11 Şubat 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 26

11 Şubat 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 26
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KADIN. Bol etekle bolero İstisnasız bir kaide 1 — Elbise-ceket takımı: Bir kaç senedir revaçta olan elbise ve ceket takımı modası bu sene de devam et- mektedir. Dar elbiseler üzerine giyi- len bu tayyör ceketlerinin — muhtelif biçimleri vardır. Klasik ceketlerin yanında arka uçları öne nazaran da- ha uzun olanları, kalın kumaşlardan yapılmış, kısa spor palto biçiminde o- lanları da vardır. Bol eteklerin üzeri- ne ise daha çok vücuda yapışık, ya- kasız küçük bolerolar giyilmektedir. — Rob-mantolar: Hazır elbiseci- lerin kolleksiyonunda en giden, zevkle seyredilen dına arzu veren kıyafetler manto'lar olmuştur. Ekserisinin ya- kası açıktır ve içerden bir jile ile beyaz bir yaka gozukmektedır Bu modellerin hepsı baştan aşağı düğ- meli ve belden kesiksizdir. Dar etek- liler de vardır, belden itibaren git- tikçe kloş şeklınde genişleyenler de.. Bazılarının yaka kısmı kendi kumaş- larından ince bir eşarpla bağlanmış- tır. Bu kıyafetlerle beyaz bereler ve eldivenler gayet şık — durmaktadır. Zaten ilkbaharın en cazip modası muhakkak ki, her yerde giyilen bere— ler ve bere şapkalardır Beyaz min üzerine siyah — benekli berelere bu ilkbaharda çok raslanacaktır. 3 — Uzun ceketler: Dar etekler ü- zerine giyilen düz hatlı, kısa veya u- zun kollu kısa paltolar kadına bir incelik, bir fidan edası vermektedir. - 4 — Jarse elbiseler: Jarseler 1956 İlkbahar modasında baş mevkii muhafaza etmiştir. Bu kumaşın kul- lanılmadığı yer hemen hemen yok gibidir. Gömlek biçimi spor bir elbi- se, kolsuz bir gece elbisesi, sabah i- 26 çin zarif ve sıcak manzaralı döpiyes- ler, ince pliseli ogleden sonra elbise- leri jarseyi hiç te küçümsememişti. Kadınlar Vucutlarını saran, onlara hareket serbestisi bırakan jarseyi terketmemeye azmetmiş görünüyor- lar. Cemiyet Aşure günü Aşure tatlı bir şeydir. hoş bir şeydir. Aşure besleyicidir. Aşure vitamin doludur. Aşurede buğ- Aşure çok day vardır, pirinç vardır, her türlü yaş ve kuru yemiş Vardı Aşureyi herkes sever, Türkiye'de, islam tak- viminin ilk ayı olan Muharrem ayın- da aşure pişirmek çok eski bir adet- tir. Aşurenin şöyle bir hikâyesi de vardır: Muharrem ayının onuncu gü- nünde, Nuh'un gemisinde kalanlar bir tencere alarak, erzaklarından ar- ta kalan son kırıntıları içine atıp pi- şirmişler, sonra oturu ep beraber yemişler ve adını aşure koymuşlar. O zamandan bu zamana âdet olmuş, Muharremin onund aşure pişirilir Ve komşularla paylaşılır., ubat perşembe günü Mithat- paşa caddesi 35 numaraya geliniz ve aşureyi paylaşınız Çocuklarınızı da beraber getirini Mrs. Scott, elındeki davetiyeden yukarıdaki yazıları bir daha okudu. Sonra içini çekerek — bir yatağında yatan hasta çocuğuna bir de dışarı- da lapa lapa yağan kara baktı. Tür- kiye'ye geleli henüz bir hafta olmuş- tu. Kocası Amerikan sefaretine men- suptu. Mrs. Scott — Ankara'da Türk dostlar edinmek niyetindeydi. Fakat ne çare... Hava berbattı ve çocuğu hasta idi. Doğrusu Mrs. Scott aşure davetine icabet edememekten ötürü büyük üzüntü duyuyordu. O sırada katini celbetti: "Saat 3 ile 6 arasında istediğiniz zaman gelebilirsiniz" de- niliyordu. Bu davetiyede cidden bü- tün kolaylıklar duşunulmuştu Ço- cuklar, saat serbestis Mrs. Scott bir ara ço uğunu bı- rakabilirdi. Kararını verdi. Gidecek- ti Bir yardım şekli Yağmurlu, — fırtınalı berbat bir gündü ğ indi, kar başladı. Fakat bazı hanımlar gene de evlerınden çık- mışlardı. Acele adımlarla Mithatpa- şa caddesindeki "Türk - Amerikan Derneği"ne koşuyorlardı. Bunlar aşu- reyi seven hanımlardı. Ama sevdik- leri yalnız aşure degıldı Yardımı da seviyorlardı. Zira bu üre — günü, Arnavutköy Kolejınde bir talebeye burs teinin etmek için tertiplenmişti. Talebe son sınıflara — gelmiş ve bir- den ailesinin mali vaziyeti bozulmuş- tu. Ona ve onun gibi olanlara Dernek yardım etmek istiyordu. Aşureyı yı— yen, masanın üstündeki tepsiye gön- lunden kopan parayı bırakacaktı. Salondaki şömine etrafına tatlı bir sıcaklık vererek çıtır çıtır yanı- yordu. Büyük bir masanın üzerinde müşterilerini — bekleyen cazip aşure kâseleri duruyordu. Radyodan hafif, neşeli bir müzik yükseliyordu. Çoğu neğe mensup olan hanımlar ara- larında şakalaşıyor tatlı tatlı sohbet ediyorlardı. Fakat gözler kapıdan ayrılmıyordu. Gonul istiyordu ki, sa- lon dolsun, taşsın. Vakıa müddet u- zundu. 3 ile 6 arasında herkes gelip aşuresini yiyebilirdi. İşi olanlar bile bir ara uğrayabilirlerdi. Ama bütün bu düşünceler bekleyenlerin sabırsız- lığını önleyemiyordu. Bu aşure günü- nü bir konserin ve başka toplantıla- rın takip edeceği anlaşılıyordu. Zira bu aşure günü kendisinden umulan hasılatı temin edeceğe benzemiyor- Türk - Amerikan Derneği Aşure AKİS, I1 ŞUBAT1956

Bu sayıdan diğer sayfalar: