11 Kasım 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2

11 Kasım 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

EŞ YAN si mma nim DRE An Dış Siyasa Makdonald'ın ölümü Yazan: Şekip Gündüz iz İmparatorluğunun son 25 yıllık tarihinde mühim bir siyasi rol Oynamış olan sabık başvekiller den Makdonaldın ölümü haber verili yor. Amerikaya gitmek üzers bindiği bir gemide kalbi duran Makdonaldın, u. mumi harb sonu dünyasmda uzun zaman İngiliz milletinin kalbi gibi çarp. mış bir şahsiyet olduğu, sanırım ki kolay kolay unutulamıyacaktır. Makdonaldın ölümü İngilterenin mutlaka bir matemidir. Bu matem yalnız Ingiliz İmparatorluğunun Eritanya adl esas bleeyresinde değil, hattâ yalnız Dominyonlarda değil, dünyanın küçüklü büyüklü muhtelif memizketlerinde de #amimi bir tarzda hissedilmiş olacaktır, İngiliz milletinin geniş halk tabukaları aras'ndın yetişen Makdonald, ev. velâ bu tabakalardan bir ktsmınm, sonra âmele snifının ve nihayet İngiliz milletinin lideri olmuştu. Makdonald sosyalist mivdi? Bu suale verilecek en doğru cevab sanırım ki budur: — Bir İngilişii sosyalist olması nederece mümkünse, Mâkdonald iktidar mevkiine amele saflarına dayanarak çıktı. Fakat ikti. dar mevkiine çıktıktan sonra bir milletin yalnız ameleden mürekkep olmadığı hakikati ile karşılaştı. Makdonald iktidar mevkiine yükseldiği gün amele sını. fını terfih etmekle İngilterede içtimai davayı balledebileceği kanaatindeydi. Fakat iktidar manivelâlarımı kullanmağa başlayınca İngilterenin dünya dışında bulunmadığını ve dünya içinde bulunan bir İngilterenin ise içtimai bir dahili dava halletmekten daha güç, yorucu ve karmakarışık vazifeleri olduğunu &n- Iadı. Bu anlayışı filvaki biraz geç oldu; lâkin anlaması akabinde tuttuğu Yol ve aldığı cephe gayet sarih oldu. Makdonald şahsındaki amele sınıfı mümessili. ni öldürdü, ve ikinci enternasyonal mensubu eski sosyalistin kadavrası içinde taptaze bir İngiltereli, bir memleket sever doğduğu görüldü. Bu kali onun iç. tima davadan, sosyalizmden irtidadma hamlettiler. Bu belki doğruydu; fakat hiç kimse Makdonaldm ak saçlı başmdn yer eden yeni hüviyeti görmemezlik İngilterede âmele safları bir sosyalist lider kaybetmişti, lâkin İngiliz mille. ti bu liderin söndüğü anda bir insan, tertemiz, özlü ve içli bir insan şef ka. Tarih kon uşmaları Istanbulda i eski Türk ge Me Ba ge Süme > i : YAPA C. GİNPOLY İYCR. FXC UPIPNFKXC: i 3 .IN le alpha bei vape Sey —gi i i “ © İstanbulda Elçi Sarayında Feki Türklerin esas itibarile iki türlü Yazısı vardı. Biri bildiğimiz veçhile Or. hun kitabelerinin yazıldığı ve bizde “Orhun yazısı” diye tanılan yazı, diğe- Tİ ise Uygur Türklerinin kullandığı Uygur yazısıdır, Birinci yazı ile yazıl. miş olan eserlerin hemen hepsi Orta Asyada bulunmaktadır. Buralarda taş- larm, kiremitlerin, kayaların, tahta mühim bir 2 a ren EŞİT çarlar) a Aa EZ. e A Mİ imei e M- zanmıştı. İşte bugün ölen Makdonal, bu insan Makdonalddır. Yoksa sosyalist | ların, ayna ve paraların Üzerine yazıl. lideri Makdonald çoktan ölmüştü, Şekip GÜNDÜZ KURUN' da Yalniz dün, işittik. Öğrendik ki, resuller soyundan göldiğin!i öne süren, bü yeşil sarıklı, yeşti cübbeli ye. baz, bir katolik papazmndan daha çok put ta. gıyormuş. Çadırmda bir istavroz kolleksiyonu, ber derdo deva taçlar, bütün ayıp ve günahları örten maşlahlar, ermenice din kitapları bülün Müş. Seyid Rıza, boynunda putları, elinde sillhı, belinde kılıcı ve koynunda #nefli (le yepyeni bir “piyer Lermit,, 1 andırmıyor mu? Yalnız ara'arındaki ayrılığı dü unutmamak gerek. Çünki, kılık kıyafet bakımından birbirlerine gerçekten beklenmez gayler Istavrozlu Seyit” S en eği Te * pek benziyen bu ik varlık, ruh ve vicdan bakimindan bambaşka tiplerdir. İnsan çar. meb miş bir çok kitabe elde edilmiştir. Av.) rupaya gelince: Bu yazı ile yani “Rü. nik” dediğimiz yazı ile yazılmış eser. ler yalnız Macaristanda bulunmuş. Gene bü yazı ile yazılmış Avar 'Türk. mıh: omuzlayan papaz, keskin bir çarpmtı | (o Ben bu yazımda İşte bu Sekel Türk. mattıkça, gayzı bilenir, kana susar, bir ku, duz hayvan azgınlığı ile köpürürdü. O korkunçtu. Zalimdi, Yüreğinde merha, | yerde eskiden Elçi Sarayı vardı. Bu met güneşlerinin şefağı sökmezdi. Fakat sa. | Elçi Sarayma muhtelif yerlerden ge. mimi idi. "Dersimin yalçın dekorları içinde asırlar. | Saray bundan İki asır evveline kadar danberi, komedya oynayanlar ise, hem zulüm de onlardan Üztün, bam de imansızdılar, Yüz isren yıl cehaletin kara miadenizi işlettiler.) edilmiyerek bir müddet duvarları yı. Rubları birer kuyu gibi kazdılar, Adam 8. kık bir dürmeği, kervah koca bir yurdun göreneği (ansnesi) haline soktular. Oradaki aval! halkın ne kara bir alin yazısı varmış kl, bu zünnarir, ıstavrozlü, bU kıpkızıl melunlara “Beyid., diye tapmışlar! Peygamber soyundan vurmayı, ocak söndürmeyi, | 8e MEVZU ettiğimiz kitabe, bu sarayın Beldiklerine inanmış | Mel€rde araştırmalar yaparken XVI lerine sid en eski Türk yazısile yazıl. mış olan ve İstanbulda bulunan bir kitabeden bahsedeceğim. Malümdur ki Çenberlitaşm karşı. sında şimdi matbaanm bulunduğu Jen yabanet elçiler misafir edilirdi. dururken Sonra yanmış ve artık tamir halde bırakılmıştır. İşte bah. ahırının dış duvarmda bulunuyordu. Burun da meydana çıkışmın ayrı bir tarihi vardır: 1909 senesinde Al man âlimlerinden Babinger kütüpha. lar, Ağımdan dökülen sözlerini, gökten inme | MET asrın birinci yarısmda Türkiyeye tanır? emirleri saymışlar. İbretin bu türitsüne | seyahat etmiş olan Dernsehwam'ın bin yelda bir kere bile güç rastlanır... plânlı çalışmanın madenlerimize vereceği netice CUMHURİYET” de Yunus Nadi Celâi Bayarm mecliste okudu. gu hükümet programının bilhasea milli ser. vet kaynaklarımızın ber yıl duha verimli geç mesini istihdaf ettiğini, bu arada kömür is. Hihsalindeki tezayüdün memlekete getireceği bayır vo faydanm gol geniş ölçüde olacağını söyliyerek diyor ki: Kömürden sonra gelen bakır madenlerimiz henüz testsatile uğraştığımız servet kaynak Jarımızdır ve Ergani takip edeneletir. 1941 yılında senevi anf bakip mecmui 20 bin tonu bulacaktı. yasa şartlarını göre bu mik milyon "Türk liraandır. Kurabük demir ve çelik İN yaçları da derpiş olunarak memlekette aranı lan demir madenleri şimdiden Mühteği zen. giniiklerde ve yüksek tenörlü olarak testi edilmiştir. Bajbakan Colâi Bayarm putkun. dan öğreniyoruz Xi demir mndenlerimizi işlet mek Için Karabük tesisatımızın bitmesini bile beklemiyeceğiz. Senevi şimdilik 500 bin ton | üzerinden yapılacak İstihsal ve ihracm döviz. bedeli 2,5 milyon lira raddesindedir. Gene halg oldukları güzel kiymet vasıfların İstihsalimiz milyon liralık istihsal ve ihraç yapabileceği. mMİZ anlaşılmıştır, Madenler üzerindeki dikkat ve faaliyetimiz vu kadar değildir, Cidden ehliyeti eNlerde bulunan Maden Tetkik ve Arama Enstitümüz memleketimizi madencilik noktasmdan mü. temndi bir tetkike tabi tutmakta devam edi. | meği yor, ve hergün yeni yeni imkânlarla karşın şıyor. Fakat müsbet olarak elimizde bulunan Yükarıki tç dört kalemin yalnız ihraç sure. tile ber yıl mdmlekete getireceği döviz mikta ymm 14.15 milyon lira raddesinde olduğunu Başbakan Celâ) Bayarm hükümet programın dan Bğreniyoruz. Milletlerarası dünya iktess, diyatının aldığı pekii ve mahiyete göre bu 14.15 milyon liralık döviz miktarı bile başlı seyahatnamesini elde etmiş, bu eser. de İstanbulda Elçi sarayındaki ahırm duvarının üstünden kopya edilmiş bir de kitabeye tesadüf etmişti. Bu kita. be altına yazılan ibareden de anlaşıl. dığı Eibi Gotça olduğu zarnedilmekte İdİ.-Bunu “bulan Babinger - metni bir de, Türk harflerini ilk defa okuma. ğa muvaffak olan, Thomzene göster. Yerinde bulmuş. Thomsen bu methir Sekel Türklerine ait olduğunu anliyarak okumuş ve hal'ettiği kopya. Yı bi Macar âlimine göndermieti, ” m eski tarihlerimizde “Erdel” diye kaydedilen Transilvaya halkı es. ki Avar Türklerinin bakiyesi olup bu Kun Sekci diye amılırlar. Asırlargar..

Mâcarlarla temas ettiklerinden başına çok büyük ehemmiyetle görülecek bir | bunun neticesinde kendi dillerini y. muvaffakiyet diye kaydedilmemek ibtmall | nutmuşlar, Macarcayı kabul etmişler. yoktur. Bu, Türk ekonomisine yalnız maden | dir, Binaenaleyh bu kitabenin de met. fastından ve bemen hemen hiç yoktan ilâve | ni Madafca, yazısı yani alfabesi eski olunan çok böyük hir ierymetür. Türk alfabesi idi ğe AN ER e kitabenin Elçi Sarayınm yaratısı hedefleri göz önüne alarak Türkiye | de Cumhuriyet hilkümetinin açık bir azimiş | OLYATINA masıl.ve'ne zamani yazıldığı. müsbet faaliyetleri gözönüne alan bir iş bi. |. BI arlatalım: XVI ıncı asrin birinci kümeli olmağa doğrü terakki etiğini görn.| Yarısında İstanbula İkinci Bayazıd yüz. Eebabr bilir ii adıza İş denilen izan | Mezdine bir eefaret heyeti gelmişti. harflerile kitabe “4 eli PARAM rine 4 (5 lp EA TRK E “ OMPP “ Crome buhran kitabenin kopyas, lardan bazılarını malüm olduğu veç. hile katlettirmişti. Bu kanlı hadiseyi bir müddet Avrupalılardan saklamak arzusunda idi. Binaenaleyh bu yeni ge Ten sefirleri ap ha; iş, sefirler r ak mecburiyetinde bu. Tunmuşlardı. İşte bu sırada eski Türk alfabesini bilen sefaret heyeti azasın. dan birisi Elçi Sarayının duvarma şu * metni yazmıştı: “Bin beş yüz on beş senesinde ya. zılmıştır. Kral Laslonun beş sefirini burada beklettiler. Bilayi Barlabaş i- ki sene burada idi, Bunu Keteyi Sekel Tamaş Türk hükümdarı Selin Bey zamanında yazdı.,, Bu mühim Kitabenin iki büyük e hemmiyeti vardır. Biri 'Türk toprak. larında eski Türk alfabesile bulun. muş olan İlk eser olması, diğeri de eski Türk alfabesinin XVI met asra kadar unutulmamış ve kullanılmış ol. masıdır. H, KUMAN Meclisin dünkü kararları Atatürkün nutku ve Hükümet pro- gramı memlekete dagıtılacak Ankara, 10 ÇA.A.) — Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Refet, Canr- tezin başkanlığına toplanmış, Çinenin Demircidere köyünen Salih oğlu Ah - met ve Salih oğlu Osmanın ve Erzin - canın Silbis köyünden Mahmut oğlu Muhittinin ve Jilisin Arzab köyünden Mustafa oğlu çirak Osmanm Uşakın Hamidiye mahallesinden Mazak oğulla rmdan Mustafa oğlu Mehmedin ölüm cezalara çarpılmaları ve Manisa mebu. su Sabri Toprak'ın vekâletler müste - şarlarının Büyük Millet Meclisi azasın dan intihapları hakkındaki kanun tek - lifinin müzakeresine mahal olmetlığına dair mazbata okunarak kabul edilmiş- tir. Trabzon mebusu Mitat Aydın ve ar. kadaşlarının Reisicumhurun yılbaşı nut ku ile hükmet proğramının bastırılarak bütün memlekete dağıtılmasına dair ver diği takrir de kabul edilmiştir. Bundan sonra Kütahya meb'usluğuna seçilen Vedit Uzgören ile Beyazıt meb- usluğuna seçilen Doktor Hüsamettin Kurol and içmişlerdir. * Meclis Pazrtesi günü saat 15 de top. lanacaktır, 11 PERŞEMBE , Fransızca Gia bir ietni iğ zetesi, tniversitenin profesörlerinden birine iyi gran bilmiyor diye hücum etmiş, O ge” sör yalnız burada: değil; vaktile Sİ leketinde de Roman dilleri ve e arasmda Fransız dili tarihini, Bi yatını tedris etmiş bir adamdır. * le bir kimsenin fransızca bilmi söyliyebilmek için haylı düşünme ve ortaya ancak iddinlarımızın pre kaları ile çıkmamız lâzımgelir. yebi sızca bilmiyor.. Peki! hangi e yanlış anlamış, yanlış tefsir © O gazete karilerine bunları da mek zahmetine kallanmadığı içi zü boş, manasız olmaktan ileri gör mez, Ben o profesörli mlldafaays yar cak değilim; bir iki dersinde vali söylediklerinden, iki seneden beri arasıra sohbetinden istifade etti Fakat hllküm vermeğe kalkışı haddini bilmezlik olur, Ancak o gazetenin iddiası bana Mİ ka bir derdimizi düşündürdü. Fran” ca bilmek, fransızca konuşmak ge dimiz... Türkiye'de, birçok mi il lerdekinden daha çok ve daha fransızca bilen bulunduğunu söyl dururuz; bununla İftihar e de vardır. Doğrusu biz tranames vuğurken az yanlış yaparız, h # büsbütün yanlışsız konuşanlarımı$ vardır. Talâffuzumuz da, bir FraBf* bir Parisli talâffuzu olmamakla raber, düzgüncedir, Fakat bu, bisi iyi fransızca bildiğimizi 'Tereiimelerimize bakın: yanlışlaf i dolu, Halbuki bizim gibi, bizim d dar fransızca bilmediklerini iddis tiğimiz milletler, çoktan beri Fran Yarın kitablarmı tercüm ediyor. * | tercümede henüz sihhat arama devi sindeyiz, manayı doğru &nlamıf doğru ifade etmişsek memnun olu tuz. Halbüki öteki “ milletler çok(ğ dır #slüb devresine girmişlerdir: Ye ni manayı aşmışlar, asıl metnin İ hususiyetlerini, muharririn tefekki ve tahaselis tarzmı göstermeğe yorlar. Almanya'da, İngiltere'de, hek tâ - söylenildiğine göre - bize kon memleketlerde beğenilmiyen bir w cüme, yanlışlarla dolu değildir; ö cak 6 tercümeler, manayı ifad€ mekle beraber, asıl metnin zarafet N ya şiddetini, veya herbançi bir gok meziyetini haiz değillerdir. Dem ki onlar, fransızca bilmek h da bizi çok geçmişlerdir. Fransızcayı yanlışsız konuşup e ıssız yazabilmemiz daima lehimifi” olan bir vasıf değildir. Çünkü bir san ancak düşündüğü ile iyi kulls”” bilir. Bir kimse muhtelif dilleri laylıkla ve yanlışsız kullanabiliydiii emin olun ki hiç birinde gerçekten dü zünmüyor, onlarla şahsiyetini İ etmiyor, o dillerde ancak öğrenimi basma kalıb hale gelmis cümleler K© | Janıyor demektir. Bir insan ana di içle* mğreeirrri 2 epi e emeği madenlerin en zengini olan bir zengin ie ve refah kaynağıdır. Meralekelin. tabi #engin'iklerini adeta potalarda eriterek altı. BA kalbeden bu mukaddes fanliyet, beşer Te. Satilne oturduğu ve oturabileceği te. İKİNCİTEŞRİN — 1997 Hier!: 1336 — Ramazan 7 Güneşin doğuşu 0,44 Kia salan #üni ke. | vakıt sabah Oğla tedi Bu heyet İstanbula geldiği vakit Be. vazıdm fahttân indiğini, onun yerine Yavuzari ni, görmüştü. Yavuz 1655 h yeni elaşam Yat imsa den başkasma gerçekten sahib maz, (Bittabi pek küçük yaşta an# £ lini bırakıp başka bir dille kon lar müstesna: fakat onlar da arti na dillerine sahib değillerdir; e için ana dili, öteki dil olmuştur.) Bi kadar doğrudur ki Goethe gibi, 0s Wilde gibi fransızcayı çok iyi bilme” Je maruf kimselerin fransızcasi gi tertemiz değilmiş: birinde birtek? germanişme'ler, ötekinde birçok ami cisme'ler varmış. Elbette öyle olaca şahsiyetleri o dillerde teşexkül eyl şahsiyetinin kuvveti nisbetinde di lar yapmaları tabiidir. Dahası var: Jean Mor&as, yun” h idi, Fransız şairi oldu. Fakat şe sızkayı hiç bir zaman doğru tef edememiş; eserini dil bakımın tedkik edenler de Fransız kafa”? aykırı bir nahvim izlerini bul v Lehli Joseph Conrad'in büyük p Ingiliz romancısı) ingilizcesi de id temiz değilmiş, i Fransızca bilmek... Biz bilmiyoruz, Fransızları taklid eÖt. ruz. Bu, hiç bir zaman bir deği hattâ çok zaman biribi

Aynı gün çıkan diğer gazeteler