16 Temmuz 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 31

16 Temmuz 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 31
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Şu nârin ağır işçi! Uzmanlar, işi ağır işçi olduğu hesaba hitaba vurmuşlar ve ev kadınının | sonucuna varmışlar. Yardımcısız Jale ANDAN numaralı olarak evinin bütün işini yapan, çocuk sahibi bir ev kadınının sarfettiği günlük ener- jinin bir demircininkinden veya bir maden işçisininkinden çok daha faz- la olduğu böylece, sürprz yaratarak, meydana çıkmış bulunmaktadır. Kadının evde o küçük gidip gelmeleri, eğilip kalkmaları, ufak tefek işlerle meşgul olması ise, onu günde tam beş kilometre yol yürümüş- cesine yormakta imiş... Bu havadisleri gazetelerin, ekseri fantezi sütunlarında okur, güler geçeriz. Oysa ki mesele, ailenin ruh sağlığı bakımından gerçekten önemlidir. Kadının bütün gün evde, en aşağı dışarda çalışan erkek ka- dar yorulması ve erkeğin bunu hiçbir zaman kafi derecede değerlendi- rememesi, de devamlı yardımcı tutma usülü birçok aile geçimsizliklerinin başlıca sebebidir. Ev işlerin- artık tarihe karışmak üzeredir. Be- lirli saatlerde eve geleni yardımcılarla da olsa, birçok ev kadınlarının ev- lerinde hem bir ağır işçi, hem da bir fikir işçisi gibi çalıştıkları muhak- kaktır. Ev işleri bugün maddi güç kadar bilgiye, hesaba kitaba, orga- nizasyon fikrine ve yaratıcı zekâya dayanmaktadır. Ev kadım hem be- denen çalışır, hem düşünür, kafasını yorar. Ev sorumluluğu yanında, toplumun ona yüklediği bir takım sosyal sorumluluklar da vardır ki, ağır işçileri sınıflandıran uzmanlar heyetinin bunu hesaba katıp kat- madıklarını bilmiyoruz. Bütün gün evinde bir ağır işçi gibi çalıştıktan sonra, meselâ Ur kokteylde, ayakta etrafa tebessüm saçan veya ak- şam evde güler yüzle misafirlerini ağırlayan, onlara hizmet etlen kadın- ların miktarı sanıldığından çok fazladır. Üstelik, kadınların eşlerine daima dinlenmiş, neşeli ve taze görünmeleri lüzumu, aile mutluluğu- nun ilk şartı olarak ortaya atılmaktadır. Ev işlerinin küçümsenmesine öteden beri öylesinle alışılmıştır ki, erkek, tarlada kendisiyle beraber çalışan karısından veya ları kendisiyle beraber evden çıkıp, akşam kendisiyle beraber eve dönen iş kadınından ayni ödevleri, yardım etme lüzumunu duymadan, bek- lemektedir. Erkeğin, bu nârin mahlüka yaptığı tek yardım, birçok top- lumlarda, şahit önünde mantosunu tutmaktan, sigarasını yakmaktan ibaret kalmaktadır. Bir taşıt vasıtasında, terbiye icabı kadına yer veren erkek, evde onu hiç oturtmadığının farkında bile değildir. Tatil ve istirahat aylarında ev kadım, normal zamandan daha çok yorulur. Daha az konforlu bir yazlık evde çoluk çocuğun istirahatini teminle çalışır veya bulunduğu yazlık evde eşi - dostu, akrabayı ağır- lar durur. Aile, toplumun çekirdeğidir deriz. Sosyal ve ekonomik ba- kımdan ailenin önemini belirtiriz. Fakat bu gemiyi yürüten kadının yaptığı iş, gözümüzde hep hafif içtir. Yapılacak şey bence, ev kadınlığım mânen yükseltmek ve değerlendirmektir. Kadın dışarda çalışsa da, ev- de yaptığı çok önemli işin hem toplum, hem de yakınları tarafından gerçekten değerlendirildiğini bilmelidir. Bu, dünyanın I numaralı nârin işçisinin işini bir hayli kolaylaştıracaktır. dır. Birbirlerinin çalışmalarını ta- mamlayan dernekler büyük bir kuv- vet olurlar. Aktaş projesi işte bu fi- kirden doğmuştur. Nermin Streaterin istediği şey, derneklerin elbirliği ede- rek bir süre için muayyen bölgelerde çalışmalarıdır. Birinci ve İkinci Sosyal Hizmet- ler Konferansının o hazırlanmasında büyük emeği geçen Nermin Streater, konferansın çalışma sistemine de bü- yük bir yenilik getirrniştir. Oda ça- lışmalarında işleri gruplaştırarak, her- AKİS, 16 TEMMUZ 1962 kesin çalışmalara katılmasını sağ- lamış, kollektif çalışma sistemini ilk defa bir konferansta memleketimizde tatbik etmiştir. Kendisi üç yıl Ame- rikan Kız Kolejliler Derneğinin baş- kanlığını yapmış ve- bu süre içinde tertiplediği Türk Kültür Haftası ile Ankarada büyük ilgi toplamıştır. Nermin Streaterin o derneklerin işbirliği projesinin tahakkuku bugün, iyi niyete rağmen derneklerde heba o- lup giden pek çok çabanın memle- kete faydalı olmasını sağlıyacaktır. Moda Şehirde yaz Bütün yazını sayfiyede geçirebilen- lerin sayısı gün geçtikçe o azal- makta, buna karşılık kısa yaz tatili yapanların sayısı artmaktadır. Fakat şehirde de ferah, serin, eğlenceli bir geçirmek, bunun teraslardan Şehirde geçirenlerin Oköyde yaz geçiren- lerden çok daha değişik (kıyafetlere ihtiyaçları vardır. Yaz için şehirde giyilecek ideal kıyafet, artık âdeta klâsikleşen tam kolsuz, fakat olduk- ça kapalı yakalı, saf ipekten, ince emprimelerden yapılmış boru elbise- lerdir. Bunlar çok az kumaştan çıkar. Beden kısmında pens yoktur. Beden blüzan olup, bel aynı kumaştan yapıl- mış yumuşak bir kuşakla gösterilmiş- -tir. Etek vücuda mübalâğasız şekil- de intibak ettirilmiştir, düz hatlıdır. Bu tip elbiselerin çoğu (o yakasızdır. Bir kısmı ise, lüzumunda kullanılan kravatlı bir yakaya sahiptir. Yaka- sız elbiselerle kolyeler (o takılmakta- dır. Yalnız iki kenarında dikişi bu- lunan, bel hattından geçen bir Gizli kuşakla sıkılan, dikişi çok basit emp- rimeler de bu yıl çok gözdedir. Yazlık keten elbiseler mayo elbi- se ismini almaktadır ve ipeklilerin aksine bunlar, vücudu penslerle iyice sarmaktadır. Elde yapılmış desenler- le süslenmiş düz renkli elbiseler ise yılın buluşu ve lüksüdür. Yazın şehirde, elbiseye uydurmak şartiyle, koyu renkli çanta ve ayakka- bı kullanmak ta mümkündür. Arka- ları sandal şeklinde açık, topuklu a- yakkabılar modadır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: