17 Mart 1932 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

17 Mart 1932 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Tehdit Mi Ediyorsun? Şadan, kocasile Bir mücevhe- ratçı dükkânmın önüuden geçi- | yordu: — Fahri. dedi, ya bana şu kolyeyi al, yahut ta... — Yahut ta ne demek? Teh- dit mi ediyorsun? — Yahut ta şu pırlanta yüzüğü! BESBELLİ kimse sevmedi. — Görüyorum. — Hiçbir. mi- cevherin yok. — Yahu, Melâhat, bu elbise nekadar dar olmuş böyle ? Tabit... Etbise- ler de bütçeler gibi hergün biraz dahada- raldıkça daralıyor! ——— —— “ |Otomobil Hediyesi — Yahu, maşallah, kayna- nanla barıştın ha ? — Evet. — Oh, oh.. Aramz gayet İ EE ç r — Pek sevişiyormuşsunuz. — Okadar değil. — Haydi, haydi... Kaynanana bir otomobil hediye — edecek- mişsin. Kulağıma çalındı, ben herşeyi duyarım. — Evet, düşünüyorum, kay- | mabamın gözleri uzağı görmerz, | otomobili de kendisi idare etmek istiyor ! Nereden Geliyorsun? Fahri Bey eve geceyarısından sonra gelmişti. Yatakta öfke ile doğrulan karısı dedi ki: — Nereden geliyorsun, ben sana söyleyim mi? Fahri Bey korku ile gülüm- sedi : — Hacet yok, dedi, ben ne- reden geldiğimi biliyorum. Etrafında kirpikler, badem gibidir - şekli, Her dakika değişik manzaraları özler! Kimi baygın, süzgündür! Kimi kızgın, şimşekli! İnsanın vücudünde ne garip şeydir gözleri * Bazı gün nmazarları mütemadiyen gezer Hicranlı bir âşıkın yazdığı satırlarda! Yine gözler yaşarıp, Mektubu- göndereni bazı » Eger - sevgilimizle Gözlerinin - içinde Aksimizi — buluruz Böylelikle gözleri nemli bir ufka * Bazı gün — yalvarınız: *“Göz benzer, gün hatırlar dal oturursak — yakınca, görürüz dikkatle aynaya — benzetiriz!. bir. başka izl bir. bakınca, yumuveri..,, diyerek, Nıyazı çönki budur bir suç - işliyenlerin! Güzel, Böyle (msralar — söyler: genç bir kadma âşık olursa erkek, “Gözlerin, ah.. Gözlerin!..,, GÖZLÜK Vecize Her hayvan, kendisi için selâmet yolu nerededir, bilir. Fakat insan müstesna. * En güç ve zahmetli şey, kolay ve zahmetsiz yaşamaya muvaffak olmaktır. * Para sevmiyen kadın, ka- dın sevmiyen erkek — kadar azdır. x4 Zevkine doyum bir tek şey vardır: Zevk. olmayan * Vücutlurıma — bakmayanlar, tabiatten istikrazla yaşayanlar- dır: Faizile birlikte öderler. * Sitem aşkın tuzu, kavga aşkın biberidir. Ağzmı yak- mamak için iyi ahçı ve iyi â- şık olmak İâzımdır. * Kadın isterse iki kere iki dokuz eder. İktısadi Terbiye Malüm ya iktısat asrındayız. Ahmedin annesi henüz on yaşın- daki oğluna iktısadi bir terbiye vermek için iyi bir usul bulmuş- tu. Yolda, evde, bahçede, nerde olursa olsun Ahmedin yerde bu- lacağı her iğne tanesine Aannesi bir kuruş veriyordu. ' Ahmet yerde iğne bulduğu her zaman koşa koşa annesine | gidiyor, iğneyi veriyor ve bir ku- ruşu cebe indirdikten sonra şu | nasihatleri dinliyordu: | — İşte oğlum ayak altında rast gelecegin kıymetli kıymetsiz herhangi bir şeye ehemmiyet | vermemezlik etme, onu yerden ' al sakla, Bu suretle kimet deni- len şeyi öğrenir ve ileride para- n savurmazsın. Bir gün Ahmedin gündelik kazancı 20 kuruşa kadar çıktı. | O gün evin içinde yirmiye yakın toplu iğne bulmuştu. Akşama doğru Ahmet annesinin mutba- ğa girişinden — istifade ederek usulca sokak kapısını açıp s0- kağa fırlarken karşısına dadısı çıktı: — Nereye gidiyorsun Ahmet? — Şu köşe başındaki Yahu- di Yasefe. — Ne yapacaksın orada, — Beş kuruşa bir paket iğ. ne alacağım. — Sonra? — Sonra onları evin içine serpip birer birer anneme gö- türeceğim, — Tigatroya mı gi- diyorsun? Güzel bir yey var mi - bari? — Evet, bizim Fer- hundenin niçin bo- şandığını Emine ba- na anlatacak , Bir Talih Oyunu lokantaya girmişti. — Nereye böyle? Üşüyodur. Listeye — bakmadan garsonu çoğırdı, acele sordu: — Garson, sende sıcak ne var? Garson yanlış anladı ve şu cevabı verdi: — Ah efendim, akşama ka- dar oturmadan çalıştım, ayakla- | rım ateş gibil Hep Yaş Meselesi Feriha Hanımefendi elli be- şini bulmuştu. Fakat her yerde kırktan fazla olmadığını iddia ediyordu. Bir gön mahkeme hu- zuruna çıktı. Hâkim dedi ki: — Kaç yaşındasınız? doğru söyleyin, yoksa cezası vardır. Feriha Hammefendi sordu: — Cerzası ne kadar? istiyorum. — Talihin var mı? sana iade ederim! AFERİN ! Erkek — — Eve, yemeğini de çıkardık. paranı tasarruf et te iskarpin daha al! KULAKLAR Kulaklar rahat etmez bir lâhza olsun belki Ancak uykuda gelir vazifesinin sonul! Dişardan biri gelse, o kadar hassastır ki: Ayak sesinden bile, anlar kim olduğunu! * Daima dinlemeğe kulaklar — alışıktır, Lâzım olsun olmasın, meşgül olur her - şeylel Kadınların kulağı ayni zamanda şıktir: Memeleri süslenir daima bir küpeyle! 4 İstemediği sözü gelir duymamazlığa, Duvar/ dinlemek için, sonra coşar havesil Gençlerin gönülleri başlar yaramazlığa, Kulağa bir pusenin aksetse güzel sesil * Kulaklar ta eskiden severdi gazel, şarki, Şimdi düşüyor. cazbant dinliyorken sevince! Bir genç kızın yüzünün olmaz ateşten farkı, Kulağına iğilip: “Seviyoruml..,, diyincel.. KÜPE — Bir piyango bileti alma — Benim talihim var. faizle beş lira ödünç ver, bı bugünür Kadın — Aferin, işte böyl bana bi

Bu sayıdan diğer sayfalar: