27 Eylül 1936 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

27 Eylül 1936 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

iş kanunu federasyonuna İ nü heynelmilelîî escil ettiriyoruz Kanunun İzmirde tatbikı ve tesis edilecek iş bürosu için tetkiklere başlanıldı Bir incir İzmir, 26 (Hususi- muhabirimiz » den) — 937 yılı Haziranında meriyete ! girecek olan iş kanununun tatbikına ait | hazırlıklara ehemmiyetle devam edil- mektedir. Şehrimize gelen İktısat Ve- kâleti iş bürosu şefi Behiç işçiler ve iş vericilerle ticaret odasında gö - rüşmelerine başlamıştır. Elli binden fazla kadın ve erkek iş- çisi olan İzmir şehrinde açılacak iş da- iresi sıkı bir mürakabeye tâbi tutula- daktır. Yapılan tetkiklere göre İxmir - deki işçiler üç kısma ayrılmaktadır: A) Senede sekiz ay çalışan ve sayısı yirmi bini geçen tültün fabrıka ve ima- lâthaneleri işçileri... (yüzde 39 u ka - dındır) B) Fabrikalarda ve sanayi mücsse- imalâthanesi Aş adamı olarak kabul ediyor, Vekâlet dş bürosu şefi Enis Behiç, Ticaret oda- ,sında yaptığı görüşmelerde işçilere ve iş vericilerle yeni vazifelerini ve me- suliyetlerini tamamen anlalımıştır İş verici, yanında çalıştırdığı işçinin sağlığından manen ve maddeten mes'u olduğu gibi işçi de taahhüt ettiği işin mükemmeliyetinden mes'üldür. Orga- nize edilmiş işle, islikbali tahtı temine alınmış işçi karşılıklı olarak mes'uli - yetleri taksim etmek mevkiindedirler. , İş bürosu şefi iş vericilere kanunun İtatbik şeklini anlatırken amelenin si - görta işlerine temas etmiştir. Haftada beş buçuk gün hesabile 48 saat çalışa- de esaslı münakaşalar ve hasbihaller |Hattâ rüzgâr bile hızlı esiyor. ı |Ptese damlıyor. (çeşme Adliye Vekili Saraçoğlunun ba-|Fa anlaşıldı ki bü ada umumi bir ha -| cak olan işçinin çalışma şartları üzerin- | Eylül 27 İmralı adasında bir gün Mahkümlar için çok medeni ve konforlu bir hayat hazırlanıyor Yeni hapishane nizamnamesi yapıldı, bu nizaraname yapılırken mahkümlar arasında ömür geçiren mütehas- sısın görgülerinden ve fikirlerinde istifade edildi nisani ayında Geçen senenin Teşri tesis edilen İmralı sini gezmek üzere Vekili Şükrü Saraçağlunun riyase- tindeki heyet İstanbula avdet et - Heyetle birlikte giden mu- iz intibalarını şöyle anlat- sigara içilmecmekte- dir. Adaya sahilin tu bir yerinde skeleden çıkılmakladır. Ev - olan bu adada şimdi mah - kümlar tarafından birçok yeni binalar yapılmıştır. Adada istihlâk olunan h kendi mahsulüdür. Gaye'! ze ve kavun, karpuz yetişmektedir.» Adada iş daima çabuk görülüyor, Yavaş çalışan ve ağır iş gören yok. adanın an, seb Misır top lanırken Mahkümların çehrelerinden kan ve|Pishane yapılması fikrini Mecliste say-|di elinin emeğiyle geçinebilecek bir ha lav arkadaşlardan biri ortaya attı. Bu-|le koymak lâzımdı. Çünkü bunu yap « Saraç Mehmet usta çeşmesi rada yapılması fikrini de İzmir valisilmak, onun ahlâkinım da sıhhatinir de Adanın ortasında bir çeşme var. Bu|Fazlı Güleç hatırlattı. Tetkikattan son- İiyileşmesini temin etmek demekti. Bu esaslı fikirlerin tatbik ediletil « imesi için burada işe başlandı. Edirnede 6 Mayısta, İspartada dokuz ay evvel fa aliyete geçildi. Ve bu işlere başlamırı ken büyük sermaye ve masrafla işe gi basma izafeten yapılmış ve adına «Sa- |pishane yapmağa müsaittir. Çünkü bir raç Mehmet usta çeşmesi» denilmiş. — İzaman evvel burada iki bin beşyüz nü- Mahkümlar çalışırken de neşeli. İç -|fus barınmıştır. Gene bir zamanlar bu lerinden biri gazetecilere takılıyor: adadan senevi bir buçuk milyon kilo «— Çok şatafatlı yazmayın, sonraisoğan ihraç edildiği eski âşar kuyuda-|rişmekten içtinap edildi. Küçük küçük herkes buraya gelmek ister. Bize yer|tının tetkiklerinden anlaşılmıştır. Ay-|başlanan bu işlerde vâki olabilecek kalmaz. diyor. rıca adada 13 bin dönümlük bir toprak|herhangi bir hatâ zararının mahdut Havanın muhalefeti dolayısile gecelekilebilecek vaziyettedir. Vaktile bura-|kalmasına çalişıldı. Ve müsbet netice dada kalmak zarureti hâsıl oldu. Mah |da birçok zeytin ağacı bulunmakta i -|alındıkça yeni bir cesaretle girişilmiş yapılmıştır. Hâmile kadınlara, kanun mücibince iş vericilerin alacakları va- kümlar bizi eğlendirdiler. Güzel bir|miş. Şimdi ise ancak dört bin küsurlolan işlerin tev&iine doğru yürünüldü. selerinde çalıştırılan daimi işçiler.. (On - Nü e l Bi Si müsamere tertip etmişlerdi. ağaç kalabilmiştir. Burası üç seneliği 350 liraya ki beş binden fazladır). — C) İstihsal mevsimi ortasında işe baş hyarak senede üç, dört ay iş temin eden incir ve üzüm işçileri... (sayısı 10 - 28 bin arasındadır) İş kanununun tatbikı İzmirde bazı hususi vaziyetler ortaya koymaktadır. Bu arada işçilerin, bilhassa incirde ça- hışan amelenin üzerinde ehemmiyetle durulan şikâyetleri vardır. Orta çağ zihniyetinden devam edip duran bala- durlar davası bunların başında geliyor, Baladur o adamdır ki iş görmez, ça- lışmaz, yüzlerce amelenin çalışltığı in- cir hanı içinde gözcülük vazilesini gö- Tür, sigarasını tellendirir ve on, on beş amelenin kazandığını bir hamlede te - min eder. Baladur sabahleyin herkesten daha erken iş başına gelir. İncir hanının ka- pısına sandalye atıp oturür, İşçılcr va- zifeleri başına gelmeye başlayınca on- ları kontrol eder. İncir hanında iş gör- mek için kullamlan bütün sandalyeler Baladurun emtindedir. Ve her işçi, Ba- ladura günde on - ön beş kuruş verme yince sandalye tamin edemez. Yeni iş kanunu orta çağdan ürtü ka- bp gelen bu esmifi» ortadan kaldır. - caktır. İş hayatı, cemiyetin kadından ve er- kekten beklediği vazifeleri katiyen ih- maüle uğratmıyacak ve iş vericiler bu hususta en ufak bir müşkülâl bile gös- termiyeceklerdir. Dünyanın en mede- ni yerlerinde bile ancak y enede te- kâümül eden iş ve işçi organizasyonları bizde mütekâmil bir kanunla bir sene Çiçinde tamames tatbik edilmiş olacak- tır. İş hayatı bu suretle tanzim edilirken kanunun tercümesi ve bu kanuna bağ: h olarak çıkacak talimatnameler Ak- vam Cemiyetindeki iş federasyonuna takdim edilecektir. Bursa orta okullarında -çift tedrisat yapılacak Bursa (Hususi) — Bursadaki Orta okullarda bu sene çift tedrisat yapıl fası için Kültür Bakanlığından emir gelmiştir. maktadır. Yeni kanun işçiyi otoriter bir Müdürüdür, iziyet, diğer işçilerden farkli olnuya -| İrum. Kırk kadar ecnebi hapishane mi ,/hanede geçen bir tek gün, insanda bir Gemlikte bütün muallimlerin iştirak |btatı sizden çok bühsediyor ve diyor. edecekleri bir zehirli gaz kursu açıl -|lar ki Türkler her işlerini sıraya koy- mıştır. Kurs muallimi Gemlik Zabıta |Muşlardır. Sıra buna gelmiştir ki bu işe ybaşladılar. Biliyoruz ki bunu başara - Mister Şov diyor ki : Bir aralık fırsat bulup heyetle bir- likte gelen Amerikan sefareti müst şarı Mister Şov'un yapıma sokularak i tıbalarını sordum. Bu zat, çocuk hapi haneleri mütehassısı imiş. Ve bu saha- da uzun boylu etüt yapmış. Dedi ki: — Bir türlü havsalam almıyor, bun-| Jarın mücrim olduklarına inanamıyo - ,dürile tanışırım. Bir yerdeki mahküm- ların yüzleri buruşuktur. Bunun sebe- bini onu idare edenlerde aramalı. Bir yerdeki mahkümlar neşeli mi? Biliniz Ki orayı idare edenler kuvvetli vasıf sa- hibi kimselerdir. Burada herkes neşe içinde. Sekiz on senedir hapishaneler üstünde tetkikat yapmaktayım. Hapis- hoş tesir bırakmaz. Burada tamamen aksini gördüm. Buraya ve yapılanlara hayranım. Dünyanın yapamıyacağı iş- eri siz yapacaksınız. Bu iş bir muam- madır. Bunu dünya halledemiyor, Siz, bu davayı halledeceksiniz. Dünya mat- taklardır. Bayram yerinde gibiyim. Bu ne canlılık.» Adliye Vekili anlatıyor: İmrali adası önünde uzaktan adayı /tısat nokdasından çok fena bir vaziyet- imanda hapishanelerin devlete en az se- kitibarile iktısat bakımından hapishane- İğunu tebarüz ettirmiştim. Bütçenin Mecliste tetkiki esnasın - verilmişti. Bürada bir çoban, birç ile ğar besliyordu. Biz ondan burasını satın aldık. Elli mahkümla idareciler geçen senenin ikinciteşrinin 8& inci gününde gelip yerleştiler. İmralı hali bir yerdi. | |Nihayet bir mikdar ağaçtan başka bir şey bulunmuyordu. Kuş uçmaz,. ker « < |van geçmezdi. Gelenler, alelâcele bir dğ Şiki çadır kurarak işe giriştiler. Ve iki grupa ayrıldılar. Bir kısmı toprakla meşgul olmağa, bir kısmı da imar işle- rine bakmağa başladılar. Fa ledikçe işler çoğaldı. 50 mahküm a yet etmemeğe başladı. Bunun üzerina mevcudü seksene iblâğ ettik. Önümüzdeki aylar içinde buraya yüz yirmi mahküm daha getirilecek. Bu iti- barla adada bunların yerleştirilmesi i- ,çin bir bina daha yapılmaktadır. Mü - mah - khendislerin on sekiz bin liralık bir ke- şif koyduğu bu binayı biz elimizdeki elemanlarla bin küsur liraya çıkarma- ya çalışacağız. Şimdi birçok mahrumi yetlere katlanılmaktadır. Bir gü €ek ki burada bin, binbeşyüz m bulunacak ve buraları cıvıl civil insan- Ja dolacaktır. O zaman adadakiler ken- di kazandıkları ile geçinehilecekleri gi- bi belki piyasanın da soğan vaziyetini ellerinde tutacaklardır. lerin devlet ve halk için senede dört| Buradan k:azanacağun:z para ile ge- milyon liradan fazlaya mal olan büyük |© burada bir sanatoryum açacağız. jbir istihlâk makinesi halinde bulundu- Mahküm olmadan hapse giden fedakâr Hem ahlâk, hem sıhhat noktasından| Pay Mutahharı, muhtelif hapisha « nelerde mahküm olarak bulundurduk Sn Kai $ TASEDME IK Te iler- Adliye Vekili Değirmenden dönüyor” a hapishanelerin sıhhat, ahlâk ve ik- te olduklarını ve buralara kümların terbiye edilebilir hale getiril- Mmesi şöyle dursun, çıktıkları zamean ,“daha çok cürüm yapabilecek bir kabili- , yete geldiklerini söylemiştim. Ayni za- nede bir buçuk milyon liraya mal ol- duğunu ve ailelerinin de mahkümlara bizim yaptığımız masraftan iki misli daha fazla para harcamakta olmaları GÖNÜL İŞLERİ tetkik eden Adliye Vekili Saraçoğlu|hapishaneleri iyileştirebilmek için bun- Kazancının Yarısını rakıya Veren erkek.. Bayan Vuslet soruyor: «Karı koca ikimiz de çalışıyoruz, fakat benim bütün kazancımın evi- me gitmesine mukabil kocam ka - zancının yarısını Yakıya veriyor. 12 yıldır. evliyiz, çocuğum yok, ne yü- gayım?» * Ben bir aile tanırım ki fazla olarak k çocukları vardır. İçki ve ka - zanç bahsinde tamamen ayni vazi - yettedirler. Kadın kocasını rakıdan vazgeçirtmeye çalıştı, imkân bula - madı. Fakat o arada bir karaciğer sancısı kadının imdadına yetişti. Er- kek ister istemez içemez oldu. Fakat hastalık geçince tekrar başladı. Şim- di her gece kendini bilmiyecek de - rTecede sarhoştur. Bu ailenin tamıdık- larından bir döktor bir müddetten- beri bir deneme ile meşguüldür. Bir ilâç hazırladı, kadın kimmseye hisset- tirmeden rakının içine damlatmak- tadır. Ve ümid ediliyor ki bu ilâç a- dama rakıdan tiksinme verecektir, Deneme muvaffakiyetle neticelenir- se ilâcın mâhiyetini öğrenir, size de öğretirim, ... Bayan Hicran da bu meselede ayni vaziyettedir, ve bir de çocuğu oldu- Bu için âtiyi büsbütün karanlık gör- mektedir. Kendisine yukarıya kay - dettiğim mütaleaya ilâveten sövle - necek bir şey bulamıyorum. TEYZE buraya ait intıbalarını anlatırken diyor|ların bilhassa İktısat bakımından ilâç-|ve bu işde o kadar ileri gittik ki bu larını bulmak lâzım geliyordu. Bunun için de herşeyden evvel mahkümu ken- — Adalardan birinde bir zirai ha-- Mahkümlar tarlaları sürüvarlar lerden hapishane müdürleri bile haber> (dar edilmediler. Biz Mutahharı Belçika ya gönderdik. Mutahhar orada da mah- kümlarla beraber yaşamak arzusumu gösterince Adliye müsteşarı hayret et- miş ve uzun uzun düşünceye dalmış, 'Tabii nihayet razı olmuşlar. Hapishanelerde yakından vâki olan tetikiklerden anlaşılmaktadır ki eğer |Avrupa ile bir mukayese yaparsak biz- ikerrer suç işleyen pek azdır. Pro- fesyonel mücrimler hemen yok gibidir, Bizdeki mahkümların ıslahı her mem« leketten kolaydır. Çünkü ana hamur i« yidir. Bizdeki mahküm adedi 30 binden a« şağı değildir. Biz buraya dört hapishas ne delen mahkümları getirdik. Buras da o adam, kuvvetini ve hırsını çift süre meğe sarfetti ve gördü'e ki ahlâkı dih zeldi. Geli

Bu sayıdan diğer sayfalar: