27 Şubat 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

27 Şubat 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sahife 6 —— AKŞAM Berlin otomobil sergisi Berlin mektupları 18 şubatta açıldı Lüks arabalar yanında 500 liralık ucuz arabalar pek çoktur Berlin 22 (Akşam) — Berlinde her sene büyük bir otameobil sergisi açi- Sergiye ecnebi memleketlerin işti- râki hissedilecek derecede artmıştır. hır. Sergiyi görmek üzere her taraf | Bilhassa Alman firmaları geniş Su- tan binlerce ziyaretçi gelir, Memleğ ket dahilinden gelenler de hesaba katılırsa ziyaretçilerin yekünu mil- yonu aşar, Sergi bir çok siparişlere, satışlara vesile olur, Bu bakımdan Berlin oto- mobil sergisi, diğer memleketlerdeki sergileri fersah fersah geçmektedir. Berlin beynelmilel otgmobil ve mo- tosiklet sergisi bu sene ayın on se kizinci günü B. Hitler tarafından açıldı, Devetliler arasında hükümet erkânı, söfirler, generaller, yerli ve ecnebi gazeteciler ve sanayi erbabı vardı. B. Hitler, dört bini aşan bü- yük samlin kütlesi karşısında mü- him bir nutuk söyledi. Otomobil ser- gilerine dair küçük bir mukaddeme yaptıklan sonra son iki, üç sene zar- fında otomobil sanayiinde görülen terakkilerden büyük sitayişle bah- setti. Yarım saat süren ve çok alâ- ka uyandıran bu hitabeden sonra sergi resmen açıldı. Bir kaç gün içinde sergiyi ziyaret edenlerin mik- dan yüz binleri buluyor. rette iştirâk etmişlerdir. Almanyada otomobil ve motör sanayiine büyük ehemmiyet verilmektedir. Burada şimdi günde bin otomobil yapılıyor. Sergide teşhir edilen otomobillerde bir çok yenilikler vardır. Yirmi, yir- mi beş bin marklık lüks otomobille- rin yanında küçük model ve ucuz arabâlar da bulunmaktadır. Bilhassa bir iki bin mark yani 500 - 1000 liru kıymelinde ucuz, far kat zarif otomobiller çok. nazarı dik- kati celbetmektedir, Bündan başka uzun yollarda nak- liyat işlerinde kullanılan ağır kam- yonlar, tiç tekerlekli yük otomabille- ri, motosikletler, otobüsler, traktör- ler ve saire teşhir edilmekiedir. Ka- roserilerde, âlât ve edevatta büyük terakki görülmektedir. Bu seneki sergi geçen seneden da- ba büyüktür, Mevcut salonlara ye- nileri ilâve edilmiştir. Sergi 18 şu- battan 6 marta kadar devam edecek- tir ve görülmeğe lâyıktır. — Z. B. Yukarıdaki resim B. Müssoliniyi eski İngiliz Hariciye Nazırı mütevef- fa Austen Chamberlainin eşi ile bir arada gösteriyor. Bu resim Româ 80- kaklarında alınmıştır. B, Mussolini bugünkü İngiliz Başvekilinin birade- TİnİN eşini sokakta görünce otomobi- lini durdurmuş ve eskiden tanıştıkları için sokakta kendisile konuşmuştur. Bu resim Daliy Ekspressin Roma mü- habirine Lady Chamberlain tarafın. dan verilmiştir. Rivayet edildiğine göre B. Musso- Mini ile İngiliz Başvekili arasında mek- — Made, hani bir gün o hıyar Char- a adamların zayıflar» sağlam olduğunu ta kalkışmıştı, hatırlıyor < Sl Ölenin hususi hayatı, mahremiyeti hakkında sen ince teferruata kadar öğrenmek istiyor, sıkılan karısı cevab vermiyordu. Fakat Du Royda bu sabit fikirdi, ısrar ediyordu: — Haydi haydi anlat... Kadın mirldanıyordu: — Onu rahat bırak artık, — Hayır, söylemeği istiyorum... O yiz herifi yatağında görmek ister- Ve nihayet hükmünü verirdi: — Çok hayvan şeydi! Du Roy bir akşam, haziran sonla- rındaydı, penceresinin önünde içerken, biraz dolaşıp hava almak is- tedi, çok sıcaktı. Karısına sordu: Mini mini Made, ormana kadar gelir misin? - Gelirim ya Açık bir arabaya bindiler. Boulogne geceydi, yolda arabaları biribiri ardı. | — Z& gra yürüyordu. Georgesla Madeleine arabalarla, or- mana giden çiftlere bakıp eğleniyor. lardı... Nihayet onlar da sevişenlerin hale- ti ruhiyesine kapıldılar, öpüştüler, Madeleine âdeta mahcub olarak söy- lendi: — Rouena giderken de böyle çocuk- laşmıştık! Georges sıki sıkı #arılarak: — Benim minimini Madım! dedi, Kadın sordu: — Senin ormanını gözlerinin önü- ne getiriyor musun? Ne ıssızdı. Sanki korkunç hayvanlarla doluydu, uçsuz bucaksızdı. Burası ise ne güzel. Rüz- gâr insanı okşuyor ve Severa'in, or- manın öte tarafında olduğunu bili- yorum. Georges biraz sonra dedi ki: — Arada sırada, geceleri buraya Charles ile beraber gelir miydin? — Evet, sık sık... — mm >JTütün eksperleri İmtihana giren 16 namzed- den yarısı muvaffak oldu HEKİM ÖĞÜTLER, 21 Şubat 1938 Ağrı, sızı Her zaman böyle oldu; Hekim ölü- , Serbes tütün eksperlerinin imi: | yü durduramadı, bütün gücünü ağ- hanlarna devam ediliyor. Son dev- re imtihana 60 eksperin girmesi lâ- zımken, 18 kişi müracaat etmiştir, Dün nihayet bulan imtihanda 16 eks- perden ancak sekizi muvaffak olabil- miştir. Diğerleri ileride tekrar imtiha- na tabi tutulacaktır. İmtihana girip ehliyetname almadan çalışlığı görü- len eksperler cezalandırılacaklardır. Diğer taraftan imtihan komisyonu» nun iki sene olan müddeti de bu son imtihanla bitmiştir. 'Tüccardan B. Hüseyin Hüsnü Kavalalı, 'Türkofis tü- tün raportörü B. Mümtaz Kavalcıoğ- Ju, İnhisarlar idaresinden B. Avni ve Nureddin Esaddan mürekkep olan İm- tihan heyeti yeniden seçilecektir. Hu- susi eksperlerin ameli ve şifahi imti- hanlarına devam olunacaktır. Bir haftada yakalanan kaçakçılar Ankara 26 (A.A.) — Verilen ma- lümata nazaran geçen bir hafta için- de gümrük muhafaza teşkilâtı, 59 kaçakçı, 169 kilo gümrük kaçağı, 2 silâh, 4 mermi, 27 altın lira, 37 Türk Yirası de 16 kaçakçı hayvanı ele ge çirinişlir. Noter Galib Bingöl'ün bir tavzihi Mahkemede otobüs işleri hakkında- ki dava münasebetile geçen ifade ve şehadetim, 25/2/938 tarihli muhte- rem gazetenizde bu baptaki beyanı- ma tetabuk etmemektedir. Noter Daireleri memleketin emni- yetini muhil ve umumi ahlâk ve âda- ba muhalif olmadıkça tebliğ için hâ- riçte hazırlanıp getirilen evrakı oldu- ğu gibi kabul ve sevkederler. Ancak - maznun avukatının şahsi kanaatimi öğrenmek isteyen talebi üzerinedir ki, muhterem mahkeme reisi benden bahsi geçen protestoyu kanuna mutabık bülup bulmadığımi sordu: — yazılışındaki üslübun bu baptaki mutad üslüba muvafık “olmadığını söyledim ve aynen; (Böyle bir protes- toyu bizzat ben yazmazdım ve tebliğ etmezdim. Alâkadarından tadil ve 1$- ahını isterdim.) Suretinde şehadette bulundum. Şu bir kaç satira değerli sütunları- nızda yer verilmesini rica ederim. İstanbul: 6 ncı Noter Gatip Bingöl anamın ram tup teati edilmesine Lady Chamber- lair: sebeb olmüştur. Şimdiki İngiliz Başvekilinin yengesi olan Lady Cham- berlain İngiltere ile İtalya arasında sağlam bir anlaşma husule geleceğine kani olanlardandır. Gazete muhabiri- ne bu hususta demiştir ki: .Realist esaslara müstenid bir sulh teessüs ede- ceğine eminim. (o Kayinbiraderimin realist bir yol takib ettiğine de ka- nim.» nemez, başka şeyden bahsedemezdi, Kötü bir niyetle sordu: — Doğruyu söyler misin. Made? yi canım? allı Charles'a ihanet ettin mi? Kadın dudak büktü: — Bu nekaratla budalalaşıyorsun, Georges fikrinden caymıyordu: — Ne olur doğru söyle Made?,. Onu boynuzladın mı? Haydi itiraf et. Bu kelime ile sinirlenen her kadın Birdenbire eve dönmek arzusu kal. | gib sinirlendi, susuyordü. bini kemirmeğe başladı. Forestiernin hayali gene gözlerinin önündeydi, bu hayale esirdi, bu hayali onu sıkıyor. ormanına Gittiler, oRüzgürsz bir | du. Arlıkondan başka bir şey düşü- Georges inadında devam etti: — Boynuzlanmağa da müstahaktı ba; herifin boynuzlanıp boynuzlan- mmadığını öğrenmek isterdim., Bir | rıyı, sızıyı dindirmeğe verdi, Onuda yaparsa ne mutlu bizel... Gücü buna yeterse halkın gözünde Tanrı işlerin- den bir iş yapmış olur. Hiçbir zaman hekimin elinde bugün olduğu kadar ağrıya, sızıya karşı silâh bulunmadı. Hem ne keskin silâhlar.. Ağrıları yen- mek için bugün bu silâhlar da yetiş" miyor. Ne oldu bize? Sinirlerimiz mi gevşedi? Eskilerin hiçe saydıkları ağ” nlara, sızılara dayanamıyoruz, şimdi Bir zamanlar ağrıdan, sızıdan kuv« vet alırlarmış. Zekâ kaynağı ağrılar. la, acılarla dalaşmadan fışkırır, diyen» ler olmuş. Ağrıyı, acıyı duymak için şuurumu- za dokunması lâzım. Dokunmak için de, iyice kerteriz edilmiş yollar var, Ağrı duygusu, çok kere derideki sinir uçlarından başlar, sinirlerle belkemi- ği iliğinden geçer, beyindeki merkez- lere kadar çıkar. Ağrıyan noktayı O merkezde duyarız. Artık kolayca an- larsınız; ağrıyı, sızıyı kesmek için ya O sinir nâkillerine, ya bu beyin mer- kezlerine yüklenmeliyiz. Bu işi görmek için elimizde şimik maddeler var Bunlar da iki türlü; Be- yine dokunanlar, sinirlere dokunan- Jar... Birinciler, umumi anestezikler duyguyu giderir, ağrıyı keser. Bunlar rın başlıcaları kloroform, eter, klorür detil, protoksit dazottur. Gün geçtik- çe bunların yenileri bulunuyor. Etraftaki sinirleri uyuşturarak duy- guyu gideren şimik ilâçların her gün bir yenisi bulunuyor. Ağrıları kesmek için doğrudan doğruya tabiatten al- dığımız kinin gibi, kokain gibi, afyan- dan çıkarılanlara, kimya kendi yarat- tıklarını kattı: o Aspirini, antipirini yarattı, Stovain'i, novokain'i alokain'i! kokain'e eş yaptı. Bizi saran çeşid çeşid fizik eleman- lar var. Bunların içinde ağrılarımızı kesecek şeyler yok mu? Adem oğlu ilk önce bunlara çekinerek el attı. Bugü- nün hekimliği bu tarladan çok başak biçiyor. İçlerinde çok eskileri var:So- Huk ve sıcak gibi. Soğukla sıcağı ilâç gibi her zaman kullandık ve kullani- yoruz. Soğuk, sinirlerin nâkıliyeti üze- rine iki suretle tesir eder: Fizik, buz koymak gibi.. ya şimik eter, klorür detil püskürmek gibi. Sıcaklık ta tür“ Yü türlü usullerle tatbik olunur: Si- cak su, sıcak hava, sıcak lapa gibi. Bir takımı da yenidir: Diyatermi gibi, kısa dalgalar gibi. Masaj da hafifçe el sürer gibi yapı- hırsa burkulmalara, yarım baş eğrilr rına iyi geliyor. Alışık ellerle yapıl mazsa ters netice verir, Elektrik'perisi.. işte giriyor sahneye şimdi... Gerek adile, sahile radiyasi- on olatak, gerek yonizasion fle Uyuş- turucu ilâçları ten örgüleri içine s0- karak. çift boynuz, ona amma da yaraşırdı Kadın “bir şöy düşünüp gülümsü- yor gibi göründü, Georges israr etti; — Kuzum söyle. 'Ne çikar? Bana , bunu itiraf etmen hoş olur. Nefret ettiği, telin ettiği ölünün, o melun Charles'in bu lekeyi taşımış olması ümidile ürperiyor, bir yandan da öğrenmek istiyordu. — Kuzum Made, minimini Madım söyle bana, Yakışırdı da doğrusu. Eğer ona taşıtmadınsa yazıktır... Bu israr ârtık hoşuna gidiyor, ke- sik kesik gülüyordu. Dudaklarını karısının kulağına yak- Jaştırdı: — Söyle... Haydi söyle... Haydi... Kadın hızla uzaklaştı ve tok bir sesle: — Aptal olma, dedi, böyle şeyler söylenir mi? Bunu öyle acayip söylemişti ki, koca- sının damarlarında soğuk bir ürperti kırıştı, şaşkın, biraz soluksuz durdu. Banki maneviyatı sarsılmıştı. Araba göl boyu yol alıyordu. Geor- ges arabacıya seslendi: — Dönelim, Araba döndü. Karsi ne tuhaf söy- lemişti! İtiraf mı etmişti? Şimdi, ilk kocasına ihanet etmiş olması onu hiddetten kudurtuyordu. Karısını döv- mek, boğmak, saçlarını yolmak isti. yordu. Şimdiye kadar tanınmış, ölçülmüş reyonların cedveline bakınız. En kısa herç dalgalarından ri n kuzmiklere kadar hepsini göz önüne getiriniz. Bunlardan hekimlikte kullandıkları« mız cedvelin en aşağısında kalır. Kul lanılan reyonlar enfraruj - kırmız! altı - ndan başlar, radyom reyonları ve X. reyonları ile biter, Şunu da söylemeli: Bu radiyasion zincirlerinin pek azını duygularımızla seçebiliyoruz, çoğu duygumuzdan kür çıyor. X. reyonları radiyaslon gani” larının temelidir. Tamamile ok tavlara ayrılmış bir gam, X. reyonları ve radyom reyonları yeni yetişmiş ten örgülerini harab ederler, Bir dokun” dular mı, yerinde yeller esiyor, Bir yerde yeni marazi bir nesç peyda olur, oradaki siniri sıkıştırarak ağrılar, si” zlar yapar. Reyonlarla o nesci kaldır” dınız ya, ağrı da kesilir. Bildiğimiz bu kadar, ondan ötesini bilmiyoruz. Si- nirlerle damarların birleştiği yeri X. reyonlarına tutunuz, ötede, Wu; gangren olmuş yerde ağrılar duruyor. Neden?,. Radyom ve onun yerini tük tan gibiler de böyle tesir ediyor. Ne için?.. Bu henüz bir sır, bir kördü- Ültra viyole - menekşe üstü - de ağ- rı kesen reyonlardandır. Ak ve mavi ışık banyoları da yeni başlıyan sinif ağrılarmı durduruyor, Enfraruj - kır mızı alti - reyonları da İltihaplardan ileri gelen sinir ağrılarını kesiyor. “ Cerrah, bıçağı ile ağrıyı yapan kaynar ğı kaldırıyor, ağrıyı kökünden kesiyor. Bir de ağrıyı nakleden sinir tellerini keserek ıztıraptan kurtarır, Kalb san cılarını, derindeki uzuvlerdan gelen ağrıları kesmek için elimizdeki en ye- ni çare bu.. en yeni ve en son, Hepsin$ baş vurduktan sonra yapılacak en sol çare, Bakınız.neden?.. Bir kere bu ke9 mek çok ince ve zor bir iş. Sonra kesi» Mp atılan yerde bir eksiklik kalacak, Hekimlik öyle mi? Ağrıyı kesmek için türlü türlü ilâçlar var, Kullanırsın; biri olmazsa öbürünü.. azmıgeldi, art tırırsın; çok mu geldi, eksiltirsin mik tarını. Ağrıyı keser; ilâcm-izi kalmaz. Bıçak öyle mi? Dokunduğu yerde bir değişiklik yapar; Biçak vurmak için çok düşünmeli; İnsan, asırlarla ağrıyı, Sızıyı yenmeli ” için uğraştı, savaştı. Hergün onü biraz daha yendiğini görerek umut* Yandı. Arada bir ona diyenler oldu: — Ses çıkarma, katlan acıya, yük” selirsin. Şair kuruldu, çalım sattı, kahr ramanlık gösterdi: «Zevki kederde, rahati mihnette görmüşüz, Biribirine ayinedir suphü şanumızm Âdem oğlu ne ona, ne buna aldır“ madı, Acı, ağrı, sızı ile uğraşmağı da ha onurlu büldu, ona bâş eğm& dense... Dr. Rusçuklu Hakkı Eğer kadın: «Kocama ihanet etseydim, seninle ederdim» demiş olsaydı onu öpecek, ona sarılâcak, perestiş edecekti! Dalgalanan müfekkiresile düşüne meden, gözleri havada, kollarını ka“ vuşturmuş, hareketsiz duruyordu. Kocasının iç duygularını sezen Ma» deleine sordu: — Ne düşünüyorsun canım? Yarım saaltir tek kelime söylemedin. Dişlerini gıcırdatarak cevab verdi; — Bu öpüşen sersemleri düşünüyo* rum, hayatta yapılacak daha çok baş” ka şeyler var, Mırıldandı: — Doğru... Amma bazan iyi şeydi Madeleine kocasının sükütundafi şüphelendi. Dedi ki; i oturup bir dondurma yesek, . — Eve girmeden evvel Göz ucile baktı. Düşündü:. «Güzel kadın! İsabet. İki cambaz bir ipte 0Y* namaz arkadaş. Eğer senin için beni Üzerlerse Şimal Kutbunda harare kırka çıkar.» Sonra cevab verdi! , — Yiyelim canım, Ve kadın bir şey sezmesin diye öptür Kocasının dudakları buz gibi Georges her zamanki gibi gülün” süyor, elini uzatmış, kârısma i için yardım ediyordu. ğe Du Roy ertesi günü gazeteye geli ce Bolsrenard'ın yanına gitti: MArkacı ver) Pp e A -AA.-Y -- N UL. vu. v-a vaa v-a 4 e bd. k-ü- 0 -V

Bu sayıdan diğer sayfalar: