1 Aralık 1986 Tarihli Commodore Gazetesi Sayfa 9

1 Aralık 1986 tarihli Commodore Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Makineler Düşünecek mi Makineler düşünebilir mi? Yüzyıllardır makinelerin, Jilozofların, mantıkçıların ilgisini çeken bir soru... 1950 yılında ünlü İngiliz matematikçisi Alan Turing bu soruyu daha kolay bir soruyla değiştirmeyi önerdi. Turing'e göre “Makineler düşünebilir mi?” sorusu yerine, makinelerin Turing'in kendi düzenlediği bir testten geçebilip geçemediği sorusunu sormak gerekiyor. O günden bu yana Turing testi diye anılan bu testi geçmek, yapay zekâ araştırmacılarına göre düşünmenin işlevsel ölçütü olarak ele alınabilir. uring testinin ne olduğunu anlamak için gözünüzün önüne iki ayrı odada otu- ran, birbirlerini görmeyen ama birbirleriyle iletişim kuran iki 'şey' getirin: Bunlardan biri insan, biri bilgisayar. İnsan karşısındakinin bil- gisayar olduğunu bilmiyor ve ona is- tediği soruyu sorma hakkı var. Bu ko- şullarda soru sormakta olan insan karşısındakinin bir bilgisayar olduğu- nu anlayamıyorsa, yani bilgisayar onu “kandırabiliyorsa”, o bilgisayar zeki demektir. Dolayısıyla Turing, “Bilgisayarlar düşünebilir mi?”' sorusunu “Bilgisa- yarlar insanları ne ölçüde taklit ede- bilir?” sorusuyla değiştirmiş oldu. Bi- rinci sorunun terminolojisi, sonsuz felsefi tartışma ve incelemelere gebe. İkinci sorunun cevabıysa deneysel ola- rak incelenebilir. Ancak şunu gözden kaçırmamak gerekiyor: İkinci soruya cevap verilmesi, ille de birinci soruya da cevap verilmiş olduğu anlamına gelmeyebilir. Bu, eninde sonunda, ikinci sorunun birinci soruyla aynı an- lama gelip gelmediği noktasında dü- ğümleniyor. Gündelik hayat içersin- de bir şeyin kendisi ile taklidi arasın- da sık sık önemli bir fark gözetiyor, taklit ne kadar başarılı olursa olsun, onu taklit edilen şeyin kendisinin ye- rine koymayabiliyoruz. Bir örnek: Joseph Weizenbaum 1966 yılında Eliza adını verdiği bir program yazdı. Eliza'nın yaptığı, ona girdi olarak verilen metindeki bazı anahtar sözcükler üzerinde bazı dü- nüştürme kuralları uygulamaktanı iba- retti. Örneğin kendisine, ““kendimi sı- kıntılı hissediyorum?” dendiğinde, Eliza “Kendini niye sıkıntılı hissedi- yorsun?” diye sorabiliyordu. Sadece bu tür kurallarla donatıldığı halde, Eliza birçok psikoterapi ortamında Turing testini geçti. Yani Eliza'yı gör- medikleri sürece insanlar Eliza'yı ger- çek bir psikiyatrdan ayırd etmeyebi- liyorlardı. Oysa Eliza'nın programı, insanlar, semptomlar ya da psikiyat- ri hakkında değil, yalnızca kelimele- rin ve dilin yapısal özellikleri hakkın- da bilgiler içeriyordu. Dolayısıyla her- hangi bir şeyi “anlıyo:”' olması, ““ze- ki” olması sözkonusu değildi. Böyle bir örnekten hareketle, olsa olsa Eli- za'nın benzetlemeye (simulate) çalış- tığı türden psikoterapi seanslarının pek de zekice faaliyetler olmadığı so- nucuna varabiliriz. Eliza örneği ve bizim bu örnek kar- şımızdaki tepkimiz, aynı zamanda da- ha genel bir doğruya da işaret ediyor. Bizim zekâ ile kasdettiğimiz şeyle me- kânik olmama arasında yakın bir ilişki var gibi görünüyor. Öyle ki, belli bir faaliyet mekânize edilir edilmez, onu Commodore artık zekâ gerektiren davranışlar ara- sında saymayaya, 'rutin' bir iş sayma- ya başlıyoruz. Bütün bunlara rağmen yapay zekâ araştırmacıları, yıllardır Turing testi ile uğraşıp duruyorlar. 1967'de Mar- vin Minsky gündelik hayat hakkında bir milyon kadar olgunun bilgisini içe- ren bir bilgisayarın çok yüksek bir ze- kâya sahip olabileceğini -yani Turing testini geçebileceğini- iddia etmişti. Bugünkü bilgisayarlar bunlardan kat be kat daha fazla olgunun bilgisini içe- rebiliyor. Yine de iddialar hâlâ gele- cek kipinde - kimse zeki bilgisayarın yaratılmış olduğunu iddia etmeye kal- kışmıyor. 1970'de satranç şampiyonu David Levy, bilgisayarların satranç becerileri konusundaki iddialardan usanmış ol- sa gerek ki, bir ödül koydu - 10 yıl içersinde kendisini yenecek ilk bilgi- sayar programının programcısına ve- rilmek üzere. Bugüne kadar David Levy'yi on oyun içerisinde iki üç ke- Teden fazla yenebilen bir program da- ha çıkmadı. Bütün bunları gözönünde bulundu- ran yapay zekâ araştırmacıları artık felsefi sorular sormaya başladılar: Makinelerle zeki davranışlar üretmek için bu kadar zor? Makine ile zekâ kavramı arasında içkin bir uyuşmaz- lhık mı var? Hedeflerimiz mi, hedefle-

Bu sayıdan diğer sayfalar: