1 Ekim 1986 Tarihli Commodore Gazetesi Sayfa 50

1 Ekim 1986 tarihli Commodore Gazetesi Sayfa 50
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sidderella KHI Geçen ayki yazımı okudunuz mu?.. Ben okudum. Ve oturup ne diyor bu adam yahu dedim kendi kendime. Ama iş işten geçmiş, yazı dergiye yollanmıştı. İstanbul'a uğradığımda da artık geri dönüşü olmayan bir yolda idi. Şimdi diyorum ki sizler beni anlaşıl- mazlıkla suçlamadan önce, şu işi baş- tan bir ele alalım. Bazılarınız, “Hımmm, bu yazı da Baytan Bitir- mez'in pehlivan tefrikalarının havası- nı almaya başladı'” diyeceksiniz. Ama bu dergiyi okuyan herkesin bu işi iyi bilmediğini, aramıza her gün yenile- rin katıldığını da düşünmemiz gerek (hele yeni 64'ler çıkınca...) Özetleyerek anlatmaya başlarsak. SID (derella), belki de cinderella, ses üreten bir entegre (yonga, chip, kir- mik); hangisi hoşunuza giderse (çok ani oldu galiba). Peki ses ne?.. Ses bir cismin titreşmesi (salınma- sı) sonucu oluşan ve kulağımızın al- gıladığı bir olgu. Sesin insanlar için duyulabilir olabilmesi için saniyede en az 20, en çok 20000 kez salınması ge- rekir (bu rakamlar çok genel ortala- madır, kişiden kişiye farklılıklar gös- terir). Aslında evrendeki birçok olgu salınımlarla oluşur. Bu salınımlardan kulağımızın algılayabildiği kesimine ses diyoruz. Bir cetveli masanın kena- rına ucu dışarı gelecek şekilde koyup ucunu bastırıp çekerek bir salınım el- de edebiliriz. Bu bir ses üretecektir. Teknikte salınımlara osilasyon (oscil- lation), bu salınımların bir saniye için- deki tekrar sayısına da frekans (biri- mi Hert kısaca Hz. *hazret değil'), sa- liınım yapan cihazlara da osilator di- yoruz. Sesin duyulabilir olması için gere- ken ikinci bir faktör ise hacimdir E z ' DG (yükseklik, volume). Hemen hiçbiri- miz bir pirenin ayak seslerini duyama yız. Ama alt kattaki komşularımız ge- ce yarısı saat ikibuçukta Commodo- re'u açmış, televizyonu köklemiş he- yecanlı heyecanlı Green Beret oynu- yorlarsa, mutlaka duyarız. O sırada bir program yazıyor ve en civcivli ye- rinde mantık oluşturmaya çalışıyorsa- nız hele (!)... İşte pirenin ayak sesle- rinin duyalmazlığı, buna karşın diğe- rinin duyulabilirliği bu hacim faktö- ründen öte geliyor. Teknikte buna amplitude diyoruz. Eğer sadece bu iki etken evrende, sesi tam olarak tanımlamaya yetsey- di, bütün hikâye burada biter. Ben de N a - n — — vi — bu saatte uyuyor olurdum. Ama ne yazık ki ilgilendiğim diğer bir dal olan fizik bilimi buna izin vermiyor ve üçüncü bir faktör daha getiriyor. Sesin yayılım şekli: Bunu anlatmak için kolay. Sesin ya- yılmasını yürümeye benzetirsek, gö- zünüzün önüne zil zurna sarhoş bir adamla zıplaya zıplaya koşan bir ço- cuk getirin, ikisi de sonuçta bir yere varıyor; ama gidiş şekilleri e vardık- ları yerde karşılanış şekilleri çok fark- h. SID içerisinde dört çeşit yayılım şekli üretebiliyor, bunlar üçgen, ka- re, testere dişi, darbe, gürültü tipi dal- galar (bak. Commodore sayı 2). Bu üç faktör birleşerek başınıza öy- 110 L1-54272:L2-54279:L3-54286 120 Hl-L1*1:H2-L24*1:H3-L3t1 130 Vi1-L144:V2-L244:V3-sL3ItA 140 PÖOKE 54296.15 150 POKE V14*1.9:POKE V242.0 160 POKE V2*41.36:POKE V242,36 170 POKE V3Al1.18:POKE V342,170 180 T-TI 200 POKE Vi gl6:POKE V2.32:POKE V3.16 210 READ “GWEER S-0 GOÖTO 290 220 READ. XieY1.X2.Y2.X3.Y3 230 IF X1 ŞĞN POKE Hi1.X1:POKE Li1i.Y1:POKE V1,17 240 IF X2 îHEN POKE H2,X2:POKE L2,Y2:POKE V2.33 CGömmoödore Ti — EERETTEEETE B 51

Bu sayıdan diğer sayfalar: