10 Şubat 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

10 Şubat 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Oturduğum maha başında bir dilenci vardır. Bu adam son derece yılışıklığı ile fena halde sinirime dokunur. Her sabah işime derken ve her akşam evime döner. en yılışık dilenci yolumu keser, açık âvucunu âdeta burnuma sokârcasına | uzatarak 20-30 adım yanımda yürür, Güçlü, kuvvetli, taşı sıksa suyunu çi- karacak bir adamdır. Onun bu yılışık haline mukabil ben de aylardanberi inad etmişimdir: Bu Güçlü kuvvetli, iri yarı adama sadaka vermiyeceğim. İnad değil mi bu?.. Kem böyle iri yarı, güçlü kuvvetli ol- duğu halde çalışsa ya... Lâkin aylardanberi benim kendisi- neon para bile vermediğimi görmü sine rağmen dilenci bir türlü yılı (ndan vaz geçmiyordu. Sabah, ak- Sam beni görür görmez yanıma yak- Maşarak, türlü türlü sözlerle bazen arkamda, bazen yanımda 20.30 adım yürüyordu. Ona bir kere sadaka ver- | sem 'yılışıklığını büsbütün arttıraca- Bunun için katiyen ona sadaka vermiyordum. Bir gün kadaşım ressam re rasladım. Şemsi meşhur bir . Tramvay durağına kadar Yolumuz birdi. Arkadaşımla beraber tam sokağın köşesine gelince yılışık di- lenci hemen yerinden fırladı. Yanı- mMiza yaklaştı. Şemsi onu görür gör- mez elini cebine daldırdı. Dilenc €peyce bir para verdi. Dilenciden &z uzaklaştıktan sonra Şemsi bana — Şu adama hayranım!.. dedi. Şa- şırmıştım. Sordum: — Hangi adama?... — Dilenciye canım... Belki de sen bu adama bu kadar para verdiğime şaştın Güldüm — Bu dilencinin hayran olacak ne- 8i var? Yılışık adamın bi Bilâkis benin pek sinirime dokunuyor. Şemsi — Evet öyle, dedi, ilk zamanlar benim de çok ime dokunurdu. Lâ» kin bu adamın bana büyük iyilikleri dokunmuştur. Hayattaki bütün saa- detimi ona borğluyum. Meselâ şimdi Mediha ile çıldırasıya sevişiyoruz. de- ğil mi? Aşkımı bu adama borçlu- — Tuhaf şey, dedim, bu işin iç yü- Yünü bana anlatsana... — Anlatayım... Bilirsin ki bu adam Aşağı yukarı senelerdenberi bu köşe- de dilenir. Çok İnsar Para vereceği bile v m bu yi şıklığı karşısında vaz geçer. Daha ben asanatimde muvaf vet ve şöhret ka- Yanmadan bu adam gene bu köşede dileniyordu. Ben henüz meçhul bir Tessamken birçok müşkülât karşısın- da kâlınıştım. Meselâ memlekette açı- lacak resim sergilerine bir türlü eser. lerimi beğendiremiyordum. Hoş yap- tağım resimleri kendim de pek o kadar beğenmiyordum ya... O da başka ba- his... Henüz mesleğimde olgunlaşma- Miştım. Nihayet ümidim kırılmıştı, Kendi kendime file, diyordum, ben büyük bir ressam olamıyacağım, bu işten vaz diyordum. eta karaımuı da vermiş gibi idi € bu sıralarda köşe başındaki İ€nci her sabah ve her akşam yolumu kesiyor, benden pi yordu. Benim vermemek için gösterdiğim | büyük inade, israra aldirış bile ettiği Yoktu. Aylardanberi benden on para bile alamadığı halde bir türlü peşimi birakmıyordu. Nihayet bir gün o ka. dar yılıştı ki canıma tak dedi, çıkarıp ©na birkaç kuruş v geçmeli...» Tükin sadakayı » düşündüm. Bu adam kendisine dilen- ellik gibi kötü bir İş seçmişti. Fakat ne idi? Aylar- iberi- kendisine bi n halde yılmadan, 8 “e peşimden koşu kendime: «Yahu şu adam Misa; lar 1 Oldu mu? Ve ni ayet benden de para- aldı.» dedim. Bu düşünce & Dİ cesaretler krar dört elle Her sabah di erken ba den ce saret alıy: Mpkı bu dilencinin sebatı Isiyordum. Muvaffak olam | zamanlar e ma dilenci Kendi kendime — O da böyle ebedi uzun zaman benden para almağa muvaflâk ola- mamıştı, Fkat sebat etti, nihayet pa- rayı aldı... diyordum İ Tablolarım resim sergisi tertip he- | yetleri tarafından red edildikçe kendi kendime: — Aldirma Şemi diyordum. Di- leneiyi de sen böyle uzun müddet red- detmiştin y geliyordu inerek ümidimi kırma dan çalışıyordum. Nihayet işte mu- vaffak oldum. Sonra da Medihaya gönlümü kap- tırdım. Lâkin bu genç ve güzel kadın pek merhametsizdi. Arkasından ne ka- dar koşsam, etrafında pervaneler gibi | dönsem nafile idi, Katiyen bana yüz | vermiyordu. Artık Medihadan ümidim: katiyen kesmeğe başladığım bir sırada aklıma dilenci geldi. O da benden sadaka ko- parmak için az mı arkamdan koşmuş- tu? Aylarca benden bir kuruş bile ala- madığı halde nası! bu işte sebat et- mişti Ve nihayet işte benden de sa- dakayı almıştı ya... Ben de bir iltifatına nail olmak için Medihanın arkasından koşuyor- dum, Amma yüz bulmuyordum. Ken- di kendime: Şemsi, dilenciden ibret al, O na- sil bir sadaka koparmak için aylarca $ peşinden koştuğu gibi sen de il- il olmak için Medihanın pe- Bundan sonra bu aşk işine de tıpkı köşe başındaki dilenci gibi hareket | ediyordum. ; İ Nihayet onun nazlarından, beni red etmelerinden ümidimi, sebatımı, âz- mını kırmadan mütemadiyen peşi den koştum. Ne yapayım? Onu sevi- yordum. Nihayet Mediha benim bu halimi gö- rünce bu işteki sebatımdan aşkımın ciddi olduğunu anladı. İşte aylardan- beri ortunla sevişiyoruz. İşte görüyorsun ya.. Saadetimi, şöh- retimi, mesleğimdeki muvaffakıye mi hep bu dilenciye borçluyum... Tükmet Feridun Es Berlinde yeşil Sergide ziraat mahsulleri, kümes ve çift hayvanları ziraat makineleri gösteriliyor Yeşil hafta sergisinde Berlin (Akşam) — Geçen sene açıl. | mak imkânını bulamıyan «Yeşili haf. tas sergisi, bu sene «Masurenallesdeki esas sergi binasının bütün paviyonla. rını işgal etmek suretile açılmıştır. «Yeşil hafta» sergisi, Almanyada, zira! ve gıda! maddelere ve bu madde- lerle münasebeti olan makine, alât ve edevatına mt Geçen pazar günü, sergiyi ziyaret ettim. Büyük kapıdarı içeriye girince, öyle bir dalgasına tutulmuş Ki, girdiğim yerden hemen çıkmak tediğim halde, arkadan gelen £ yüzünden ileri kaldım. Büyük kapıdan gif nıza tesadüf eden p: vanlarına, tavuk, höro: | w kolay aynir istemiyorlar, İki kuzu büyüklüğünde baba N hemen müsabakaya hazır kaz- | atd alât ve edevat, | raat mal A A O KN Türkiye Radyedifüzyon Postalam DALGA UZUNLUĞU 1609 m. 110 Kw. m Kw. 20 Kw. 183 Kes 1974 m. 15195 Kos 3170 m. 9465 Kes ANKARA KADYOSU TÜRKİYE SAATİLE Cuma 1042/939 1230: Program, 12,35: 'Türk müsiği 13: Memleket saat ajans, melso- roloji haberleri, 1310 - 14: Müzik (kü- çük orkestra - Şef: Necip Aşkın), Varyete | programı (Tangolar, valsler, çigan ve saire), İ Program, 1835: Mü (operetler - PL), 19: Konuşma (Haftalık spor servisi), 19,15: Türk müziği (incesaz İash: Muhayyer makamı), 20: Ajans, meteoroloji haberleri, ziraat borsası (flat), 20:15: Türk müziği: Okuyanlar: Mu- zuffer İlkar, Radife, calanlar: Vecihe, Refik Fersan, Cevdet Çağla, 1 - Tanburi Cemil - Mahur pegrevi, 2 - Eyubi Mehmet efendi - Mahur ikinci beste, 3 - LAHI ağa - Mahur şarkı: Telif edebilsem feleği), 4 - Rahmi bey - Mahur şarkı; İ “sir ettin beni ey dil, 5 - Vecihe - Ka- pun taksimi, 6 - Dr. Şükrü Şenozan - Mahur şarkı: Bu sevda ne tati, 7 - Rah- mi bey - Mahur şarkı: Servü nazi seyret çıkmış, 8 - Şemseddin Ziya - Mahar şar- kı: Şu güzele bir bakın, 9 - Sadeddin Kaynak - Çıkar yücelerden haber sora- rım, 10 - Sadeddin Kaynak - Meğer çok . nler varmış, İl - Yesari Asım - Bu yaz geçen günlerimiz, ?i: Memleket saat ayar, 2108: Konuşma, 2115: Esham, tahvilât, kambiyo - nukud borsası (flat), 2130: Konuşma (Brahms hakkında: Ce- vat Memduh), 7145: Müzik (Riyaseticüm- hur flarmonik orkestrası) Şef: Prastorlus TAR TAP 1 - Joh, Brahms iü Serenat Nr. 1, op t non troppo, Ada m troppo, Memwetto 1 ve 11, Scher- 20, gllegro, Rondo, alleğro, 2 - Joh. Stra- «Zigeunerbaron» operetinin üver- türü, 3 - Joh. Strauss: Viyana ormanları | efsanesi, 2245: Müzik (cazxband), 2845 - | 24: Son ajans haberleri ve yarınki prog- uss; İki iktiyar zehirlendi küdarda Tunusbağında oturan seksen yaşlarında Mustafa ile yet- miş yaşında Fuad, Mısirçarşısından boru çiçeği alıp kaynatarak içmişler, az sonra zehirlenme alâyimi göster- mişlerdir. Hâdise polise temas etmiş, zehir- lenen İki ihtiyar Nümune hastanesi- ne kaldırılmıştır, İçki içerken kavga çıktı Taksimde Yenişehirde bir meyha- nede içki içmekte olan Hayrullah, Receb, Yeşua, Sahak ve Leon kavga etmisler, neticede Hayrullah Leonu bıçakla yaralamıştır, Polis Hayrulla- hı yakalamış, Leonu Beyoğlu hasta- nesine katırmıştır. hafta Sergisi mda İlk defâ horoz ve tavuk in çeşidleri insanı Saatlerce oyalıyor. Karşısındaki pavi- yonda, benekii ineklerile, beygirlerile, yeldeğirmenlerile, yemyeşil çayırlarile küçük ve zarif bir çiflik, tatlı bir buse gibi gözü okşuyor, Muhtelif paviyonlarda, ey idi balıklar dairesi, yemleri, inşaat malzemesi, zi- neleri, traktörler, dikiş ma. kineleri, elişleri sanatine müteallik işler, cam işleri, tekstil, mobilyele cins Köpekler ve saire gösteriliyordu. Bu wYeşil hafta» sergisi devam et- tiği müddetçe, birçok tezahürat fle arzedilen kadro, pek cazibelidir. Zira- st ve at yetiştirme ile binleilik sporu mevcud olan sıkı rabıta, bey- at müsabakalarını da bu xi i etlirmiştir. Alman te- eti, alâkadarların malü- ma rttırmak üzere birçok Kon- feranslar tertip etmiştir. — Z. B. bayv arasını nelmilel TURAKINA TARİHİ Yazan: İSKENDER F. SERTELLİ ROMAN 'Tefrika No, 51 Prens Vlâdimir uzun aramalardan sonri genç karısını bulmuştu. Fakat.. Vlâdimirin muhafız, Petroyu hiç bir odada bulamadı. Merakı arttı. Petro sokağa çıkmamıştı. Acaba evin hangi odasına çekilmişti? Dışarıda lâpa lâpa kar yağıyordu. Viâdimirin muhafızı, o gece bütün Şüphelerine ve merakma rağmen bir ipucu bulamadı. Balkondan yere âtladı, Dönmek fizere yola çıkacağı sırada köşkün zemin katında bir ışık ve n bir hayalet gördü. Duvar dibine yaklaştı. Petro, elinde bir şamdanla merdivenden iniyordu. Ve yemiş tepsisini taşıyan uşak ta onu takip ediyordu. Biraz sonra işık yer altında kay- boldu. Hayaletler karanlıkların için- de gömülüp gittiler. Viâdimirin muhafızı: — Şüphem boşuna çıkmadı! - diye Söylendi. Petro; evinin zemin katın- da gizli bir odaya indi. Prenses mu- hakkak o odada hapsedilmiştir. Petronun arkasından giden uşak, yemişleri götürmemiş olsaydı, Vlâdi- mirin adamı yine şüphelenmiyecekti. Fakat, şimdi hersey anlaşılıyordu. Prenses Marinin bu köşkte bir tuza- ğa düşürüldüğünü ve gizi bir odada hapsedildiğini kolayca tahmin etmek mü ndü Vlâdimirin muhafızı koşarak sara- ya döndü. Gördüklerini Prense lattı. * Prens Vlâdimir o sırada Grandük- ten şu mektubu almıştı: «Bir Moğol kuvvetinin mitriyefe doğru ilerlediğini duydum. Moğolları Ruslar âley- hinde harekete mecbur eden sebebi anlamak istiyoum, Di- mitriyef kalesini tahkim ede- rek, Moğollara karşı Koyücaj nı söylüyorlar. Buna neden lü- zum gördüğünü anlamak is- tiyorum, Menkü Hanın bu yaz Karakurumdan Rusysya dü- neceğini de haber aldım, Mo- gollarla çarpışmağa hazırlanı- yorsan, bu dellliğe seni sevke. den kimdi: Vlâdimir memleketini müdafaaya karar vermişti. Grandükün mektu- bunu alınca; — Moğollar, Rusların ruhunu ök dürdüler, Benden başka hiç kimse onlara karşı koymak ve bu toprağı onların çizmesinden kurtarmak İste miyor. Diye söylendi. mina; — Ben çıldırmadım, dedi, bütün Rus prensleri ölmüşler. Bu mektubu okuduktan sonra, yaşadığı. ma bir daha inandım. Grandüke ben den selâm söyle. Moğolları Dimitri- yefe sokmıyacağım. * Prens Vlâdimir o gece y kadar muhafız ve gü lıcını çekti, Askerinin önüne düştü: — Moğollardan önce, içimizdeki düşmanlarla çarpışacağım. Diye haykırarak atını sürdü. Pet- ronun evini kuşattı. Pelronun adamları, gece dan sonra Vlâdimirin bir çok atlı ile köşkü sardığını görünce şaşırdılar, Vlâdimir, Petronun ouşaklarına sordu: — Efendiniz nerede? — Yatıyor. Prens, mubhafızlarla bir girdi : Hangi odada yatıyor? Uşaklar tereddüdle Petrohun tak odasını gösterdiler: — Burada,. fakat, gelip gelmeğiği- ni görmedik Wâdimir oda; kimseyi göremedi. — Petro bu zamana kadar nerede kalabilir? — Bilmiyoruz. Son günlerde eri geç geliyor. Vlâdimir, Petronun nereye gören muhafızın yüzüne baktı. — Haydi, yol göster bana! merdivenden Grandükün ada- fakat € İçeriye ye- girince, yatakta çok diğini inmeğe Di- | | | mağa Viâdimir ve askerleri onu takik ettiler. Zemin katına indikleri 70 man, uşaklârdan birinin benzi sap- #arı olmuştu. Vlâdimir bu adamın yanma sokuldu? — Bana hakikatı söyle. ma alacağım! Uşak, üçüncü defa evde yapılan bu araştırmadan sonra, büyük bir ümid- sizliğe düşerek, mânalı bir tavırla ye- re baktı, Viâdimir, keskin zekâsile bu bakışın mânasım anlamakta O gecik- memişti, Yere iğildi, üstüne bastık- ları noktada büyük bir kapak gördü Ye adamlarına: — SŞurasını açınız! Diye bağırdı. Muhafızlar taşı çekip kaldır dılar. Prens, başını açılan yere üzat- tı.. bir merdiven gördü. Petronun saklandığı yeri bulduk. Diyerek, müuhafızlardan bir kaşını bu gizli merdivenden aşağı indirdi. Petronun hâlâ birşeyden haberi yoktu, O gece:o kadar votka içmiş © derece neşelenmişti ki kalkmağa bile mecali yol Bir âyak sesi duydu: Birşeye ihtiyacım yok gelmesin na, Diye se ne birşe seni yanı- — Kims endi. Uşaklarını ke isteyip istemediklerini sor- geliyor sanmıştı. Muhafızlar zemin katındaki gizli odaya inince Petroyu uzaktan gördü- ler. Kılıçlarını çekerek: Davranma. diye bâğırdılar. Petro hâlâ kendini tatlı bir rüya içinde yaşıyor sanarak gülüyordu. Köşkün her tarafını saran muha- fızla, uşakların bir yere kımıldnma- sina meydan vermemişlerdi. Aşağı- Gan bir ses işitildi. e Muhafızlardan biri bağırıyordı — Müjde prensim! duk. Viâdimir merdivenden indi ve mu- hafızlarla beraber odaya girince, ka- rsun bir sediy üstünde baygın bir halde yattığını gördü. Mari,. sen burada mısın? Viâdimir, karımdan cevap a yordu. Mari çok sarhoştu. Belliydi ki, Pat- ro, genç kadını ile sızdırmıştı, Viâdimirin gözleri döndü. Başını kal- dır n Petronun kamına ki Prensesi bul- müdaf, benim gibi sen, mın karısına göz dike n bana, hem de memleketine yapmaktan çekinmedin, de istedi. biraz hânçerine sarılmak ma saplanan kılıç onu & yere yuvarlamıştı. Havçer den düştü.. davramp kalkamadı. — Beni a , Viâdimir... murıldandı. Ağzından köpük- ıldı.. gözleri birden kapandı. ve başı Rus prensinin ayakları üstü- ne devrildi, Viâdimi sının yanına soku z Mari, Mavi... Sesimi duymuyor musun? yukarıdan gürültülü ses- iyordü; — Moğollar geliyor!... şehre girmişler... Çok sürmiyen bir sevinçten sonra.. Prens Vlâdiğilr karısını ayıltmağa çalışıyordu. Ruğ prensi, o dakika duyduğu sevinci, hayatının en meşe günlerinde bile idrak etmemişti, Fa- kat, bu sevinç çok sürmedi. Yukar- dan âkseden sesler Rus prensinin tüylerini örpertmişti. Vâdimir, Grandükün mektubunâ cevab verdiği dakikaya kadar çıldır. muş değlidi, Lâkin bu haber Vlâdimi- rin biranda aklım al Mari es- izlerini açtığı zaman, ko- cunda gördü. ürliye- rek yattığı yerden kalktı kn prensin yüzüne bi — Beni kurtarmakta neden g ürlr? karısının boynuna sarıl (Arkası v— Moğotlar niyerek gi şaşkın şaş- iks

Bu sayıdan diğer sayfalar: