa, önce, şöyle bir düşündükleri gö- rülecektir. Öğrenciler, Vance'in kim olduğunu elbette ki bilirler. Ama onlardan birden tepki gös- terecek kadar yakın bir ilgi belir- tisi beklemek boşunadır. Oysa ki aynı öğrencilere, Erdoğan Alıver'- in kim olduğu sorulacak olursa, durum derhal değişecek, hepsinin yüzünü biraz tuhaf, ı bir gülümseme kaplıyacaktır. Çünkü, elinde megafonu, haşin ve öfkeli hareketlerle oradan oraya koşan, min vahim olayların habercili- ğini an tıknaz yapılı “Erdoğan ağabeylerini çok iyi tanırlar. Jale Candan Gi; Vance, ton Kıbrıs faci- asınn en kıvılcımlı günlerinde, bir gece saat 2.30 da, yatağından apar-topar kaldırılarak, Johnson tarafından memleketimize gönde- rilen özel temsilcidir. Erdoğan Alıver ise, Ankara Toplum Polisi Müdürüdür. Onun da görevi, "taşkınlık yapıp, toplu- mun huzurunu bozanlar"ı topla- mak, "alıvermek"tir. Görev gö- revdir. Alıver'in böyle bir günde yapacağı iş, soyadının kendisine sağladığı avantaja rağmen, hiç de kolay değildir. kasım günü Kıbrısta Türk 1 köyleri hunharca hücuma uğ- ruyor, silâhtan tecrit ediliyor, insanlar öldürülüyor, evler yıkılı- yor. Türkiye'de halk, galeyan ha- lindedir. Radyolar, iş ve dış basın, bizzat Hükümet sözcüleri, resmi yorumlar, herşey, herşey bu haklı galeyanı körüklemekte, milleti top - yekün ayağa kaldırmakta. Küçük kimler. çeşitli konulardaki görüş arı, politik oyunlar, hepsi bir solukta unutulmakta. Böyle bir ortamda, Türk milleti, bir 6- zel temsilcinin, bazı tavsiyelerde üzere, geceyarısı yola çıktığını radyo haberlerinden öğ- reniyor. Heyecan son haddini bul- muştur. Gençler, milli duygularla biraraya geliyorlar, Esenboğa ha- vaalanına gidip, piste oturuyorlar. açları, özel temsilciye, "Bize "Umurunda mı dünya!" 197 * 68 kadınının sosyal ve ekono- mik durumu, toplumdaki yeri tar- tışıladursun, o, dizinin dört karış üstünde mini eteği, bu mini eteğin ayıbım örtmeye çalışan uzun çiz- meleri, mini eteğinden de mini pe- lerini, kulaklarım ve gözlerini iyi- ce koruyan bere şapkası ve kalın gözlükleriyle, caddenin ortasında durmuş, aynadaki kendi aksini ve "modem" denilen şu hayatı biraz şaşkın, biraz bunalmış, fakat daha çok eğlenerek seyretmektedir. gene müdahale edemezsin! Bura- ya bu maksatla inemezsin!" de- mektir. Adı Cyrus müş, Vance mış, o sırada kimse bununla ilgilen- memektedir. Gençlerin Jestinde in- sanlara, kişilere kin değil, olay- lara, haksızlıklara tepki vardır. bunu, toplum polisine an- latmak mümkün müdür? O, göre- haklı (gençleri tekmelemek, coplamak, "komünist", "diz ye hırpalayarak yakalamak, şek- linde anlamaktadır, Son alay- lar bunu göstermiştir. Böyle bir günde, toplum polisinin görevi bu mudur? Gençler hiç mi tepki gös- termesinler? Türk milletinin tep- kilerini, heyecanlarım dile getir- mekten sakınsınlar mı? Türk mil- letinin kalbi, Esenboğa havaala- nına duygularımızı ve düşüncele- rimizi taşıyan bu bin öğrenciyle beraber değil miydi? Şu halde, gençler neden itilip kakıldılar, hırpalandılar? Toplu halde, efen- dice yürürken, neden taşkınlıklar yapan küçük gruplar haline geti- rildiler? Erdoğan Alıver, şu anda üni- versite öğrencisi bulunsaydı aca- ba bu gençlere katılmıyacak mıy- dı? Toplum polisi, gene bir taktik hatası yapmış, sürüye katılacağına sürüden ayrılmış, art niyet arama hastalığından bu milli dâvada bile kendisini kurtaramamıştır. AKİS

Bu sayıdan diğer sayfalar: