26 Mayıs 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 32

26 Mayıs 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 32
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

TİYATRO Ozan Sungur "İnsan Sesi" Rejisör gölgeledi Ankara Bileşim Tiyatrosu G eçen hafta, perşembe gecesi, Bi- leşim Tiyatrosu adı altındaki genç amatör topluluk, Sanat Sevenler Ku- lübü sahnesinde, J. Giraudoux'nun "Bellac Apollonu ve J. Cocteau'nun nsan Sesi" isimli birer perdelik e- serleri ile seyirci karşısına ilk çıkışı- nı yapıyordu. Gençler bu eserleri bil- hassa seçmişlerdi. Giraudoux ve Coc- teau'nun rejisörve aktörlerden sentez: oyunu anlayışı bekleyen yazarlar ol- duklarına inanıyorlardı. Bileşimci- ler, tiyatroda as olarak tiyatro ya- sarım kabul ediyor "Rejisör ve aktör- ler ortaya koyacakları oyunla yaza- rın demek istediğini anlatırlar, ken- di initiative'lerine yer yoktur" fikri- ni ileri sürüyorlardı. Yalnız yazarın demek istediği, muhakkak kendi an- ladıkları mıdır, böyle kabul ettikleri takdirde grene kendi kafa ve duygu- larım katmış olmuyorlar mı diye dü- şünmüyorlardı. Organizatörsüz ça- lışmışlardı, reklâmları iyi yapılma- mış, teknik ihtiyaçları etraflıca dü- TİYATRO TAHLİLLERİ Yazan: Muafer Gökmen Bütün kitapçılarda bulunur 32 nde şünülmemişti. Perdecileri olmadığın- dan, selâma hayli karışık ve hiç şüp- hesiz hoş karşılanmayan bir şekilde çıktılar. Birinci oyun "İnsan Sesi" idi. Coc- teau'nun bu bir perdelik eseri hayli yüklü ve tecrube isteyen bir piyes- tir. Rejisör "yazar, seven kadım her hali ile anlatmak istemiş" demiş, bu- nun kadının değişik hallerdeki hale- ti ruhiyesinin analizini yapmağa lü- zum görmeden anlatılmasını sağla- mağa çalışmış, böylelikle eserin ru- hunu baltalamış, «sere şiirini kaybet- miş, oyuncuya yaptırdıgı mekanik hareketlerle "İnsan Sesi" ni bir mo- dern bale eskizine çevirmişti. Yanıl— dığı nokta, tam bir senteze ancak e raflı bir analizden sonra bırleştırdık— lerini tek tek anlamış olarak varıla- bileceği idi. Seven kadın ilk defa par- ça parça alınıp, sonra birleştirilmen idi ki onların, düşünüp, demek iste- dikleri fakat tatbikinde, doğru me- todu kullanamadıklarından muvaf- fak olamadıkları bütün güzelliği ile ortaya çıksın. Sahnede kullanılan renkler ise iyi idi. Kırmızı fon, beyazlar içinde ka- dın, seyirciyi kavrıyabılıyordu Eser, seven bir kadının, kendisini başka biriyle evlenmek üzere terketmiş er- kekle son defa olarak telefon konuş- masıdır. Önce ona yalan söyler, tele- fonu ne büyük sabırsızlıkla bekledi- ğini saklar, gündelik hayatına devam ettıgını fazla bir sarsıntı geçilmemiş uğunu, bunu yaşayışının herhangi bır hadisesi gibi aldığını düşündür- mek ister; soruna erkeğin, onun için- de bulunduğu perişamlığa mukabil, dışarda bir gece kulübünden telefon ettiğim anlayınca bütün zavallılığını itiraf eder. Nihayette, her canimin kolayca elde edemediğ gıne ulaşmış, plâtonik aşkın dinlendiriciliğine, hu- zuruna kavuşmuştur. Sevgisi birleş- menin, ölümün, maddenin üzerine yukselmış, ıdealleşmıştır. Çeşitli ka- rışıklıklarla kesilen bu telefon ko- nuşm. ki Cocteau bunu kadının geçırdıgı degışık devreleri belirtmek kânsızlıklar içinde, kurtulamadığı bir tutuklukla sürükledi. Oyuncu olarak tecrübesizliği, rejisörün — insafsız sı- nırlandırması içinde ona fazla bir im- kân bırakmıyordu. egâne avantaj, düzgün diksiyonu idi denilebilir. İkinci oyun, "Bellac Apollon", ka- bul etmiş olduğumuz güzelin bir an- layışa göre nasıl yavaş yavaş çirkin- leşip, buna mukabil çirkin dediğimi- zin nasıl yavaş yavaş güzelleşebile- ceği tezini güden bir eserdir. Bu o- yun da plastik mükemmeliyet yolun- da, fazla kalıplı ve fazla bale idi. En yi oyuncu olarak Nihal Türkmen'i alabılırız Argun Sakol da diğerlerin- den ayrılarak bir şeyler yapıyordu. Ozan Sungur küçük bir rolde, birin- ci oyunun yükünden kurtulmuş, çok daha rahattı. Şüphesiz ki bu çeşit topluluklar, sanat dünyamız ve dün- ya sanatına bir şeyler verebilme yo- lunda icabeden çalışmalarımız için el- zemdir. Bunu takdir ve teşvikle kar- şılamamız icabeder. Bu gençlerin en büyük hatası, iddiacı oluşlarıydı. AKİS, 26 MAYIS 1956

Bu sayıdan diğer sayfalar: