11 Kasım 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

11 Kasım 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

t telaş, e, HABER — Akşam mostas Ağttka "alin bu güzel roman —öz2 İyiyi. haya # « muhakkak birlikte gelmeni- Puaroya yar oldu. Sy, esi. Ledi Horlirinin evde ol > Pek Alİ. Lütfen : Ç 3 söyleyiniz. Bay a Paristen görlişmek > bekledi, l Yök, E isiniz, Ledi Horbüri?... Yok ia gm sö E Sizle lütfen vevap veriniz... yakar ten Londraya tayyare ile Sttiğiniz zaman Fâmdöşam- >. ? pe Crenley demiş olacak kiz Bia gümek trenle hz?.. O halde 6 Ya tonya Yorum... eminsiniz demek?... niz. Sor, e denbire sizi terketti, öyle Met, yı, “akikada haber yedi. Evet Hak etiler nankördür zaten. "ül, , > Pek alâ. Hayır, hayır... teke e Allaha ssmarladık. Çok Telaş kapat Kak yan Yeşil sea Furniyeye — Mü deri azizim. Ledi Horbüri- ği si tren ve vapurla seyahat “ye, Madam Jizeli öldüğü gün Le- & ende e dakikada hizmetçisinin Mia yi beraber tayyareyle gel e ri vermiş, "iğ, “9 Fransız polisinin koluna gi- ME öğe man Eşen Hkir oğru ise, ki teme iğuna kanilm, birsaniye kay- Pur, oğru değildir, kak pay arkadaşına dikkatle bakir Pin #ormağa vakit bulmadı. Zira Ü ayı 2! hizlr sokağa doğru yürüme- Mi “AŞİK Purniye arkasından köş- — Müş limyorum, Ne demek istiyor- Bi, Kör hepsinin manası nedir? Maraz. durdurdu. Puaro içine at- b. yea Morisonun otelinin adre e — e: Paul Çabnk? - diye »srar etti. Ne * Yanına atladı. Sordu: ig Asi ors? Nedir bu telin? | » Ah, .*ğer düşüncem doğru Ste, Ünye büyük bir tehlike ge Y, i am ii tahminin doğruluğuna nat #tmiyordu. Puaro ise muril- — — Ro; X R TEoyorum, aman korkuyorum. © ME Yavaş gidiyor... Han, - e yi “tomobil, 60 yapıyordu ve ağ, aç balığa rağmen, şoförün gide bir kaza çıkarmadan Sa Ye aksi bir sesle: i va ğreklekin gidiyor ki, başı- a, Kelmezse çok iyi! - dedi, | ie diy, May de otelde, telefon ede N akk, Zavallı kız sıkıntı. * Ayıp oldu. iş a hayat ve mematı mev Mez, en nezaket falan düşünül — Taşak ve memat mı? ye omuzlarını sileti, K ? İL Üye Bu inatçı herif her şeyi bozacak tuğ, "dü, « Kadın peşinden koş is SPU görünce şüphelenecek!,, ve eyi, salaş ikna etmeln istedi — iü Puaro! İhtiyatlı olalım. Terim sen beni anlamıyorsun. Korku. Ox, yorum, korkuyorum. Mba, >06İİ otelin önünde durdu. Pua. atladı. Otelden bir de- ile Yüzyüze Ai çikan a t, Aanadı, 4 ben biri daha... Fakat ne- Maraklu... Şu aktör. Küç Polis hafiyesi, otelin eşiğin- Mk Cinayet ve aşk romanı Tem acaba? Hah, aklıma | AVA.NO) tarafından türkçeye çevrilmiştir. — Azizim bay 'Puaro! - dedi. - Ben sizin meslekteki usulleriniz için en de rin hürmet ve takdir hislerini beslerim. Lâkin alelacele yapılan bötün işlerden nelret ederim. Buarada, Pransada tahki katın vereyan şekliyle kendimi alâkadar ve mesul addediyorum. — Endişenizi anlıyorum ve size hak veriyorum. Lâkin benim (tarafımdan | müstacel bir iş yapıldığına asla ibtima! vermeyiniz. Otelin yazıhanesine müra- | caat edelim. Eğer madam Rihadrs bura- | daysa ve hiç bir gay”i tabiilik yoksa, tarzı hareketimizi müralraşa etmek üze re çekilirir. Böyle bir müracâatten bir fenalık çıkmıyacağına emin misiniz? — Hayır, hayır. Şüphesiz ki hayırı Puaro, döner şekildeki kapıdan geç- ti. Otelin kâtip odasına doğru yürüdü. | Furniye arkasından gidiyordu. i Puaro: — Madam Rihards burada mı otu. füyor? - diye sordu. — Burada oturuyordu efendim, Fa- kat bugün hareket etti. Furniye: — Hareket mi etti! diye sordu, — Evet efend'm. — Ne zaman? Memur, saate baktı. — Yarım saat kadar oldur. — Alelâcele mi gitti? Şimdi nerede bulunur? Memur somurttu. Bu suallere cevap vermemek işte- diği belliydi. Lâkin Furniye evrakın gösterip Polis olduğunu ispat etti. Kâtip de bu- nun üzerine, konuşma seklini değiştire- tek arzu edilen bütün suallere cevap | vermek mecburiyetini kendinde duydu. — Bu bayan adres bırakmadan git- tit dedi, — Neden gitti? — Herhalde mlihim bir değişiklik oldu. Zira, otelde bir hafta kadar kala- cağını söylemi Halbuki birdenbire gidiverdi işte... — Daha fazla maiimat alabileceği- miz sizden başka kimse yok mu? — Kapszı var, başkaları Oda var... — Hepsini çağırtsanız... Kâtip kapıcıyı çeğrttı. Bagajcıla- rr, âsansör garsonunu Gg çağırttı. Kapıcıya nazazan bir bay gelip ba- yani görmek istemiş. Bayan yokmuş. Fakat bay beklemiş. Kadm avdet eği ce ikisi beraber yemek yemişler. — Nasıl bir adamdı bu? — Bir Amerikalı, — Nereden anladınız? — Her halinden, Amerikalı olduğu belliydi. —Ne nazar: dikkatinizi celbetti? — Bayan bayı görünce fevkalâde hâyrete düştü. Yemek yer yemez, bir yan, eşyasının indirilmesi hakkında © mir verdi, Bir taksi çağırdık, eşyayı bü arabaya koyduk. — Nereye gitmek ürere taksiye emir verdi? — Şimal istasyonuna yahut, bu, $9- före verilen adrestir şadeje. OOrasını | bilemiyor. | — Ametikalı da beraber mi gitti? — Hayır, O, yalnız başına git Furniye: z — Şimal istasyonu! - dedi » Şüp hesiz ki, İngiltere istikametine giden trene binmek için olacak, Allah vere de bu, şaşırtıcı bir hareket olmasa... Te lefon edelim merkeze ve kadını götü- ren taksiyi buldurtmağa çalışalım. Puaronun endişeleri şimdi Furniye- ye de sirayet etmişti, belli. | Fransızm yüzü şimdi artık renkten renge giriyor du. (Devarı var) Şarapnel | dansı Çin - Japon harbini gören bir kadın enteresan

bir dans icat etti Şanghay dansı, mevsimin en son icat dansıdır. Dansm şücidi Therts# Ru - dolph'tur. Şanghayda belki de hayatına malolacak bir hâdise bu dansı kerdisine ham etmiştir. (o Filhakika Tkerese Rudolph bu sene Ağustosta Şanghayda bulunmuş ve . bombaların düştüğünü görmüş ve San Fransiskoya . dönerek yeni dansının Ggürlerini bulmuştur » Dans,çok enteresandır. Bombanın 2- ni düşmesinin verdiği şaşkınlık, heye- can, korku, hayatın muhalazas için gayri ihtiyari yapılan hareketler, kaç » ma, Allâha yalvarma, vurulma, düşme, ölme.. bu yeni dansta hep görülmekte ve gösterilmektedir. Zamanımıza burdan uygun bir dans beliri bulunamaz. Dans Amerikada çok rağbetteğir. Resmimizde dansın muci * di Therese Rudolph'u ve dansa ait bazı hareketleri görüyorsunuz. Dansa şarapnel dansı adı da veril - mektedir. Londra kadınları kılıç - baston ve Lonklrada elleri bastorlu bayanların ço. aldığı haber veriliyor. Elleri bastonlu kızlar!” kat bu bastonlar, bildiğimiz gibi alelâ. de baston değildir. Bu bastonların boş olan içlerinde bir kılıç vardır? Şekir dı- şında veya şehir içinde tenha yerlerde gezintilerinde herhasgi bir taarruza uğradıkları vakit kullanılmak üzere Lon drak bayanların . gittikçe bü. kılı, bastonlara fazal rağbet gösteriğikleri anlaşılmaktadı Resmimizden biri, taarruza uğraması üzere kılıç — bastonunu kaldıran bir kızı, diğeri kendini. korumak isteyen mutaarrızın, bastonu tuttuğu ve fakat kilrcin meydana çıktığını görüyoruz, Üçüncü resimde kılıcı gören mütear- rızm kaçtığını gösterecekti, fakst bu resmi koymağa lüzum görmedik. Terki teslihattan bahse lüzum yok, Şimdi herkes silâhlanıyor, kadınlar bilet Tonlon amca Jimnastik hocası Baba, bir mütekaitti, devlet ona üç ayda kırk beş lira veriyordu. “Serap, m anası çoktan ölmüştü. Baba -kız ya. pâyalnız yâşamaışlardı'. f Uzun yoksulluk yılları... Serap, (A. meli Hayat,, taki tahsilini yarım brâ- kârak bir gün hayata atılmıştı, Onun hayata girişi tuhaf oldu: O gün “Muhasebe, hocaları hasta. lanmış, gelmemişti. Boş ders saatinde bir kaç arkada- şiyle başbaşa ve. rerek güzete oku- yorlar. Serabın gö. züne, güzete say- t bir kö. şesine o sıkışmış bir ufak ilân ilişti: Dolgun üçret vaadiyle seri Yazı yazan dpaktilo a. nıyordu. İsteyen ler, önce(.....) Dolgun ücret ,... Serap o gün bü- tün ders saatlerinde, paydoslardâa onu düşündü. Makinede çok süratli yazabi- liyordu. Bir ticarethanede çalışa bile- cek kadar da muhaöebe işlerinden anlı- yordu. Sefalet içindeydiler. İhtiyar babası gün günden göçüyordu. Yarı aç. yarı toktular. Kırk kişilik sınıf içinde en fakir giyineni oydu. Bütün arkadaşları, sabahleyin, ayaklarında yüksek ökçeli ! İskarpinler, ipek çoraplar, şık elbiseler- le birer kokot kadar süslü püslü gelir- lerdi mektebe... Bunlar, kapıcının oda- sında rujların: siler, yanaklarının kır- mızılığını temizler ve ipek elbiselerinin üzerine siyah mektep göğüslüklerini ge- girerek derse girerlerdi. Serabın, soluk göğüslüğünden, spor biçimi ayakkabısından başka bir şeyi yoktu. Mektebin içinde de, dışında da onları giyerdi. Süssüz, müssüzdü. Fa- kat, güzeldi. Sokakta pek çok erkeğin gözlerini üzerine çekebilirdi. O akşam tatilinde, arkadaşları ka- pıcının odasında şakalaşıp .gülüşerek rujlarını tazeler, yüzlerini, gözlerini bo- yarlarken, o, koşar adım evin yolunu tuttu. , m iiigi Hal tercümesini, adresini bildirir bir mskutp hazırladı. Geve babasından ak dığı üç kuruşla, ertesi sabah mektebe «derken postaya verdi. — Mektebe gidiyorum! Diye çıktığı bir gür, Karaköydeki ticarethaneyi aradı. o Bu, büyük, acaip bir handa, şık mobleli bir büroydu. Bİ- tişik hanım duvatiyle yarı örtülen pen- cereden gün ışığı sızmıyordu. Ve, bü- royu aydınlatan, yüz mumluk bir am- puldü.. Pencere dibindeki maruken koltuğa uzanır gibi oturarak gazete okuyan genç bir erkek onu karşıladı. | babasını kandırdr. Hoş zaten, otuz Tira aylığı duyunca, ihtiyar adama, aç kursa ğın gurultuları diner gibi gelmişti Serap, pattönun ne ticaretiyle uğ- raştığını bir türlü anlıyamadı. İlk iki gün boş oturdu. Üçüncü gün, makine- de mektup yazdırırken, patronun kucak lar gibi omuzlarını tutuşunu tuhaf bul- du. Altını gün, kibar adam, bütün foyasını meydana vurdu. O gece, zavallı Serap bitkin bir halde, süklüm, püklüm evine"döndü. Babasmın yüzüne baka- madı, rahatsızlığından bahsederek, er- kenden yattı. Bu, üç ay sürdü. Geçinmeleri hale yola girmişii, Karmları doyuyordu. Serap pek şıklaşmıştı. Dördüncü ay, genç patronu, bir baş- ka genç patronla anlaştı: Daktilolar trampa edildi: Çeşmi değiştirmek lâzemde. Zaten nahif, zayıf bir kızdı Öksü- rüyor, kan kusuyordu. Doktorlar ““werem,, damgasını vurdular. Serap yatağa düştü. Doktor ve ilâç uğruna, ihtiyar baba hanidir fabrikada çalışıyor. Dünkü güzel Serap, bugün iskelet bir kadındır... REŞAT ENİS Zürefa boyunlu kız Satılık koca arayor ! Satılık bir koca aranıyor. Kocayı #atın alacak kızın (ismi Klai'dir ve Tbetiidir. Halen Londrada bulunmak ta olan Mis Klai kendisine münasip bir koca satın almak maksadiyle memleke- tine dönmeğe ve bunun için 11000 mil- lik bir seyahat yapmağa karar vermiş- tir, Mis Klai, iki sene kadar evvel üç Ücret pek de dolgun değildi. Patron |. ız ve iki erkek arkadaşiyle Londraya ayda otuz lira veriyordu. Serap, ertesi gitmiş ve orada bir sirkte çalışmış ve gün işe başlamak üzere kabul ett. O! yi hayli para kazanmıştır. Şimdi para- gün epeybe konuştular. Patron, sevim- | yarını Hindistandaki bankalardan birine ydi, Kibardı. Onunla bir arkadaş gibi, bir ağabey gibi konuşuyordu. Gece, meseleyi babasma açtı, İhti- yar, önce epey darıldı. On altı yaşında bir kız, böyle kötü bir zamanda yapa- kendi namına havale ettirmiştir. Mis Kisi, zürafe boyunlu kız diye tanılır. Boyunu omuzlarından itibaren göre çarpacak ve garip göründeek ka- dar yüksektir. Londrafa kaldığı müd- yalnız öyle yerlere gitip çıkmamalıydı. | det sarfında hoşuna giden biz erkekle Dünyanın bin törlü hali vardı. Hem ba- | karşılaşıp karşılaşmadığını sotan bir kalım patron namuslu bi? adam mıydı? Tahkik etmek, sorup soruşturmak lö- zım değil miydi? Serap, uzun uzun diller dökerek gazeteciye: — En iyi Koca para ile satın alınan ve para İle muhafaza (o elunan kocadır. Memleketimde zevkime ve karakterime daha uygunları var! demiştir. Yeni neşriyat ” Yeni Türk Eminönü Halkevi tarafmdan ayda bir defe çıkarılan (Yeni Türk) mecmuaamın 59 uncu sayısı çıkmıştır. Sinema Objektif Bu zalan mecmuaaini beşinci sayıst en san İ | | sinema haberler! e haftanın #ilm mevsula. gösterilecek n modelle,

Aynı gün çıkan diğer gazeteler