19 Mayıs 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 19

19 Mayıs 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 19
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

son'u tercih etmişlerdi. Bu tercih se- beplerinin en başta yeleni Kefauver'in Demokrat Parti ile gangsterler ara- sındaki münasebetleri açığa vurması- nı af edememiş olmaları idi. Diğeri ise Senatör'ün seçim turneleri esnasında pek palyaço gibi davranması ve dai- ma kendini ön plana sürmek istemesi idi. Bugün bu sebeplerden birincisi balâ mevcuttur, Parti idarecileri Ke- fauver'in ihanetini af edememişler- dir. Fakat ikincisi hemen hemen or- tadan kalkmış gibidir. Kefauver ar- tık Stevenson'un aksine daha ciddi hareket etmektedir. Ama parti Ste- venson'un namzetliğinde 1966 da da israr etmektedir. Bu yüzden Kefauver tek başına hareket etmekte ve tem- muzda yapılacak nihai seçimlerine arkasında muazzam bir seçmen yığı- nıyla gelmek istemektedir. O zaman başlıca gayesi seçimleri kazanmak 0- lan parti kinini unutmak mecburiye- tinde kalacaktır. Cumhuriyetçi liderler Stevenson'- dan Kefauver kadar korkmaktadır- lar. Fakat hiç şüphesiz ki aday ister Kefauver, ister Stevenson olsun De- mokrat partinin durumu 1052 ye na- zaran çok kuvvetlenmiştir. Bu yüz- den, dünyanın neresinde olursa olsun, şimdiki vaziyetin bozulmasına mün- cer olabilecek herhangi bir hareket bütün binayı Cumhuriyetçilerin başı- na yıkabilecek ve seçimleri Demok- ratların kazanmasına sebep olacak- . Onun için Eisenhower ve arkadaş- ları ellerinden geldiği kadar böyle bir hadisenin zuhuruna mâni olmaya ça- lışmaktadırlar. Bu ise Amerikanın ve lideri olduğu Batı Dünyasının siyâ- setini passıfleştırmektedır Batı Dün- yası ancak al seçimleri a, takiben, mıısbet bır sıyaset takib e- debilecektir. Estet Kelauver Palyaçoluktan vazgeçti AKİS, 19 MAYIS 1956 Fransa Tito'nun ziyareti M areşal Titonun Fransız liderleri- Moskova seyahati arefesinde Paris'e yaptığı ziyaret faydalı ol- muştur. Sosyalist Fransız hukum adamları "Nasyonal - Komünist" Yu- goslav lideri Tito ile konuşarak Rus- ların da benimser yürüdükleri milli komünizm hareketinin esaslarım öğ- renmeye çalışmışlardır. Tito Fransız Basınına verdiği bir beyanatta şöyle demektedir: "Sov- yet Rusyadaki değişiklikleri basit taktık hareketleri olarak vasıflandı- yanılmaktadırlar Bu değişik- lıkler taktik çerçevesini aşmıştır. Bu- günkü liderler zamanın — icaplarına uymak mecburiyetinde olduklarından yeni bir kollektif diktatörlüğe gide- mezler." Tito bugün bitaraflık siyaseti gütmektedir. Batı Blokunun bir tem- silcisi olan Fransada, bilhassa son se- çimlerden sonra başa gelen sosyalist hükümetin tesiri ile gittikçe daha faz- la telif edici siyaset gütmekte ve ya- pılan bütün yalanlamalara — rağmen Doğu ile Batı arasında bir mevki al- maya doğru gitmektedir. Fransanın bu tutumunda çeşitli faktörler rol oy- namıştır. Meselâ Almanyanın kuvvet- lenmesi, mesela Orta Doğuda cere- yan eden hâdiseler.. Bu bakımdan Komünistler içinde Batıya en yakın olan Titoyla, Batılılar içinde en fazla tarafsızlık gayreti gösteren Fransa- nın arasında mühim görüş ayrılıkları yoktur. Zâten esas itibariyle Komü- nıstlerle sosyalistleri birbirlerinden a- yıran şey birisinin gayelerine totali- ter metodlarla erişmek istemesi, diğe- rinin ise parlemanter ve demokratik bir yol seçmesidir. Vaziyet bu mer- kezde olduğuna göre umumi dünya meselelerinde Mollet ve Tito yalnız birbirleriyle görüş teatisinde bulun- makla yetinmemişler ve neşredilen tebliğde de aralarında bir ihtilâf mev- zuu olmadığım belirtmişlerdir. Tito gazetecilere verdiği beyanat- ta Kominform ıktan sonra artık bütün Komünist ve Sosyalist partilerinin hür olarak hareket ede- bileceklerini belirtmiş ve bir "Enter- nasyonal" fikrine yanaşmamıştır. "Zi- ra, demiştir, enternasyonal demek partilerin huriyetlerini ve şahsiyetle- rini yok etmek demektir. Bunu ise şu- uru yerınde hiçbir lider kabul ede- mez. Daha sonra sorulan sualler üze- rine sözü Balkan Paktına getiren Ma- reşal, "Balkan Paktı son zamanlarda Yunanistan ve Türkiye arasında beli- ren görüş ayrılıklarına rağmen va- zifesini yapmıştır ve yapmakta de- vam etmesi için elimizden gelen gay- reti sarfediyoruz. Yunanistanla mü- nasebetlerimiz çok iyidir. Bütün aı-— zumuz Türkiye ile aramızdaki bağ dostluk çerçevesi ıçınde gelışmesıdır. Gazetecilerden biri n munasebetlerı hakkında ne düşünü- yorsunuz? üzerine Tito, "İki Devlet de bırbırlerının aleyhinde bu- DÜNYADA OLUP BİTENLER Mareşal Tıto Batıya en yakın doğulu lunmanın kendilerine sarar verdiğini anlamışlardır. Zaten Yugoslavya da kendilerine bu yolda telkinlerde bu- lunmaktadır. Bunun neticelerini ya- vaş yavaş alıyoruz. Türkiye ile Yu- nanistanın arası 7-8 ay öncesiyle mu- kayese edilirse durmadan iyiye doğru gitmektedir. Hiç şüphesiz ki, bundan en fazla memnunluk duyanlardan bi- ri de Balkan Paktının bir üyesi olan Yugoslavyadır." Türkiye ve Yunanis- tanın birer Nato Üyesi olmasının Bal- kan Paktı çerçevesinde Yugoslavya üzerinde ne gibi tesirleri olabileceği sualine gelince Mareşal Tifo "Bu NA- TO teşkilâtının — istikbâlde alacağı veçheye bağlıdır" demiştir. ÜUrdün Çevrilen dirsek G *©çen hafta içinde Ürdünle Mısır arasında bir askeri andlaşma imzalanmış ve neticesinde âkit dev- letler bir askeri koordinasyon kur- mayı taahhüt etmişlerdir. Bu andlaş- ma Orta Doğudaki İngiliz nüfuzuna indirilmiş yeni bir darbedir. Bilindi- ği gribi şimdiye kadar Ürdün, Orta Doğudaki İngiliz siyasetinin mıhenk taşlarından birini teşkil etmekteydi. İkinci Dünya Harbini takip eden gün- erde, o zamana kadar İngiliz man- dası altında bulunan Ürdüne istiklâli tanınmış ve bu arada memleketin emniyetini sağlaması bahanesiyle A- rap Lejyonu adlı bir askeri birliğin nüvesi Kurularak kumandanlığı ve teşkilâtlandırılması — Glubb adlı bir İngilize bırakılmıştı. Glubb, Arap Lejyonunun kumandanlığım aldıktan sonra UÜrdün tâbiyetine geçmiş ve Pa- şa Unvanı almıştı. Bundan sonra da Ürdünde sıkı bir faaliyete geçerek 19

Bu sayıdan diğer sayfalar: