8 Kasım 1934 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 13

8 Kasım 1934 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 13
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

v W K e Y * 3 —e ae G Gt € hi Pistana ayak Z kinci teşrin 1934 S Cikan kitaplara bir bakış | | İsfahana doğru Lott'den Türkçeye gevireni L HL Allşan. VARIT Matbasaz — 1001 Fiyatı 100 P $ $i l"Eflııtı, Benderbuşir yolundan v ,ıf:hım ayak bastığı gün, K, :ıı. ve aydmlık memleketi Bi 'ıtıbınm bir tarafında şöyle ;ı:,, ki, der, orada hiç Y deği, iç bi , df Bişmez ve hiç bir şey u- t"ın“l. bütün şairler için ne ka- Srzu edilecek bir vatandır?.. B € Piyerloti, aynı kitabın baş ( ır tarafında da şöyle anlatır: __,_*'mm bütün altınları bir za- "M *fahana akardı. Mineli saray - İ bit gi çimonleri kadar orada sürat. Tilen y d Tlk nazarda hâlâ parlak gö 'ıtı_b' binalar, ne kadar haraba yüz bahri, Şah Abbas'ın o güzel havai sü- Hi Sökmeğe başlıyan çatı altında - B” bükülmüş. Kış rüzgârının es- km:'lftı bütün camilerin minareleri, m':“'*kl-r. çini mozayiklerinden .YArıya soyulmuşlar, Sanki - cüzam :':h';“hn kemirmiş ve bu hale köy- İ ha Ka tka nit müsamaha ile acem- 'arabinin tamamen olmasını bek- lanş T- Zaten bizim zamanamızda bun- liç ı.;,m""' imkân da yok, Onun için Mtünd #Y tamir olunmuyor. Üç yüz « ça ziyade bir ömre malik ve dün: İlrak hrgüne olan bu meydan, şüpheriz, Yecekeğ, *i asrın nihayetini göremi- A öi Wike ti şiğdan herhalde otuz sene geç- den eĞ Yaptığı uzun bir gezinti- lıhh.,:' gelen bir arkadaşımla Öyle konuştuk: i; doğru söylüyor, de a ” yılmın baş taraflarında 2 | 914'dün hemen akebinde basan herhangi 'Yyah, her şeyin yavaş yavaş Mesine rağmen, hiç bir şeyin 'ğe b;numedîği bu ölmez : Sayı hissedecekti. Bir na ’ğ:ıngu'kıblcıînde görülen m“;l'lı 'îl;:'-m Parçası, bir minyatür, ha- r:lde bir kemer, yahut İstahr "“:îlerir_ı_de Piyerlotinin eline hue 3 ömürleşmiş bir duvar sü- .'%ı'l," adım başma dikilmiş öl- İr işaretti. Belki bugün de Üa )'ük:k A;');; yaylalarının & 'Prağıdır. Benderbu- “:"l“hdl'n seyahate çıktığınız Bir 'd!e'—'e Yârısma kadar en büyük Ö An gibi sizi takip edecek S8üneş, aynı yaylaların aynı Fakar ”” Ve aynı yakıcı güneşidir. an lfnı için, meselâ Isfaha- ı'im: 'una Sinmiş olan tarihi es- '.h mağlup olmuş gözü- k“yo:—.m iş hl:ıldEı. * Mmedreseler, tamamiy- Zerine 2i le bu köhne mazinin ü- , 'tun. Isfahanın emsalsiz yi K kuruldu. Şehri, bir | ),.l'" lı: ıı başa kadar yeni bir AP'amıştır. En kısa bir za- tarafın boş ve tozlu » en ıııo_drın ve en beyaz Hulm taddesinde ol- in b eldur Piyerloti. Nu "Ğ' Sarşı yerinde, artık ar, Eaki şeyler, biç bi ğ ir Üzere Yavaş yavaş yı- Üzeler tamami M K İaş *TTNa geeti 'amiyle hükü- *yorlar ki eli Ka bile ÇAS Saki, kendisini ıh"'!-. Yermeden kaybolup * PS P İr 8e Yökül tilece; gt İngilizce bir maga- İ bi Arasında işliyen bili $ yeni model ilinin ufukla çöl $ harap ve hasta | | bir köşesine, vinçler veen büyük | gecesine tercih etmedi. Fakat be- Piyerloti Roşfor'daki evi- nin mezartaşlarile çevrili | bir köşesinde bir resmini çıkardı. Tabiatlarında sükünetin büyük hâkimiyetinden başka hiç bir şeyi yaşatmıyan ve ona hücum eden her şeyi, hudutla- rından bir zamanlar süratle kovan çöl çocukları, durmuş bir motö - rün üstüne, âdeta kalplerini çıka- rıp koyacaklarmış gibi dikkatle | eğilmişlerdi. Kendierinden daha ziyade bir emniyetle sakladıkları bir kırbanın son damla suyunu, çö- lün şimdiye kadar hiç bir - vakit görmediği büyük bir israfla motö- re boşaltan bu iki adam, kanlarını kaybediyorlar gibi yüzleri sarar- mıştı. Fakat her şeye rağmen çö kün emrettiği yeni bir itaat ve tem- kini orada bozmadıklarını söyli- yeceğim, Nitekim Mekke ile Taif arasım- da olduğu gibi Pyerlotinin niha- yetsiz günler ve baskım korkula- riyle geçirdiği Şiraz yolunda da sayısız markaların birbiri arkası- na işlediğini söylüyorlar. Bir za- manlar, coğrafyada okuyup öğren diğimiz iklimlerin — kendilerine mahsus tabiatları vardı. Çöl aklımıza güneş ve daha zi- yade büyük ve derin süküneti ge- tiriyordu. Fakat bugün, çöl müca- hitlerinin bayraklarla gaza ettik- leri motörler, bir çocuk gibi ona her şeyi unutturmuştur. Mekke ile Taif arasında işliyen bir Berlin Şevrolesi, coğrafya hudutlarında- | ki soğuk Berlin'i birdenbire güneş | le kum arasına sıkıştırmış bulunu- yor. Bu itibarla, emsalsiz Pyerlo- tinin, tabiatları, doğrudan doğru- ya kendi hususiyetleri içinde gö- ren son seyyah olduğunu söyliye- biliriz. Mezar taşlarını, Parisin ışıklı medeniyet vasıtalariyle nakleden Pyerloti, sükünetin bu son çılgını, değişen insan tabiatmım en - son | boğumunu teşkil ediyordu.1914 ün | iklim tabiatlarını değiştiren has- talıklı hareketini, büyük bir hissi | kâblelvuku ile bulup meydana çı- karmıştı. Belki de, Parisin aydın- lık gecelerini karanlık bir Isfahan yaz haşhaş tarlalarının içinden, mavi kubbeli Isfahanı arka tara- fmda bırakarak daima ona doğru yürüdü. Ve nihyetsiz derecede ay- dınlık olan şark, onu daima avla- dı. Pyerlotinin Isfahan kitabı, bi- zim için, Türkiyeye kazandığı - muaz yeni bir memlekettir.. Kenan Hulüsi HABER — Akşam Postası genç kızları nasıl k Bu günkü medeniyet âlemini en çok lekeliyen kötü işlerden biri kadın ticaretidir. Bu lekeyi silmek için bir çok teşebbüsler vukubulu- yor. Milletler Cemiyetinin merke- zi olan Cenevrede kadın ticaretiy- le mücadele için beynelmilel teş- kilât vücuda getirildiyse de bu le- keyi silmek ve temizlemek imkâüân- ları hâlâ elde edilemedi. Bilhassa | son günlerde bu ticaretin bir çok memleketlerde çok çirkin şekiller aldığı görüldü. En son ifsaata göre bu ticaretle meşgul olanlar, İngiltere gibi memleketlerde evlenme kanunla- rından istifade ediyor ve kadın- larla evlenerek ticaret ediyorlar. Ingiltere kanunlarma göre bir İngiliz ile evlenen yabancı bir ka- dm İngiliz tebaası sayılır ve İngil- terede ikamet hakkını kazanır. Beyaz kadın tacirleri kanunun bu noktasından istifade ederek Fransadan, Belçikadan ve daha başka memleketlerden topladıkla. rı kadınlarla evlenerek onları İn-” giltereye getiriyor ve piyasaya sü- rüyorlar. İngilterenin fuhş pliyasasmı bu çeşit yabancı kadınların doldur- ması İngiliz zabıtasının nazarı dik katini celbettiğinden geniş tahki- kat açılmış ve 'son derece dikkate değer neticeler almmıştır. Bu neticelere göre Fransa ve Belçikanm bir çok limanlarında işleri güçleri borç para vermek olan bir takım çeteler vardır. Borç para vermek bunların zahirt işidir Asıl işleri beyaz kadın ticaretidir ve bu işi şu şekilde yapmaktadır- lar: Fransa ve Belçika içlerinde 'bu- lunan ve kadın ticaretine uygun sayılan her genç kız, ilk önce Mar- silya gibi bir limana götürülmekte ve burada bir müddet fuhşa alıştı- rıldıktan sonra yolculardan - çalı- nan pasaportla teçhiz olunmakta ve Londraya gönderilmektedir. Bu çeşit genç kızlara ve kadın- lara ilk hamlede 125 sterlin veri- liyor ve bunlar, Londraya vardık- tan sonra orada aynı çeteye men- sup bir adamla karşılaşarak onun- la evleniyor. Evlenme muamelesi tamamlan- dıktan sotira kadın İngiliz tebaası sayıldığı için İngiltereden çıkarr lamryor ve gene aynı çetenin ajan ları idaresinde sokağa düşüyor. Çete bu işi o şekilde tertip - et- miştir ki gönderilen her fahişeye bir koca bulmak son derece kolay- laşmıştır. Çünkü çete bir takrm iş- sizleri veya alçakları bularak on- ları yirmi lira isterlin vermek mu- kabilinde bu işde kullanabilmek- | | tedir, Kadın evlendikten ve fuhşa başladıktan sonra önce kendisi- ne verilen 25 isterlin, daha sonra kocasma verilen 20 isterlini ödü- yor, ve kazançlarımdan muayyen bir yüzdeliği mütemadiyen veri- yor,bu çete efradınım kulandıkları kadınlar üzerinde müthiş nufuz- ları vardır, Çünkü kadınlar bunların hima- yesini temin etmeden geceleyin sokaklarda bir adım bile atamı- yor ve çeteye muhalefet eden her kadın, teamüle karşı gelmiş sayı- larak iş yapamaz, para — kazana« maz bir hale getiriliyor. İngiltere zabıtası bu çirkin ti- Beyaz kadın ticareti Bu çirkin işle uğraşanlar, tecrübesiz andırırlar Fransadan türlü türlü vaitlerle kandırılarak kaçırılan zavallı kızlardan matmazel Valântin Tissiye carete nihayet vermek için ne ka- dar uğraştıysa muvaffak olamadı. Yalnız bir kaç gün evvel bütün bu işlere kumanda ettiği anlaşılan GustavReichamier namında birini yakalamış ve hapse atmışsa da bu işin önünü almağa muvaffak ola- mmıştır. Çünkü bu adamın hapso- lunmasma rağmen son haftalar zarfında elli genç kadının yeniden piyasaya düştüğü ve bütün bunla- rm evli oldukları anlaşıldı. Bundan da, yakalanan Gusta- vın çete reisi olmasma rağmen ar- kadaşlarınım onsuz da işi mükem- mel bir surette idare ettikleri ve onun eksikliğini belli etmedikleri | meydana çıktı. Bu işle meşgul olan adamalar arasında beş kişi var ki İngiltere zabıtasının faaliyeti onların üze- rinde toplanmıştır. Bu beş kişinin beşi de kardeştirler, Bunlar kısa bir zaman evvel ellerindeki kızlardan birini Mal- taya göndererek orada evlendir- mek istemişlerse de İngiltere za- brtası Malta zabıtasına daha — ön- ceden talimat verdiği için muvaf- fak olamamışlar, Malta zabıtası | bu kızı tekrar İngiltereye çevir- | mişti. Zabıta bu beş kardeşi ele ge- çirmek için ne yaptıysa işe yara- madı. Bunların ellerinde yığın yı- ğın para bulunduktan başka iste- dikleri her yerde kendilerine ban- ka hesahı açabilmekte ve her şey- den fazla kanunun hükümlerine muvafık şekilde harekete ehem- miyet vermektedirler. Bu beş kardeşten her birinin e- linde bir çok kadınlar bulunduğu ve bunları işlettiği anlaşılryor. Bunlar kadınları yalnız hariç- ten getirmekle iktifa etmemekte ve memleket içinde de bir sürü kadınlar bularak onları kendi ar- zularına göre hareket ettirmekte- dirler. Seçilen kadınlar 18-20. yaş aralarındadır. İngiltere içinde bil- hassa iş arıyan kadınlara ehemmi- yet veriliyor ve bunlara — hariçte çok iyi ve çok rahat iş bulunacak- maış gibi hareket ediliyor ve kadın lar bu şekilde iğfal edildikten son- ra şebekenin hariçteki ajanlarına gönderiliyorlar. Bunlar oraya var- dıktan sonra sureta evlendiriliyor ve 'bu şebekeye hizmet ediyorlar. Ingilterede bu şebekenin efra- dı ele geçmediği için Londra- ga- zeteleri genç kadmlarm gözünü açmak luzumunu hissetmiş ve bu yolda neşriyat yapmağa başlamış- lardır. Bu neşriyat içinde şu - satırlar yardır: “Memleket haricinde iş bulan her genç kadın, kendisine teklif olunan işi kabul etmeden evvel fevkalâde dikkatli davranmalı ve derin tahkikat yamalıdır. Hattâ memleket içinde kızlarmı bir e çalışmak üzere gönderen ana ba- | balar, onların Londrada bir akra- | ba veya bir mutemet dost tarafın- dan karşılanmalarına ehemmiyet vermelidirler!,, Şu satırlarda aynı neşriyat silsi- lesindendir: “Herhangi bir genç kız, bir se- yahat esnasında, herhangi behane ile yolunu değiştirmek için bir ta- kım tekliflere maruz kalırsa, bu | teklifler ne kadar cazip olursa ol- sun, evvelâ zabıtaya müracant et- melidir. Bu sayede hayatını ve ah- lâkmı kurtarmış olur.,, Bu çeşit neşriyat kadın ticare- tinin İngilterede ne kadar korkunç bir mahiyet aldığını göstermeğe kâfidir. İngiltere zabıtası son günlerde | faaliyetine azam? şiddeti vermiş bulunuyor. Onun bu şebekeyi ele geçirmesi her tarafta merakla bek “Tenmektedir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: