10 Mart 1938 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8

10 Mart 1938 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KONYADA: “Aksarayda Bir Yıl Içinde Başarılan İşler Konya Aksarayı (TAN) — 937 se- nesi içinde ilçemizde yapılan işleri şu şekilde hulâsa etmek mümkündür: Halkevinin müzik ve spor kolları çalışmış, diğer kollarının durgunlur ğu göze çarpmıştır. Maarif işleri iyi yürümüştür. 27 köyde yeni mektepler yaptırılmış, hepsine muallim tayin olunmuştur. Yeni sene içinde de köylerde mektep ler yaptırılacaktır. Belediyenin 937 senesi içinde pek faaliyeti görülmemiştir. İşlek cadde! ler bile bakımsızlıktan geçilmez hal- dedir. Dükkânlarda ve kahvelerde! sıhhi şartlara Jâyikile riayet edilme- diği görülüyor. Kurutulan bataklıklar ve yol inşaatı Geçen sene Karasaz bataklığı ku- Tutulmuş ve üzerinde asri 80 ev ya- pılarak muhacirler yerleştirilmiştir. Mülk sahiplerinin kavak ağacı dik. mesinden dolayı sivrisinek kaynak.| ları tamamile söndürülememiştir. Bu noktaya pek dikkat edilmediği an- Yaşılıyor. Aksarayı, komşu vilâyötlere ve kâ sabalara bağlıyan şoseler bitirilme- Dönüşünde Eski Nışanlısı, İzmir, (TAN) — İplik fabrikasında çalışan 20 yaşında Fatma, ayni fab- rikada amele Ali ile nikâhı kıyıldık- tan sonra Basmahane istasyonunda trene binerken eski nişanlısı iplik a- melesi Mehmet oğlu Şemsi tarafın- dan vurulmuştur. Fatmanın meme- sinde, boğazında ve muhtelif yerle- rinde 6 yara vardır, hayatı tehlikede- dir. Şemsi tutulmuştur. Torbalıda Kaçırma Vakaları | Torbalı, (TAN) — Dirmil köyü ei- varında odun toplamakta olan Hü- seyin Ateşin 30 yaşlarındaki eşi Ay-| şe, şekerci oğullarından Hüsnü tara- | fından zorla kaçırılmıştır. Hüsnü ve suç ortağı Mustafa sonradan yaka- lanmışlardır. sındaki kızı Ayşe, arabacı Hüseyin! ERZURUMDA: Azılı Bir Hırsız miş ve son yıllarda bu sahada çalışı- lamamış olması yüzünden nakliyatta | sıkıntı çekilmiştir. En yakın istas-| yon olan Ereğliden postalar Tatar a- rabâsile gelip gitmekte, düzgün bir seyir takip edememektedir. Köylerde kalkınma işi 937 de iyi yürümü Köy mıntaka kâtipleri tayin edilmiş, köy büroları kurulmuş tur. Çocuk esirgeme kurumu, 937 se- 4 çinde 750 liralık bütçesile 67 fakir çocuğa elbise yaptırmış, 22 ayakka- bı ve çorap, kitap vermiş, tedavi et- mek Ve para vermek suretile yardım- larda bulunmuştur. 938 bütçesi 1070)“ Kiraya çıkarılmıştır, arama arar ar arar ar ar arar £ KÜÇÜK HABERLER * Üremesi # Bandırma, (TAN) — Akçapınar kö- yünde Abdullah ve ailesi tarlaya çalışmı- ya gitmişler, bu esnada iki katlı ve beş © b evleri, eşyası ve alurındaki bayvanlar Ne beraber, yanmıştır. * Balkı (TAN) — “Yoksulları Gö-| zetme Bl » mMölvelerinde yapılan eşya sergisi Halkevinde vali tarafndan aç,lm,ş- tr. # Birkaç nüshası “Afyonkarahisar, da çıkarıları “Kocatepe, gözeteri Eskişehire oakledilmiş ve orada Beşredilmiye başlan- Baştr. # Eskişehir, (TAN) — Alpu nahiyesinin Karakamış köyünde çoban Alinin karısı Kaçarken Tutuldu Erzurum, (TAN) — Gebeliyin Sa- karya oteline giren bir hırsız, otelin sahibi Lâtif ve hizmetçisi Yusuf ile | boğuşmuş. Yusufla bersber 20 mer | İdiven basamaktan aşağı yuvarlan- mıştır. Bu sırada Yusufun elini bıçak la müteaddit yerlerinden yaralamış- | tar. Hırsız, yetişen polisler tarafın- dan yakalanmıştır. Kümbet köylü Kahraman olduğu anlaşılmıştır. 4 Erzurum, (TAN) — Patmos il çesinin Uzuncaköyünde tam 140 ya- ELBÜSTANDA ORTAOKU, Emine üç erkek çocuk doğurmuştur. Elbüstanda İnşaati yarım kalan orta | mein Kızı NE Yaraladılar Başka Birisile Evlenmesine Muğber Olmuş! ve arkadaşı Faik tarafından kaçırıl- muştır. Bunlar, zabıtaca aranılmakta- dır. Tirede Kamyon Kazası Tire, (TAN) — İzmirden buraya gelmekte olan 539 numaralı kamyon, Boğaz köyünde devesi İsa oğlu Bek- taşı çiğnemiştir. Bura hastanesine ge tirilen Bektaş ölmüştür. o Şoför Salih oğlu Memduh Konuk ve Muavini Hasan oğlu İbrahim ya- kalanmışlardır. Bir Kadını Vurdular Ödemiş, (TAN) — Meşrutiyet ma- hallesinde oturan Fatma, kendi sarkıntılık eden Kuvvetli köyünden Şerif Ali Çetine mukavemet etmiş- tir, Mutaarrız, Fatmayı dokuz den yatalamış, kaçarken tutulmuş- tur. Fatmanın hayatı tehlikededir. HAVZADA: Hükümet Binasında Yangın ıÇıktı Havza, (TAN) — Pazar günü sa- baha karşı hükümet binasından ke- rin- İsif dumanlar çıktığı bekçiler tarafın an görülmüş, silâhlar atılmak sure- tiyle halk yangından kaberdar edil miştir. Belediye zabıtası memurları ile a- sinde yangın Ateşin, bir odada bırakılmış olan mangalda kıvılcım sıçrıyarak çıktığı anlaşılıyor. Şına gelmiş olan Süleyman İs: bir ihtiyar ölraüştür. inde Ez okul binasının bugünkü vaziyeti İve İsmetpaşa ilk okul İrakol yaptırtmışlard ELBÜSTANDA: DA: Toprak Yolun Şoseye Çevril- mesi İsteniliyor Elbüstan, (TAN) — Yeniliğe karşı büyük bir kabiliyet göstermekte o- lan kasabamız halkı, Cümbhuriyetin İlânındenberi 15 sene içinde, sirf ken di teberrularile güzel eserler vücude getirmişlerdir. Elbüstanlılar bu me- yanda 90 bin liraya bir hükümet ko- nağı, 20 bin liraya jandarma dairesi ve hapisane, 30 bin liraya Gazipaşa binaları, 20 bin liraya muhtelif yerlerde yedi ka- Şimdi de 15 katlı bir orta okul binası inşa ettirmektedirler, Ya- kında Ceyhan nehri üzerinde bir un fabrikası kurulacaktır. bin lira sarfederek Kendisine bağlı 150 köyle beraber | nüfusu 70 bine varan Elbüstanın bir tek dileği, Kapıdere, itsasyonuna ka- dar olan 65 kilometrelik toprak yo-| lun muntazam bir şose haline geti- rilmesidir. Bu takdirde, kaza, her nok tadan daha ziyade ilerliyecektir. EZİNEDE: Kazanın Birçok Eksikleri Var Ezine, (TAN) — Kasabamızın bir- çok eksikleri vardır. Meselâ, caddelg rin temizliğine az itina gösterildiği, zehirlenen köpek eşlerinin bir çok yerlerde süratle kaldırılmadığı görü lüyor. Sonra, köşe başlarındaki fe- nerlerin cam ve lâmbaları da, on a- dım İlerisini aydınlatamıyacak ka- dar kirlidir. Kasabanın mühim eksiklerinden biri de, köprünün mühim tamire ih- tiyaç göstermesidir. Halkın eğlenme si ve istifade edebilmesi için, kapalı duran sinema binasının açılması çok yerinde olacaktır. Ezinenin mektep eksikliği de mü- himdir. Talebe sayısı fazla olduğu için birçokları mektepsizdir. Kasaba nın 45 köyünün birçoğunda üçer sı- nıflı okullar vardır. Bunların bina ları harap vaziyettedir. Kasabada, bir dispansere ve bir İdoğum evine ihtiyaç vardır. Hükü- met, doktoru müracaatlerin hepsine yetişemiyor. O kadar ki, köyden ge- len hastalar ve İohosalar, çok defa beklemek mecburiyetinde kalıyor- lar. Bunların çoğu, Çanakkaletmem- leket hastanesine kadar gidecek v. ziyette değildir. Bu bakımdan, hiç ol mazsa 3 — 4 yataklı bir revire kati ihtiyaç vardır. 10-3“ Y38 e — ( Hikâyeden Mabaat | BİLEZİK (Başı 6 wcıda) çekmeceyi açtı ve kapamasını W nuttu. Kâmil çekmecenin içine ba- kınca karısının bileziğini gördü. Ansızın kafasına bir fikir hücum ett, Parmaki Fakat öyle bitaptı, ki... Nihayet karar verdi. Yavaşçacık rım oynattı elini uzattı; bileziği kavradı. Ace- leyle cebine attı. Kuyumcu onu görmemişti. Dükkândan çıktı. Fakat tam yüz adım gitmişti, ki arkasından bir bağırış duydu: — Hırsız var. Hırsız var. Tutun! yakalayın! Bu ses bir balyoz gibi kafasına indi. Fakat telâşlanmadı; ve ayni yavaşlıkla yürümeğe dövam etti. Lâkin bu sırada düdük sesleri du- yuldu. Ayak patırtıları çoğaldı, ve beş altı polis etrafını sardı. İçle rinden birisi onu tanıdı, yakasına sarılarak: — Şimdi de hırsızlığa başladın ha! diye homurdandı, Kendini rutubetli bodrumda bu- Tunca sağına soluna bakındı. Yap- İ yalnızdı. Gömleğinin yakası yırtıl- mıştı, Kıravatı yana sarkmıştı. Sa- dece kıravatın üstünde bir damla İ kan vardı. Her Eve Lâzım Olan YENİ Çocuk Ansiklopedisi üessesemiz tarafından neş- redilen Yeni Çocuk Ansik- loperlisi her çocuğun mutlaka sa- hip olması lâzım gelen bir eserdir. Çünkü çocuk bu eserde ders esnar sında ve ders dışında aradığı bü- tün malüman bulübilir. ÇOCUK ANSİKLOPEDİSİ bü- tün dünya 'lisünlarma tercüme © dilmiştir. Bu beynelmilel eseri, Türk çocuklarının ihityaçlarını ve mektep programların gözönünde bulundurarak lisanımıza çeviren- ler, Profesör Salih Murat, Falk Sabri ve M. Zekeriyadır. Eser 1500 sayfalık iki büyük ciltten mürekkeptir. Tam eserin fiyatı 7 liradır. Muallimlere ve mektep talebesine ayrıca tenzilât yapılır. Bu eser yalmız çocuklar için de- gil, bütün ilkmektep öğretmenleri için en kuvvetli yardımcıdır. Çün- kü bütün dersler bu eserde re- simlerle ve geniş malümat ile zen- ginleştirilmiştir. Eser hakkında bir fikir edinmek istiyorsanız aşağıdaki kuponu dok durup bize gönderiniz. Size be- dava bir broüşr göndeririz. Bu bro- şür size Ansiklopedinin kıymetini anlatacaktır. Yeni Çecuk Ansiklopedisi broşürün- den bir tane göndermenizi ve mu- ailimlere ait san tiydünmz bildirme- nizi rica ederim. — Ne güzel şeyler okuyorsunuz, ben de okumayı pek severim; öyleyse biribirimizle iyi dost olup anla- gırız; malümya, her kadınla anlaşılmaz, dedi Ben, benimle hemen dost olup anlaşabileceğini kestiren bu sarı, maymun yüzlü «dama İstemiye iste- miye güldüm. O, bundan cesaret aldı; bana bir sürü kompleman yaptı; çıktı, gitti, Hasan gelince söyledim: — A, dedi, gayet iyi dostumdur; karısını sana ta- mtmıştım; Raife Hanım. Şunun bunun dedikodusu- na bakma; pek görüşülecek insanlardır. İstersen bu akşam bir ziyaret yapalım; yahut onları buraya ça- ğıralım. Kadıköylü Ralfe ve kocası pek te gö #anlar değillerdi; bir bakışta ikisi de hangi sınıf in- #anlardan olduklarını gösteriyorlardı; lâkin madem- ki Hasanın pek candan dostları imiş, görüşelim, baka in dedim. Haber gönderdik, yemekten sonra gel- iler. Ne dostlar, ne dostlar... Mevsim yazdı; apartıman- da sıcaktan bunalıyorduk; Esat Beyin karısı Raife- nin yüzünden kızıla boyanmiş “yağlı terler akıyor; rimeller göz altlarına yayılmış; tombul göğsü sivilce- ler içinde... Gerdanı şişkin ve kat kat.. Kalın, büyük ağzı henüz kesilmiş, kanı üstünde bir et par- çası... Her ağız açışta sözüne bir kahkaha karıştıran bu kadın, ne mânasız mahlük! Durmadan kırılıyor, durmadan gözlerini süzüyor; durmadan kahkaha atı- yor. Ona bakarken biraz da Hasanın zevkini tahlil etmiş oluyorum... İpi sapı olmıyan şeyler görü- gülüyor; ben zorla onlara karışıyorum; zorla gülmi- ye çalışıyorum. Arada likör filân içiliyor; her kadeb- te Raifenin gözleri biraz daha süzgünleşiyor; kahka- haları biraz daha gevrekleşiyor. Nasıl oldu, bilmem bir aralık dört kişi iki grupa ayrıldı; bir yanda Raife ile Hasan, bir yanda benimle Esat Bey. YAL, DONUYORUM YAZAN: ŞÖÜKÜFE 'NİH iş — Esat Bey durup durup beni methediyor; benimle samimi dost olmak istediğinden, pek iyi anlaşacağı- mizdan bahsediyor... Kendisine sordum. — Anlaşmaktan ne kastediyorsunuz? Benim kim- se ile samimi dost olmak âdetim değildir; ben gayet soğuk insanım; sonra bütün tanıdıklarımı biribirin- den ayırmadan konuşurum; herkesi ayni şekilde s6- verim. Esat Bey yerinde doğruldu; sarı çipil gözlerini açtır — Oo, işte buna tahammül edemem, Yıldız Hanım; dedi, Beni herkesle karıştırmayınız; biz sizinle, göre ceksiniz, büsbütün başka türlü dost olacağız. Bunları, bana mahrem birşey görüşür gibi, sesini alçaltarak söylüyordu. Salonun öbür köşesinde Raife ile Hasan, Esat Be- yin bahsettiği anlaşma hududunu çoktan geçmişler; Raife sedire uzanır gibi oturmuş; süzgün gözleri Ha- Sanın gözlerinin içinde... Hasan onun ayak ucuna İliş- miş; likör kadehini dudaklarına uzatıyor ve fısıltı ha- linde birşeyler söyliyerek onu gülmekten katıltıyor. Komedya, tamam, dedim; ne âlâ dostlar.. Ne Garp- ılık, ne sosyetel, Çoktanberi kibarlığım, vakarını muhafaza eden Hasan, en küçük bir fırsatla yine maskesini atmıya bazırlanıyordu... Yeni apartmanın bir dairesinde yalıda iken * yen- gemin tanıdığı bir ailenin kızı olan Şefkat Hanım oturuyordu. Bir hariciye memuru olan kocasivle #o- yet iyi anlaşmış, otuz beş yaşında kadar, lisan bilir, güzel, şen bir kadındı. Beni de çocukken pek çok se- verdi. Şimdi onu görünce eski günlere, çocukluk gün- lerime; daha hiçbir şey kaybetmediğim günlere dön- müş gibi sevindim. Nasılsa karıştığım şuursuz, sahte bir muhitin içinde Şefkatle kocası akılları başların- da, değişikliği huzmetmiş, kültür sahibi, müvazene- U insanlardı; eğlenmeyi de, konuşmayı da, aile ve- karının, haysiyetinin ne olduğunu da biliyorlardı. Her hafta evlerinde toplantı olurdu; buraya memle- ketin en münevver insanları, muharrirler, sanatkâr- lar, bazı ecnebiler de gelirdi. Şefkat Hanımın salonu benim için bir cankurta- ran vazifesini gördü; oraya âdeta mükaddes bir ye- re sığınır gibi gidiyordum: Sonra birçok çocukluk srkadaşlarım ve Nükhet te oraya geliyordu. Şefkat Hanım çok nazik bir kadındı; görüşmeyi severdi; hattâ onun bu misafir severliğinden istifade ederek apartıman komşusu olmak dolayısile ne yapıp sapıp Raife ile kocası da bu salona girmiye muvaf- fak oldular. Şefkat Hanımın salonunda dansedilirdi; müzik ya- pılırdı; kâğıt oynanırdı; görüşülürdü. Herkes orada kendine göre bir dost bulabiliyordu. Yıllardanberi çektiğim yalnızlıktan orada kurtulmıya başladım. Şefkat Hanım arasıra suvareler de yapıyordu. Bun. ların birinde (Altan) adli bir gençle tanıştım. Etsiz, kızılca tenli, 61, atlet yapılı bir genç... Çok oku muştu. Edebiyat meraklısıydı... Az zaman sonra Şef- katin salonunda ikimiz de biribirimizi aramıya baş- ladik. Altan iyi Almanca biliyordu; bana Alman edebiya» tından haberler getirir; Göte'den, Şiller'den, parça- lar okurdu... Ben her defasında bana yeni bir şeyden bahseden bu arkadaşı her hafta saatlerle dinlerdim. Ben de ona anlatacak birçok şey buluyordum. Bü- tün bu konuşmalarda biribirimizg git en ufak bir ba- his, tek bir kompleman bile yaptığımız yoktu. Bazı dansediyorduk; Aramıza Nükhet te karışıyor. du. Ne iyi anlaşan bir grup olmuştuk. Şefkat Hanım, benim be kadar yalnız arkadaşaız olduğumu bildiği İçin ayrılırken Altanla Nükhete: — Çocuklar, her hafta gelin; Yıldız sizinle iyi an- laşıyor; vakit geçirirsiniz; ev sizin, diyordu. Bir akşam, yine geç vakit, Esat Bey geldi; kendi kendilerine bir samimiyet, dostluk icat ederek © za- mana kadar zaten birkaç defa daha gelmişlerdi: ben de ister istemez bir iki ziyaret yapmıya mecbur ol- muştum. Esat Bey o akşam gülmüyordu; düşünceli. mahzun gibiydi; karşıma oturdu; gözlerini gözlerime dike- rek baktı: — Siz, dedi; çok hain mahlüksunuz; benim gibi sizi en çok anlıyan birisine başçevirdiniz de o zıpır çocuğa yüz verdiniz, değil mi? (Devamı var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: