5 Mayıs 1937 Tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 17

5 Mayıs 1937 tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 17
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

desin bakalım; e, daha siftah © ianın cebi delik acı var kadın. etim, kanape E birer Yeni- nl Bizim ğ ı çıkacağa ben: Yin dediği : nnüm edecek ım bizim. Öyle ile muhabbete, diyor ama şik lacalı, bulacâlı entariyi geçir başında da ye zeri bir çatkı! sızların sululü: ımız bozuluyor. 'aktılar, benim! ra on kuruşla. yok, tosladı! ıl gönlü olmuştu. ve hem de hoj dirmek gerekti ze Ödeon iğne? (dan iner, i kemer : anık Ömer. ine birkaç m i karının gitme | nsanların bazan iveriyor. Bizimi stenl,. İnanmar dellerinden art »werin, görürsü Âdeta buraya yerleşiyor gibiyiz. Sa- lona geçtik, sofra hazırlandı. Arkadaşı çoktan kanı kaynaştı ablalarla! Oyun bozanlık etmemek lâzım. sorarsanız, onun bu saatlerin de kendine safası vardır. Hele > li yıldız Mi aşıkkğı ksik olmıyan bayanlarla eraber bulunursak.. Ve, işte, zamanın nasıl geçtiğinin HLinda değiliz. Zaten bizim buradaki salonumuz, günün her saatinde elektrik ile oturulmak orijinalitesini taşidığı ip vakitten haberimiz bile yok. a avşan izi bulan cins bir tazı gibi, manın insiyaki sezişi faaliyette. Hizmetçi karıya kapıya dikkat etmesini, lâf ara- sında, söyleyiverdi. Bu fırsattan istifade eden bayanlar da içeri, dışarı girip çık- masını ihmal etmediler. Kimisi pence- reye abanıyor, kimiside bir yolunu Ve malar, aziz stlarımdır .. ER Yeniceleri, ir birer de İkahve., *» bulup vakit vakit kayboluyor. O zamar dikkat ediyorum, merdivenlerden çifter çifter ayakların sesleri geliyor! Hım! Mamaya takılıyorum : — Keramet kimde imiş mamacığım? Görüyorsun ya, siftah bizden olmadı, ama, gelişimiz de siftahlara yol açtı. Ve kahkahalar.. bira köpüklerile ya- eden kahkahalarımız... Hele kızların yatları kulaklarımı tırmalıyor. Yalaız biri müstesna,.. O, demindenberi bir kol- tuğa yaslanmış, kendine poz vermekle meşgul. Meğer, mesele başka türlü imiş. Bizim arkadaş, fotoğrafçı olduğu mu söylemiş. Kız,da şimdiden artistik Tesim çıkartmak provalarına başlamış! Bu sevda, yavaş yavaş, diğerlerine de sirayet etti. Artık fiyakalı tavır alan alana; Ellerin biri belbe, pozlar cidden artistik.. vücutlar geriye doğru Si Bakışlar manalı. Saçlar, yarı kabar Fakat, felâket şu ki bu kei Yaktık para çıkmıyor. Hattâ e para gidi- yor. Arkadaşa takılıy — Görenler dükkânını, işlek zanne- der, doğrusu.. Kızların da, dükkânı işlek yapmak çarelerine baş vurmaktan geri kalmadıklarını görüyorum. Fotoğraf çı- kartmak havesi başlıyalıdanberi, duvar: hücum var! Yanaklara allık mı sürülmüyor, püskürtme benlerin yer: leri mi değiştirilmiyor, renksiz dudaklar rujlarla nar çiçeği rengine mi çevrilmi- yor... Hattâ buaristokrat tuvalet siste- minde, tükürüğün bile hakkı yenmiyor: Kaşların, e istikametlerini tan- zim ve intizamlarını temin için kullanıl- makta , bu hummalı faaliyet sahne- sinde le ufacık bir hata, göze gö- * Artık fiyakalı tavır alan alâna.. elleri biri belde, bakişlar rünmez bir kazaya meydan verdi. Kız- lardan birinin elindeki ruj, diğerinin açık pembe tuvaletine sürülüverdi. İşte, o zaman küçük kıyamet koptu! Ruj lekesi ipekli kumaştan çıkmazmış meğerl Yepyeni esvabı alda sokağa at, artık! Bendim, sendin diye işi azıttılar! Mal, canın yongasıdır ama, ufacık bir lgke için bu kadar gürültünün kopma" sına şaşakaldım doğrusu! Fakat, işin içinde iş varmış! Her iki mübarız da sabahtanberi tetik üstünde imişler! Ne- 15 * Sabih 2 laçam > den derseniz, va me gidikli bir aşinasını baş çı ş. Gürültünün as ii ebebi bu öeaptalk. Yeke de bahane im bakti; olacak gibi değil. Araya ben girdim. Lâkin, bu tavassut jesti de fay- da vermedi. Az kalsın, ayıralım, dry hafif tertip biz de okşanacaktık kazaen, Fakat, lâf aramızda, kibar kadınların kavgasını seyretmek zevkli oluyor, hal Ve bu cenk meydanında en karakteris- tik, soğukkanlı bir şahsiyet de mama! Mübarek, kızlar iki taraflı olup biribir- lerine giriyorlar da, kılını bile kıpırdat- mıyor! Ondaki realist mantık kuvvetli, Ne yapsalar, kızların ayni çatı altında yaşamak mecburiyetinde olduklarını bi- liyor! Bazan kaçanıda olmaz mı? Olur. Fakat, bu sokak ne pişkinleştiriyor in- sanı bilseniz! Giden ağa, gelen paşa, biz bakalım dünyalığın üç, beş çıkma sına! Herşeyin olduğu gibi, bu sokağın da, bu evlerin de, bu kadınların da: “bakisi durugu binihayet!.. ,, Kara toprak! Sen, neler saklıyorsun koynunda hey kara toprakl... — Eyvallah ma. macığım! İşte, yine o s0" kakta, o kaldırım taşlarının üzerinde- rakla bir ve bera- ber oluncaya kadar! (Sonu gelecek sayıda) Müâma, kıydı yine Odeon ği . erine

Bu sayıdan diğer sayfalar: