1 Kasım 1932 Tarihli Kadro Dergisi Sayfa 20

1 Kasım 1932 tarihli Kadro Dergisi Sayfa 20
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Bu dâvâ, bizim dâvâmızdır. Onun hakkından Türk'ten başkası gelemez. İleri teknikli bir iktisat gövdesine en çabuk yoldan vurmak ve ayni zamanda sınıfsız ve tezadsız millet olmak hedefine götü- zecok iktisat siyasetini çizmek veya çizmemek.. Bu, Türk ink- lâbımın varlık veya yokluk davasıdır. Hem memleketimize ileri tekniğin girmesini istiyoruz, hem memleketimize girmesini istediğimiz bu ileri tekniğin millet içinde keskin sımıf ayrılıklarına ve sımıf kavgalarına meydan yermemesni istiyoruz. Söyle bir dâvü, Avrupa'lı mütehassıslar için mevcut deşildir. Avrupa'lı mütchassıstan böyle bir dâvânın hallini istersek, o, put gibi susacaktır. Avrupa'lı mütehassıs, ancak bizim tesbit edeceğimiz iktisat siyasetinin fekmik latbikatı için faydalı ola- bilir. O halde, her şeyden önce, inkılâbımızın mana ve mahiye- tine uygun bir iktisat siyaseti, sonra ÂAvrupa'lı mütehaasız. iktisat siyasetimizi teapit ttmeden, Avrupa'dan mütehassıs ge- tirmeğe kalkışırsak, şimdiden haber verebiliriz ki, netice um- duğumuz gibi çıkmıyacaktır. Bımun bir tecrübesini zaten yapmış bulunuyoruz: Ziraat siya- setimizi önceden tespit etmeden, Âvrupa'dan getirtliğimiz mü- tehassısların büyük bir kısmını ters yüzü geri göndermek mec- buriyelinde kaldığımız malümdur. Burada kalan mütchassıslar ise bazı muayyen teknik işlerin hallile vazifelendirilmişlerdir. O halde hangi işlerimizin halli için mütehassısa ihtiyacımız ol- duğunu önceden tespit etmeden, gelirilen mütehassıslar, sudan çıkmış balıklar gibi, memleketimizde yasıyamaz oluyorlar! Türkiye'nin iktisat siyasetinin ana prensipi, âdetâ insiyakit de- nilebilecek şekilde, kendiliğinden belirmiştir: Devletçilik. Türk Devletçiliği, o kadar Türk inkılâbına has bir prensiptir ki, onun ne tarihte ne de kitapta yeri vardır. Türk inkılâbı yaratı- cilik kudretinin bir misalini de, iktisat siyasetinin tespitinde ve- recektir. Wasıl ki, bugünkü Rus ihtişat siyasetinin bolşevik ihtilâlinden önce, ne tarihte, ne de kitapta yeri yok idise; yine nasıl ki, bu 20

Bu sayıdan diğer sayfalar: