11 Ocak 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 34

11 Ocak 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 34
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KÖŞEDEN Yeni yıla girerken A tık hiç bir izah tarzı, hiç bir tevil gerçekleri ört- meğe yetmiyecektir. Bugün bütün spor işlerimiz, baş- ta tesisler ve güreş olmak üzere, idaresinde de, teknik kıvamında da eski emekleme devrine dönmüştür. Sorum- luları ve ortaya koyabildikleri meydandadır. Meslekleri, mesrebleri, emek ve tecrübeleri bakımın- dan sporla ilgisiz kişiler yıllardır saha ve tesis demişler, yüz küsur milyonu, hiç bir prensibe ve plâna bağlanma- dan rastgele döküp, memleketi yıllık gelirlerle bakını sağ- lavamıyacak bir külfetin altına sokmuşlardır. Sporu re- organize edeceğiz, ilmi metodlarla çalışacağız demişler, sonra bunu gezme tozma fırsatı sayıp, içerde ve dışarda yüzümüzü yerlere düşürmüşlerdir. Nizam, disiplin demiş- ler, bilgisiz ve kaprisli davranışlarla, kanunen ve fiilen başında bulundukları ünitelerle huzur bozucu, verim tü- ketici çelişmelere düşmüşlerdir. Gazetelerin spor sayfa- ları yıl boyunca buram örnekleriyle dolup taşmıştır. Saha ve teste işlerimizin perişanlığı için AKİS pek çok örnek vermiştir. Teknik çalışmalar için ise son Rus- ya - Türkiye güreş karşılaşmalarının ortaya koyduğu tab- loya bakmak yetecektir. Hangi devamlı bir eleme faali- yetinin neticesi olduğunu kimsenin bilmediği bir avuç tec- rübesiz genci buz gibi bir otele kapatmışlar, başlarına, öğreticilik mesleğinde tecrübesiz ve bilgisiz birkaç adam koyup, onbeş - yirmi gün bilir bilmez bir şeyler yapmış- lar, sonra da fin hamamında yağlarını ve takatlerini eri- tip, dünya devlerinden birinin karşısına çıkararak yüz aklığı beklemişlerdir! Türk güreşçilerinin, koca dünyaya minderleri haram ettikleri 1946 Stokholm şampiyonasına hazırlanmağa so- rumlular 1343 de başlamışlardı. Bunun tek aksama- mış bir plânı ve programı vardı. Çalıştıranlar, idare eden- ler, kontrol edenler gözlerini sporda açmış, saclarını sporda ağartmış kimselerdi. Ortada ne bugünkü para, ne de bukadar imkân vardı. Vasat da bu değildi. Günlük gazetelerin arka sayfaları idarecilere her ko- nuda ışık tutan iyi niyetli yazılarla donanmazdı. Sorum- lu devlet adamı bile idaresine tevdi edilmiş sporcular için hiç umursamadan <baldırı çıplaklar» diyebilmişti. Şöhret yoktu, hele buna dayanan güven duygusundan eser yok- ta.Ama başka bir şeyler vardı. O zaman nereden nereye gelmiştik, şimdi neredeyiz? Pehlivanı yağlı güreş çayırından çekip onbeş - yirmi günlük kamplarda güreşçi yapmak mümkün olsaydı, Tür kiye bu yolu ilk yokladığı gün âlemi dize getirirdi. Öyle mi olmuştu?. Hangi spor kolunda olursa olsun, sakalımızın rengi- ni ortaya koyan her hâdisenin ardından sorumlu kişile- rin yeni ve ilmi metodlardan, yeni programlardan bah- setmeleri âdet oldu. Hep bunu tekrarladılar, fakat sade- ce kendilerini avuttular. AKİS/34 Vildan Aşir SAVAŞIR Güreş böyle de, diğer spor kolları başka türlü mü? Spor bir bütündür. Ya mahalleden, okuldan, Üniversiteden stada kadar beraber gelişir, ilerler, ya da böyle bütünü ile tersine tersine gider. Bizce herseyi olduğu yerde yok farzedip ise ölü nok tasından ve baştan başlamak lâzımdır. Dünkü sporcular arasından ilk aklınıza geleni seçip hoca idareci yapmı- yacaksınız, ümitelerinizi çoğaltacak, onları manen re mad- deten besliyeceksiniz. ümit ekiplerinizi senenin üçyüzalt- mışbeş gününde kondisyonunda tutmanın yolunu bilecek- siniz, maksada uygun imkânları ve vasıtaları hazırlıya- caksınız, sonra çoraklardan netice isteyereksiniz. Kulüp- ler kendi -yağları ile kavrulacak, çalışacak çabalıyacak ve siz gezi meyvelerini devşirip bol bol övüneceksiniz. Ke- yifli iş ama mümkün değil! Yürürlükteki kanun Beden Terbiyesi Enstitüsünün açılmasını vazife olarak teşkilâta vermiştir. Biz, evvelce açılanı kapadık. Hazırlanan tasarı da bunu derpiş etti., Biz tasarıyı evvelâ tanınmaz hale getirdik, sonra uyut- tuk. Öğretici bir kadro yetiştirmek için en ufak emeği esirgedik. Tesisler yapılıyor, diyoruz. Bunların idaresi teknik bilgi ister. Bunun için ne düşünüyoruz, kimseler bilmiyor- Küçük ve okul karakterli sahaların, tesislerin nâmı, nişanı yok. Kainin, Spor - Toto gelirlerini kayıtsız olarak spor saha ve tesislerine tahsis etmiştir. Bunların mutlaka âbi- de kılıklı müsabaka yerlerine dökülmesi için bir mecbu- riyet koymuş değildir. Memleketimizde ilk, orta ve daha yüksek dereceli okulların —hiç çekinmeden iddia edebi- liriz — yüzde doksanı kapalı bir cimnastik ve spor yerin- de, ona pek yakın bir sayıda olanı da çocukların rahatça koşup oynayabilecekleri (oOtemiz bir bahçeden mahrum- dur. Milli Eğitim Bakanlığı, elindeki kaynaklarla bu ke- sin ihtiyacı sağlıyamamaktadır. Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü spor «as» larının yetişmesi için hakiki bir, <fidelik», «fidanlık» demek olan okullarla meşgul olmamış, onların beden eğitimi ve spor bakımından problemleri üzerine eğilmeyi asla. aklına ge- tirmemiştir. Üç - beş okula tahsis edilecek bir ortak sa- lonun, bir oyun yerinin neler sağlıyabileceğini bir an dü- şünmemiştir. Bu teşkilât için okul ve öğrenci müsabaka- lara hazır eleman çekmek için izin alma mevzuundan İba- ret kalmaktadır.. «Küçük kulüp, yüktür». Onun; varlığı Teşkilât için rahmetli Haşim Paşanın mektepleri gibidir. Onlar olmasa, şu profesyonel kulüplerin çırpınmalarını istismar ede ede güller gibi geçineceklerdir! . Hayır, hayır! Yapılacak işlerin adını peşinen ve bi- lerek koymadan, onu kıl payı şaşmadan yürütecek kadro- ya sahip olmadan hiç bir yere varmamıza imkân olma- dığını öğrenmekle ise başlamak zorundayız.

Bu sayıdan diğer sayfalar: