25 Ağustos 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9

25 Ağustos 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

25 Ağustor — Son Postanın tefrikası: 10 için Gene tesadüfe bakın ki bu kafilenin * takib ettiği yol, bizim <Eksforda ile bu- hışacağımız telâki noktasının yakını dan geçiyordu İşte denizde aksilik ve mütaleasızlık buna derlerdi. Tabii biz bunu sonradan Öğrendik; yani iş işden geçtikten son- Te,.. Süvarimiz «Emden» in rotasını hari. ta üzerinde işaret etmişti ve biz «Eks- ford> Ja akşamın saat sekizinde bulu- Şacaktık. Ertesi günü (Kokos) adasına bir müfreze çıkararak telsiz istasyonu. Nu ve kabloları tahrib edecek idik., Evdeki pazar çarşıya uyarsa plânımız bu idi. Bu idi ama bu sefer işe İngiliz dostlarımızın da karışmaları mukadder Programa tevfikan raridevü mahalli- he geldik. Halbuk! kömür gemimiz Meydanda yoktu. Heyecan ve helecanla geçen bütün bir geceden sonra şafakla beraber ce- Tuba yol verdik ve (Emden) geniş bir ire çizdi, Nihayet ufukta bir duman Rördük ve kömür gemim bulduk. &lnız (Eksford) bulunması icab eden Boktanın tam (50) mil cenubunda idi. âPurun süvarisi kruvazöre gelip de Taporunu verdiği zaman bir gün evvel disinin de bir çok tel: z aldığını, Ufukta dumanlar gördüğünü ve bu şe- Talt altında rotasım. değiştirmek mec- üriyetinde kaldığını söyledi, Artık ka- Taya tahrib müfrezesi çıkarmak mev- Tüu bahsolamazdı. Çünkü çok geç kal- >Tüştik. Ve ancak ertesi böyle *T teşebbüstte bulunabilirdik. imdi «Emdens in yanında «Buresk» ğ AEksford» nakliyeleri vardı. (Mar- Otanya gelince Fon Müller ilk önce Zaptettiğimiz gemi olan (Pontoporos)- ere Hindistan sularına *Emden» in mürettibi (420) zabit ve “elğrden ibaretti. Halbuki üç vapura İt Ve mürettebat vermek mecburi. î!“ude kaldığımızdan mürettebat ba- k’:lmdan sıkıntıda idik. Bu vaziyet yrşısında Fon üller» bir karar ver- k;__"' bu karar i de benim canrmı Tlardı ama o zamanlar fena halde ca- 1 sıkmıştı doğrusu... Suvanmiz elindeki sigaradan havaya Umanlar üfliyerek: y —Lauterbah, dedi, bana öyle geli- 'ğ' ıfı bu «Kokos» adaları yakınında hl"'“m- dövüşmek — mecburiyetinde ACak. Binaenaleyh muvazzaf zabit- ”'_nin hepsine iht'yacım olabilir...... | Bir müddet durdu, sigaresından de- "" Nefesler çektikten sonra devam et- — Siz Eksford'un kumandasını der'- ::dl’ edeceksiniz. O Ze vurdum v 'll;— Baş üstüne kumandan, dedim, yal- * başıma bu vazifeyi başaracağımdan Bunu söylerken vardiyada bulunma- Bln Tüğmen vapurun kumanda köprü- uı::_biraz uyku kestirebileceğimi dü- Gler Üştüm. Öyle ya!, Limandan limana &u, b)’ıpacak değildim yal, Allahın u- Tüy Ucağı bulunmaz denizlerinde do- 8P duracaktım. n ben kendi ya- qe.ıl kğıvru]m.ş'a alışmiş bir denizci u Mi idim? Belki de süvarimiz bu- uk;%unemk © vazileyi bana vermişti. 3i her ne olursa olsun «Emden» den Mak bana güç gelmişti. ı,u:" «Müller» de düşüncelerimi anla- p.ı_nl"!âll ki dostca omuzlarıma vura. » Lauterbah, demişti, «Emden» den Yoklaz diye sakın üzülme! Her halde q“.;â:nu herkesten ziyade ben hisşe- h"ı."ın' . «Eksforde un sonuncu kömür '“h n:z olduğunu biliyorsunuz. Bir €© zaman bir kömür gemisi ele :L.;':bilecoğlm’ Allah bilir. Binaen- . Onu iyi muhafaza et emi... cesurane dövüşerek SON POSTA Denizlerin Makyaveli Kaptan Bum Bum Çeviren: Ahmet Cemalettin Saraçoğlu Gelen yabancı geminin Sidney olduğu görülünce Emden emri vakii kabul edip ölmekten başka birşey kalmıyordu Yıkılmış iki bacası, perişan olmuş güvertesi, delik deşik olmuş Dbordaları ile Emden, o güzelim gemi şimdi hüzünlü bir manzara gösteriyordu Ve miralay Fon «Mü'ler» harita ü-| Meğerse «Emdenr» 1 bir daha görmek zerinde bir noktayı parmağile işaret (bana nasib ve müyesser olmıyacakmış!. ederek devam etti: — Beni bu noktada mümkün olduğu kadar fazla bekliyesiniz. Şu dakikadan itibaren bu noktaya «Emden» iki ile altı günlük bir müddet arasında her hangi bir an çıkagelebilir. O zaman siz de «Emden» deki vazifenize yeniden başlarsınız. Bunu size vâdediyorum a- g) «EMDEN» KRUVAZÖRÜNUN SONU VE BENİM MACERALARIMIN BAŞLANGICI «Emden» den ayrılmazdan evvel ben Onu bekçi öldürdü Yazan : İsmet Hulüsi Bekçi elektrik lâmbasımı bize doğru tut — Ben yirmi yaşımda iken dünyanın en güzel genç kızile sevişiyordum. Dostum Nihadın yüzüne biraz da ha- setle baktım: — Söhra ne oldu? İçini çekti: — Hiç sorma onu bir gece yarısı bir mahalle beçkisi üldürdü. — Bir mahalle bekçisi mi öldürdü: Ne münasebet.. Nasıl olur? — Oldu işte o sırada ben de onun ya - nında idim, — Mahalle bekçisinin mi? tu. Yanımdaki birdenbire (eyvah) dedi Onun da baktığını zannediyorum. İşte 4 kadar; yürüdüm ve evime gittim. Ertesi akşam ayni kadını gene ayni yerde gör- düm. Bu sefer kapıya yakın geçiyor e dum. Hattâ, bir an orada durur gibi ol e dum. Bir akşam sonra işi biraz daha ilee ri vardırdım, bonsuvar, dedim. Tatlı bir ses işitilir işitilmez bir halde ayni keli « me ile cevap verdi. Bu böyle başlamıştı. Gün geçtikçe bire birimize alıştık. Artık konuşuyorduk. Beni kapının dışmda duruyordun. O kapının arasından söylüyordu. Ben onu yakından ve aydınlıkta görmemiştim amma şöyle tahmin ediyordum. Vücut fevkalâde İzim!., Hemen o akşam «Eksford» la batıya yol verdim; sessiz sedasız güzel kruva- ve Fon «Müller», «Kokose adalarına yapılacak akın hakkında uzun uzadıya görüşmüştük. — Hayır güzel genç kızın!. Ve cina - yeti gözlerimle gördüm. Fakat elimden ne gelirdi ki. muntazam, yüz pürüzsüz, gözler lâcivert ve çok parlak, saçlar altın sarısı. Biraz da kıvırcık. Çünkü kıvırcıklığı karanlık- eee e ğaamn S ĞEĞREİ P EReĞü n tearamyina eçi N zörümüzden uzaklaştım. (Arkası var) Cumhurbaşkanlığı Filarmonik Orkestrası Şefliğinden: Cumurbaşkanlığı Filarmonik Orkestrasına bağlı, ayni zamanda salon Orkes. trası vazifesini de görmek Üzere bir caz heyeti teşkil edilecek ve namzetler ka- bul imtihanına tâbi tutulacaklardır. İmtihanda kazananlar çaldığı sazların ne- vine göre ayda 80-150 lira ücrtle angaje edileceklerdir. Salon Müziği ve caz için: Bir Piyanist, - bir birinci kemancı Bir ikinti kemancı (başka bir alet de çalabilecek) Bir Tenor saksofon (Bandonion yahut Akordiyon çalabilecek) Bir Batori Bir Kontrbas (başka bir alet de çalacak) Bir Tromboncu (başka bir alet de çalabilecek) — Bir Trompet çalan (başka bir atel de çalabilecek) — alınacaktır. İsteklilerin hüviyet cüzdanları ve elin deki sair vesaikle birlikte tmtihan edil. mek üzere 6 Eylülden itibaren 11 Eylâl 1937 Cumartesi gününe kadar İstanbul- da Galatasaray Lisesine ve Ankarada imtihana girecek namzellerin ise 15 Ey- lülden 20 Eylül Pazartesi gününe kadar Cumurbaşkanlığı Filarmonik Orkes- trası şefliğine baş vurmaları lâzımdır. Müracaat ve imtihan zamanı saat 10-13 arasındadır. (2122) — (5224) Betonarme Köprü İnşaatı Nafia Vekâletinden : 1 — Eksiltmeye konulan iş: Sinop vilâyetinde Sinop » Ayancık yolu üzerinde Betonarme Karasu köprüsü inşaatıdır. Keşif bedeli (34.000) liradır. 2. — Eksiltme 1/9/1937 tarihine müsadif Çarşamba günü saat on birde Nafıa Vekâletinde Şose ve Köprüler reisliği eksiltme komisyonu Odasında kapalı zarf usulile yapılacaktır. 3. — Eksiltme şartnamesi ve buna müteferri diğer evrak (170) kuruş bedel mukabilinde Şose ve Köprüler reisliğinden alınabilir. 4 — Eksiltmeye girebilmek için taliplerin (2550) liralık muvakkat teminat vermeleri ve bu gibi işleri yapabileceklerine dair vekâletimizden glınmış mü- teahhitlik ehliyeti fenniye vesikasiyle ticaret ve sanayi odası sicil varakası ib- raz eleri lâzımdır. İsteklilerin teklif mektuplarını ikinci maddede yazılı saatten bir saat evveli- ne kadar komisyon reisliğine maktbuz mukabilinde vermeleri muktazidir. Pos. tada olacak gecikmeler kabul edilmez. — (2620) — (5090) Hava Yolları Devlet Işletme İdaresinden : Devlet hava yolları ihtiyacı için (60) ton 4 oktanlık tayyare benzini satın almacaktır. Mecmuunun tahmin edilen bedeli 18,600 liradır. Eksiltme kapalı zarf usulile eylülün 9 ncu Perşembe günü öğleden sonra saat 2,30 da Ankarada hava yolları devlet işletme idaresi merkezinde yapılacaktır. Şartname ve projeler sözü geçen idare merkezinden bedelsiz olarak alınabiliır. İsteklilerin 1395 liralık muvakkat teminat makbuzu veya banka mektubu ile ve icab eden belgelerile eksiltme zamanından bir saat evvel teklif zarflarını komisyona vermiş olmaları ilân olunur. (2877) — (5468) — Bekçi yakalandı tabii? — Hayır! — Sen haber vermedin mi? — Haber veremezdim ki.. Hem haber versem de niye yarardı? Karakolda ba - na güleceklerdi. — Ne münasebet? — Bu tarzda bir cinayet şimdiye ka -« dar işlenmemiştir ki.. Ne polis böyle bir cinayet işliyeni tutar, Ne de ceza kanu- nunda böyle bir cinayeti işliyen mücrim için ceza tayin edilmiştir. Bekçi öldürdü. Ve o öldü.. İşte o kadar. Nihad bir sigara yaktı, seneler evvelki vak'aları bir araya toplamak ve birden anlatmak için hazırlanıyordu: — Dinle! — Dinliyorum. — Yirmi yaşımda idim. O zaman ben Aksarayda babamın evinde otururdum. Sen orasını bilmezsin. Ben de gündüz - leri pek bilmem.. Geceleri bilirim. — Gündüzleri bilmem ne demek? — Çünkü eve hep gece giderdim de. Tramvaydan inince karanlık bir sokağa sapılır.. Karanlık sokaklarda on dakika kadar dolaştıktan sonra bizim eve gi lebilirdi. Ben o zaman mektepten yeni çıkmış, bir gazeteye musahhih muavini olarak girmiştim. İşim sekiz buçuk, dokuzda bi- terdi. Evime hep gece giderdim. Bir akşam gene evime gidiyordum. Tramvaydan in- dim, birinci karanlık sokağı yürüdüm, ikinci karanlık sokağa girdim. Evlerden birinin kapısı yarım açıldı, muntazam vücutlu bir kadın göründü. Ben baklım. Bugünkü program 25 Ağustos 1987 Çarşamba İSTANBUL Öğle heşriyatı: 12.90: Plâkla Türk musikisl. 1250' Hava- dis. 13; Muhtelif plük neşriyatı. Akşam neşriyatı: 18.90: Plâkla dans musikim. 19.30; Konfe. rans: Beyoğlu Haikevi namına, Memduh Te- sel tarafından (Kooperatifcilik), 20: Nezihe ve arkadaşları taralından Türk musikisi ve halk şarkıları. 2030: Ömer Rıza tarafından arabca söyler. 20.45: Bimen Şen ve arkadaş- ları tarafından Türk musikisi ve halk garkı- ları, (saat âyarı). 21.15: Orkestra. 22.15: A- Jans ve borsa haherleri. 2230: Plükla solo- lar, opera ve operet parçaları, ta da belli idi. Bir gece biraz dolaşmak teklif ettim. Kabul etti. Fakat caddeye çıkmaktan çe- kiniyordu. Bizim karanlık sokaklarda gezdik.. Edebiyatı çok seviyordu. Şiirler. den, muharrirlerden bahis açtık. Ben, te- sadülen matbaaya gelmiş te görmüş ol- duğum bir kaç muharririn arkadaşlarım olduğunu iftiharla söyledim. Bu ona bir tesir yaptı, daha sokuldu. Kol kola gir- dik., Artık ben evi unutmuştum. O u « nutmuştu. Karanlık sokağın - birinden çıkıyor, öbürüne dalıyorduk. Henüz ev- lenmemiş olduğunu söyledi. İstiyenler pek çokmuş, fakat o, evleneceği adamın zengin olmasını, şu olmasını, bu olma - sını değil.. Kçendisini anlıyabilmesini, ©- debiyalı sevmesini istiyormuş. Ben ken- dimi bu cins adamlar katagorisine koy « muştum. Demek benimle evlenecekli. Bu fevkalâde güzel insan benim katım öla« caktı. Artık onu karanlıkta değil, güneş ışı- ğında da görecektim. Ve o zaman bütün güzelliğile gözlerimi — kamaştıracaktı. Bunları düşünürken biraz daha sokulu- yordum. Onu biraz daha benimsiyor « -| dum. Artık tereddüde mahal yoktu. <See ni seviyorum» dedim, lk bonsuvak rıma ayni kelime ile cevap verdiyse bu- na da ayni kısa cümle ile ceyap verdi; «Seni seviyorum.» Karanlıkta nereden çıktığını farkede « mediğimiz bir adam karşımızda peyda oldu. Bu bekçi idi. Elektrik lâmbasını bi- ze doğrü tuttu. Yanımdaki birdenbire: «Eyvah» dedi ve ellerile yüzünü kapadı. Ben bir an içinde onun yüzünü elektri - ğin keskin ışığında görmüştüm. Bu yüz şöyle böyle değil, bakılmıyacak kadar çirkin bir yüzdü. , — Cinayet nasıl oldu, onu söyle. — Ne cinayeti? — Hani bekçi kadını öldürmüştü. — Anlattım ya! — Elektriği tuttu, € sonra.. — Sonrası yok. Geçti, gitti. Benim hayalimde dünyanın en güzel genç kızı olarak yaşıyan genç kız artık ölmüştü. Onun yerinde çirkinlerin çire kini bir kız vardı. Bu o değildi! Artık ö- teki ölmüştü. Onu bekçi öldürmüştü. Yarınki nushamızda : Alışmış kudurmuştan beterdir Yazan: V. Ardof Rusçadan çeviren: H, Alaz

Bu sayıdan diğer sayfalar: