11 Ocak 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 20

11 Ocak 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 20
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Porselenler Kırıldı Fasih İNAL yo hikâyesi dedik, anlatamadık. Porselen Ber yepyeni bir sanayi koludur dedik, kimseye derdimizi dinletemedik. 35 milyon lira sallantıda dedik, kimse oralı olmadı. Fabrikayı destekleyen bir Kredi mü- essesesi müşkül durumda bulunuyor dedik, herkese viızgeldi . Nihayet, olanlar oldu işte... Kurulduğundan bu yana, aşılı yukarı sa- dece stoka çalışan Tuzla Porselen Sanayii yüzünden Maliye Bakanlığı Tür- kiye Kredi Bankası idare Meclisine İş Bankasının üç elemanını tayin et- miş bulunuyor. Bundan bir müddet önce, 4 Ağustos kararlarını müteakip bir takım bankalar tasfiyeye tabi tutulmuşlar, bir ona girmişlerdi.. O za- man bu bankalar bakımından normal karşılanan bu durum, Türkiye Kredi Bankası için hiç de böyle olmamış, daima ciddi banka hüviyetini taşımış olan Türkiye Kredinin bu günkü vaziyeti piyasada hakikaten üzüntü konu- su olmuştur. Üzüntü konusu olmuş, fakat kimse durumu hayretle karşılamamıştır. Zira bunun böyle olacağı zaten bilinmekte, aylardan beri beklenmekteydi. Koskoca bir fabrika kur, mamullerinin maliyeti ithal mallarından düşük, buna karşılık kaliteleri yüksek olsun ve elde de bilmem ne zamana yetecek kadar mal bulunsun, sen hâlâ ithalat yapmak için her türlü tedbire baş vur!... Bu, olur iş değildir t.. Ne bizim yazılarımız, ne porselen sanayiinin durumu, ne Plânlamanın raporları, hattâ ne de bugünkü döviz darlığı, memlekete porselen ithaline lüzum olmadığını Ticaret Bakanlığına anlatmaya yetmedi doğrusu.. Şimdi ithalâtta ısrar edenler, bu duruma baksınlar da, m kalkıp kına yaksınlar!... Porselenin stoka çalışması bir yana, çeşitli meseleler, bilhassa banka çevrelerinde enine boyuna konuşuluyor ve porselen sanayiinin eski sorum- luları halikında lehte - aleyhte sözler sarfediliyor. Deniliyor ki, Porselen Fabrikası 17, bilemediniz 20 milyona çıkabilirken — sıkı durun! —, 70 milyon liraya tamamlanabilmiş. Bunun hesabının muhakkak surette so- rulmasını isteyenler var..." Ve diyorlar ki "stoka çalışmak, haddizatında işin tuzu biberi oldu, yoksa, 70 milyon esasen ortalığı kül etmeye yetmişti bile.." Her neyse, şöyle veya böyle... Neticeye bakılacak olursa, İş Bankasın- dan Türkiye Kredi Bankası idare meclisine tayin edilenler çalışmaya baş- lamış bulunuyorlar. Yakında da bir rapor hazırlayıp Maliye Bakanlığına verirler herhalde.. Porselen nâzik maddedir. Bu kadar ağırlığa dayanamayacağı belliydi zaten!... çektir. İade miktarı da yüzde 10'dan (o Çetrefillikler koleksiyonu, fazlaysa, aradaki fark sanayiciye ve- rilecektir. Buna karşılık az ise, ara- Jyaddizatında bulunan sistem çok nor- daki fark tahsil edilecektir. Şimdi düşünülsün : ' Bir mamulü ihracatçı dışarıya sa- tacak, vergi iadesinden istifade edecek ve bütün hesaplarını da buna göre ya- pacak... Sonradan yapılacak bir hesap neticesinde, -hem de kilo başına ve kuruşlarla -, hesaplanan iade miktarı yüzde 10'dan az ise, aradaki fark ha- Zineye geri verilecektir. Bu şekilde, hiç bir firmanın ihra- cat işine. girişeceği tahmin edilebilir mi? AKİS/20 maldir. Yani ihracatta vergi lade- si düşünüldüğüne ve bir prim vermek de bahis konusu olmadığına göre, iade miktarı fazlaysa ihracatçıya vermek. azsa evvelce verileni almak kadar nor- mal bir şey olamaz. Ancak, tüccarın ihracatı yaparken maliyeti hesapla- mak mecburyietinde olduğunu akıldan çıkarmamak lâzımdır. Fiyatını hesap- layacak, ona göre dış piyasaya bir fi- yat teklif edecektir. Bu durumda iter- de tespit edilecek - hem de terkedilmiş, kusurları anlaşılmış spesifik sistem- le tespit edilecek - maktu fiyatlara gü- venerek ihracat yapılacağını ummak doğrusu iyimserliğin son haddi olsa ge- rektir. Kararnamenin bir fıkrasında, Ba- kanlığın 16 Aralık 1964e kadar ayrı anayi gruplarından olmak üzere, en az 20 maddenin vergilerinde ne nispet- te iade yapılacağım tespitle görevlen- dirildiği belirtilmektedir. . Böylece Il sayılı listenin mensucat sanayiinden gayri, çeşitli sanayi gruplarını ihtiva etmek üzere ilerde genişleyeceği an- laşılmaktadır. NI sayılı listeye gelince, bir takım zirai maddelerin sıralandığı bu listenin ilk önce bu kararnamenin içine yan- lışlıkla girdiği intiba uyanmaktadır. Bu liste ohakkında kararda da pek fazla izahat mevcut değildir. Sadece i fıkrasında, "II ve III sayılı listeler- de yer almayan maddelere (...) yüzde 10 nispetinde vergi iade edilir" denil- mektedir. Böylece III sayılı listedeki maddelerin ihracı halinde vergi iadesi yapılmayacağı anlaşılmaktadır. HI sayılı listede, meselâ yumurta sarısı görülmektedir. . Yumurta sarısı, dökme olarak ihraç edilen bir madde- dir. Bu durumda birisi kalkıp da bu- nun fıçılara doldurulmasının bir sı- nai ameliye olduğunu iddia etmesini önlemek için sayılı listenin hasır- landığı anlaşılmaktadır. Ancak, neden bu çetrefil yola gidil- diği ve "III sayılı listedeki maddelerin ihracında vergi iadesi yapılmaz" denil- mediği, üzerinde durulacak bir husus olsa gerektir. Esasen kararnamenin yukarıdan a- şağıya bir çetrefillikler koleksiyonu ol- duğu görülmektedir. Aylar ve aylar üzerinde çalışılan kararname imlâ yan- lışları, cümle düşüklükleri içindedir. Gelelim, bu kararnameyle sınai mamul ihracının kaabil olup olamıya- cağına... Bu hususta kesin hükmün tabia- tıyla zamada verilebileceği larak memlekete döviz getirilmesi iste- --liyorsa, evvelâ zihniyeti değiştirmek lâzımdır. Yani problem, "ihracat ya- pılsın ve memlekete döviz gelsin" şek- linde ortaya konulmalıdır. Halbuki biz,' "döviz gelsin"den önce "vergi kaçma- sın"ı hesaplamaktayız. Bir kararname yayınlayıp içine kı- saca, "sınai mamul ihracında yüzde şu kadar vergi iade edilir" diyebiliyor mu- sunuz? İşte o zaman hakiki ihracat im- kânı ortaya çıkabilecektir. Şu kararnamede bir sürü forman- te mevcuttur. Bu durumda sınai ma- mul ihraç edilebilir mi? Belki edilir, ama haddizatında bu ediliş bir ye- kün tutmayacaktır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: