30 Eylül 1967 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 20

30 Eylül 1967 tarihli Akis Dergisi Sayfa 20
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SİNEMA beri tiyatronun kötü illerini taşıyan sinemamızın yeni bir tiyatro döne- mine girmesi beklenebilir. Sinema kültürünü yayma Televizyonun sinema kültürünü yayma konusundaki büyük im- kânlarından yararlanılması da yine böyle, "iki tarafı keskin kılıç” gi- bidir. Sinemanın eski ve yeni, belli» başlı eserlerinden o yapılacak isa- betli seçmeler, bu eserlerin başa- rıyla tanıtılması düzenli bir şekil de yürütüldüğü vakit, sinema sa- natının ve kültürünün geniş kütle- lere en kestirme yoldan ulaştırıl- ması, sinema Seyircisinin seviyesi nin yükseltilmesi büyük ölçüde ko- 20 laylaşacak ve bu durum, giderek si- nemamızda da hayırlı sonuçlar do- guracaktır. Ama bunun aksi de o- abilir:. o Televizyon programlarını doldurmak için gelişigüzel (o yapıl- mış seçimlerle osinema sanatı ve kültürünün geniş kütlelere ulaştı- rılması değil, o seyircinin zevkinin büsbütün körleştirilmesi e müm- kündür. Burada da yine bütün so- rumluluk, televizyonculara odüşe- cektir. Sansürün sonu Hiç şüphe yok ki, televizyonun yerleşmesi, sinema sansürü me- selesini yeniden günün konus pacak ve bu alanda beklenmedik AKİS gelişmelere yol açacaktır. Nitekim televizyon, daha yurdumuza girme- den, "değişmez" sinema sansürü düzenimizde ilk gediği açmış ve nin himayesi" nde siyle, osansür tüzüğünün dışında kaldıkları kararını vermişti. Ne var ki bu, övünülür ve güvenilir bir ka- rar olmaktan uzaktır. Çünkü bu ka- rar, gerçekte, yurdumuza gelen te- levizyon filmcilerine, yurdu dışarı- da tanıtırlar umuduyla verilmiş bir imtiyazdan başka bir şey değildir. ünkü bu karar, sansür tüzüğünün hükümleri zorlanarak alınmış, bu hükümlere aykırı bir karardır. Ni- hayet, her vakit vazgeçilebilecek bir idari karardır. Nitekim yurdumuz- da televizyon yerleşip yayıldığı va- kit, yerli televizyoncular da işe ka- rışınca, yabancılara tanınmış bu imtiyazın geri alınıp o alınmıyaca- ğını kimse temin edemez. Hele TRT - İktidar ilişkileri gözönüne a- lınınca... Ne var ki, bir başka olay, sinema sansürünü, e ei boşuna ve gülünç bir çaba haline getirebilecek ve bu da televizyon sayesinde olacaktır. Bu, televizyon yayınlarının, o haberleşme peykleri yardımıyla, bir ülkeden öbürüne rahatça aktarılması olayıdır. Bir- kaç peyki şimdiden yörüngeye o- turtulan ve denemeleri o başarıyla sonuçlanan haberleşme peykleri şe- bekesi tamamlandığında, televizyon yayınları, aşağı - yukarı, radyo ya- yınları kadar serbestlikle izlenebi- lecektir. Gerçekleşmesi fazla uzun sürmiyecek olan bu durumda, yıl- lanmış sinema sansür tüzüğü, bunu uygulayanların elinde bomboş ve gülünç bir metin olarak İalacektim olduğu gerekçe- Televizyonla birlikle ortaya çı- kacak bir başka mesele de telif hakları alanında olacaktır. Özellik- le, televizyon için o hazırlanmamış filmlerin televizyonda (o gösterilme- sinden doğacak meseleler, televiz- yoncuları, sinemacıları ve hukukçu- ları epey uğraştıracaktır. Televizyonun sinemamız üzerin- deki etkileri konusunda ileri sürü- len bütün bu görüşler tahmin dere- cesini aşmasa da, hiç olmazsa, bir nokta çok kesindir: Televizyon, za- ten, çözülmemiş bir sürü meselesi olan sinemamıza, altından kolay kolay kalkamıyacağı yeni bir sürü mesele daha getirecektir. 30 Eylül 1967

Bu sayıdan diğer sayfalar: