16 Temmuz 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 22

16 Temmuz 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 22
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SOSYAL İşsizlik Karamanın koyunu Bitirdiğimiz o haftanın sonundaki pa- zar günü, sıcak İstanbulun pahalı serinleme yerlerine gidenler kendile- rini aldatan bir manzarayla karşılaş- tlar. Meselâ, Karadeniz'in köpüklü dalgalarına kucak açan Kilyos kum- salında etrafına bakınıp ta "Yahu, hani kriz vardı? Hani, piyasa kan ağlıyordu?" dememek imkânsızdı. Lüks turistik tesislerin önü, omodel- leri 60'tan aşağı olmayan sayısız hu- susi arabayla doluydu. Halk eğleni- yor ve keyf ediyordu. Manzaranın aldatıcı tarafı, "ka- labalık, çok kalabalık" mefhumunun böyle yerlerde bir, iki bin kişilik "me- sut azınlık" tarafından teşkil edil- mesidir, Sonra, bir pazar günü halkın denize girmesi işlerin tıkırında gitti- ginin delili değildir. Nihayet, piyasa- daki kriz paranın mevcut olmaması değil, paranın sarfedilmeksizin başka şartlara intizar edilmesi neticesidir. O şartların bir daha geri gelmeyece- gi, ama yeni şartların da yok darbey- miş, yok ihtilâlmiş, yok servet ver- gisiymiş, yok kasa açmakmış gibi zuhuratla bugünden yarına değişme- yeceği inancı bütün kafalara ve yü- reklere -lafla değil- fiiliyatla yerleş- tirilebildiği takdirde sıkıntının gide- rilmesi işten bile olmayacaktır. Zira, bugün büyük kütleleri tarifsiz peri- şanlığa boğan sebep, bir küçük züm- HAYAT renin ne yapacağını bilmez halde o- luşudur. Tabii bir de, enfslâsyonist bir dev- rin tahammül edilmez kirli mirasının omuzlarda bulunuşunun.... Zaten daha 27 Mayıstan birçok yıllar önce, ticaret şehri İstanbulda birtakım âdetler yerleşmiştir, Meselâ akşam saat 6 olunca bütün işyerleri ve ticarethaneler kapılarını okapatı- yor ve çalışanlar evlerine dönüyor- lardı. Hattâ bu saatten sonra saçını kestirecek berber bulabilmek (dahi zordu, Cumartesi, iş günü addedilmi" yor ve çalışılmıyordu. Birçok mağaza sahiplerinin yazın öğleden sonra "plâja" gitmesi âdet hükmüne gir- mişti. Lükse alışılınca Bütün bu emareler göstermekte- dir ki İstanbul piyasası uzun yıl- lardanberi iş kapasitesi yönünden , iş- ba haline gelmiş ve artık bu piyasa- nın insanları, ekonomisi ileri ülkeler- de görülen "yüksek istihlâk" devre- sine girmiştir. Bu yeni yaşama şekli patronundan işçisine, müstahdemin- den müdürüne kadar herkesin bir alışkanlığı o hâline gelmiştir. (o Tabii, böyle bir yüksek istihlâk devresi de ancak fertlerin yüksek kazança sa- hip olmalarıyla kaimdir. Aksi tak- dirde bazı itiyatlardan, meraklardan ve zevklerden fedakârlık etmek ge- rektir. İşte, İstanbula giden Bakanlara başlamıştır. Evvelki yılların yonist gidişine ayak uydurarak maye ve kredi sınırları içindeki mal cirosunun ve kârının 8-10 katı ile çalışmağa, böylece normalin çok üstünde kazançlar sağlamağa alışan- lar için bir çeşit "kemer sıkma" çok ağır ogelmiş ve yanıp yakılmalar, hattâ eski enfslâsyonist gidişe peres- tiş etmeler hep bundan doğmuştur. Ticaret ve Sanayi Odalarının ya- yınladığı istatistiklerin konuşturul- ması halinde durum hiç de öyle, bah- sedildiği kadar vahim görülmemekte- dir. Gerek sermaye piyasasında, ge- rekse fiili istihsal rakamlarında bir krizi ifade edebilecek bâriz ve önem- li düşmeler görülmemektedir. Ö se mevcut olduğu Israrla ve gerçekten hatırı sayılır bir kütlesinin ortaya çıkmasını doğuran olaylar nelerdir? Bu sorunun cevabı çeşitli sektör- ler için birbirinden farklıdır. Meselâ, tarım sektörünün şartları endüstri sektörününkine, tüccarın içinde bu- lunduğu şartlar ise madencilerinkine hiç benzememektedir. Mamafih, belli- başlı birkaç sektörün şartlarım ince- lemek, olaya yakınlaşmak ve proble- mi daha çok boyutlu olarak görebil- mek için kâfidir. Endüstrinin dertleri anlattıklarına sanayiciden Bilhassa Görünüşe oOve kendi bakılırsa, Türkiyede daha dertli kimse yoktur. İşsizler yaptıkları mitingde ellerinde dövizleriyle 22 Varlık içinde darlık AKİS, 16 TEMMUZ 1962

Bu sayıdan diğer sayfalar: