19 Mayıs 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 24

19 Mayıs 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 24
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KADIN ğı için, karısından ayrılsa bile onu maddi sıkıntıda bırakmıyacağı için müsterihtir. Zaten karısı da yalnız giyim, lüks ve sıhhati ile alâkalı gö- rünmekte değil midir? Erkek iyi pa- ra kazandığı için, peşinden koşan kadınlar vardır. Bu kadınlar onu ka- rısının gözüyle, yaşlı bir erkek ola- görmemekte veya öyle davran- maktadırlar Zaten erkek ihtiyarlığa doğru giderken, birden gençleşme ve geriye dönme arzusu duyar. Kendisi- ni yirmi yıl geriye götürecek olan gü- zel ve kurnaz genç kadım reddede- mez. Onun en güzel mazereti şudur: Bugüne kadar başkaları (karısı ve çocukları) için yaşamıştır, biraz da dın menfaatperest de olsa erkek bu- na razıdır, kendisini kandırma yolla- rım bulur. Karısı boşanma teklifi ile karşı karşıya kalınca birden afallar. Hiç ehemmiyet vermediği, hatta ih- mal ettiği erkek birden gözünde bü- yür, kıymetlenir. Ona yeniden âşık olur ve ayrılmamak için çırpınır ama ekseri iş işten geçmiştir. Karı koca hıçbır yaşta birbirini ihmal etmeme- ir. Hele vazifeler azalıp biraz ra- hata kavuşunca yeniden bir balayına çıkmak lâzımdır. muş bir aşkı uyandırmak ekseri kadının elin- Çarşı Pazar Hayat pahalılığına karşı B ahar aile bütçelerine binbir tuzak hazırlamıştır. Kışın başlıca gıda maddeleri ortadan çekilirken, yeni- lerine — yaklaşmak her babayiğidin harcı değildir. Turfanda meyveler, turfanda sebzeler, salatalıklar renk renk manavları süslerken aile reisle- ri kötü kötü düşünmektedirler. Yaza girerken herkes eniden giyinmek ister, çoluk çocuk rahat ayakkabıya, rahat elbiseye muhtaçtır. Evin içi bi- le yenilenmek ihtiyacındadır: bada- na, yatak yorgan masrafları hep bu bahar aylarına yüklüdür. Eskiden, insanlar bütün bu işleri başarır bir de yazdan kışı düşünürlermiş: kiraz mevsiminde odunluklar dolarmış. Ne ise bugün pek o kadarına sıra kaimi yor, kirazı alabilene maşallah!. İşte en çok bu mevsim başların- da, ev kadım olsun, aile reisi olsun hayat pahalılıgından şıkayetçıdır E- vinin bütçesini tanzim etmek için bir- şeyler yapmak ister. Fakat nereden başlayacağını, ne yapacağım bir tür- lü kestiremez!. yanın — birçok memleketlerinde, kadınlar hayat pa- halılığına karşı mücadele cemiyetle- ri kurmuşlardır. Bu yolda canla baş- la çalışır ve kendi bütçelerini korur- ken cemiyete de büyük faydalar te- min ederler. Acaba biz birşey yapa- bilir miyiz? Halk bu hususta hükü- mete yardım edebilir mi? Henüz bu sual, kafalarda karanlık kaldıkça halkın fayda temin edecek bir hare- kete geçmesi beyhudedir. Bugün İs tanbulda olduğu gibi Ankarada da et sıkıntısı vardır. Kasaplar ya ta- mamiyle boştur, ya yalnız kuzu eti satarlar, ya da kepengi indirip git- mişlerdir. Et Balık Kurumu bir mik- tar et temin edip bunu halka dağıt- maktadır ama, bunu ele geçirebilmek için bütün işi bırakıp iki saat kuy- ruk olmak icab etmektedir. İki saat bekledikten sonra elde edilen mavi Bir kasap dükkanının vitrini Et alabilene: "Maşallah!"” paketler, yollarda herkesin alakasını üzerine çekecek kıymettedir. Et ye- mezsek olmaz mı, diyelim. Belki o0- kilo kuş başım bol patatesle pişirir e ekmeklerini suyuna banıp kana- al "Et yerine omlet ifini, ev kadınları pek ıyı karşılıyamıyacaklardır. let güzeldir ama kurudur ve ev ka dınları omlet yapınca ev halkını do- yuramıyacaklarını — pek alâ bilirler. Evet et en ekonomik yemektir ve 250 gr. kıyma, birçok evlerde, bün- yesı zayıf insanların can |kurtaranı- "Et yerine omlet n" demek tır. Eger boyle ufak tedbirlerle, ha- yat pahalılığına karşı mücadele et- mek kabilse neden bekliyoruz? İşten anlıyan insanların — Belediyelerle iş birliği yaparak harekete geçmesi, ne vel hayat pahalılıgını kabul etmek- Giyim hususunda G ıda maddelerini alâkadar eden mücadele muhakkak ki, mütahas- sıs elemanlara muhtaçtır ve başarıl- ması oldukça zor bır istir. Ama gi- yim hususunda, kadınlarımızın sırf aklıselime uyarak — yapabilecekleri çok ve çok şeyler varı Lüks zih- niyeti ile mücadele etmek yapılacak şeylerin muhakka en başında ge- lir. Sıkıntılı günler yaşıyoruz. Bu günlerin icab ettirdiği şekilde, giyi- mimizi, yalnız ihtiyaç nispetinde tan- zim etmemiz gerekmektedir. Temiz giyinmek yalnız mütemadiyen elbise yapmakla temin edilemez. Az elbise- si olan fakat onları itina ile temiz temiz giyen kadın daima hoşa gide- cektir. Bugün piyasadaki nispeten u- cuz yazlık kumaşları görerek onla- ra kendisini kaptıran ve beş altı ta- ne basma tarzı entari yapan kadın- ların miktarı tutmaktadır. Halbukı İngılterenın sı- kıntılı devirlerinde kadınların büyül ekseriyeti her mevsim başında bır tek entari yapabilirse kendisini me- sut hissediyordu. Bir lüks tezahürü de ince çoraba gösterdiğimiz akıl kabul etmez zaaf- tır. Evet bugün pıyasadakı ince nay- lon çorapların çoğu fevkalâde ömür- süzdür, bazan daha ayağa giyilirken kaçıverirler. Fakat dikkat edilecek olursa, herkesin ayağında kaçık ta olsa, o incecik çoraplar vardır. Ufak bir aylık mukabili çalışan kadınları- mız dahi bazan kirli ve lekeli önlük- ler, eski entarilerle o incecik çorap- ları ihmal etmiyorlar. Halbuki piya- AKİS, 19 MAYIS 1954

Bu sayıdan diğer sayfalar: