26 Mart 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 14

26 Mart 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 14
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER car, Şevket Bulatoğlu, Bülent Ecevit, Cahit Akyar, İhsan Gürsan, Fethi Çelikbaş ve Ahmet Topaloğlu katıldı- lar. Gündemde Çelikbaşın izahatından başka Kıbrısla - Türkiye arasında ya- pılacak ticaret ve tediye anlaşması, Ortak Pazar meseleleri vardı. Söz, Sanayi Bakanına verildi. Çelikbaş u- zunca bir girişten sonra Bakan olarak kendi bakanlığı içinde yapmak iste- diklerini anlattı. Aradan Salahaddin Akyol hadisesini kendine göre nak- letti. Umum Müdürün kusurlarından, uygunsuz hareketlerinden o bahsetti. Bu arada sâdece Salahaddin Ak- yolla değil, bakanlığına bağlı 14 teşekkülle ayrı ayrı ilgilendiğini, tetkiklerinin yakında sonuçlanaca- ğını haber verdi. Açıklama, "tas- vip ile" karşılandı ve tasarrufla- rın yerinde olduğu kabul edildi. As- lına bakılırsa, bu kararla Bakanlar kendilerinin de bakanlıklarını İmparatorluk saymak hakkını nıyorlardı. Öyle ya, her biri bir Umum Müdürü değiştirmek ve onla- rın yerlerine kendi adamlarını getir- mek niyetinde değil miydi? Eh, Çe- likbaş misali bir prensip olacaktı. Hem canım, bu Umüm Müdür için bir Bakan istifa mı ettirilecekti T Hele, bütün Bakanlar aleyhinde bir kifa- yetsizlik ve hoşnutsuzluk kampanya- sının başlamış olduğu bir sırada.. Bu mülahazalara İsmet İnönünün muşak ve pasif tutumu eklenince ilk zaferin Fethi Çelikbaşta kalması güç olmadı. Sanayi Bakam o akşam kabine toplantısından çıkarken gülü- yordu. Bakanlar, içlerinden birinin bakan gibi okonuşmamasını, adam dövmeye kalkışmasını ve inanılmaz hafiflik göstermesini bile mazur gör- müşlerdi. Gülünmeyecek gibi değildi ki.. Salahaddin Akyol, cuma akşamı telgrafla istifasını bildirdi. Son gülenin iyi güldüğü bir türk atasözüdür. “Baraganın Dikenleri" G eride bıraktığımız haftanın orta- sında çarşamba günü, akşam Di- nar kasabasını sarmak üzereyken, kasabanın postahanesindeki telefon memuru harıl harıl birini arıyor ve karşıda bekleyen aboneye mütemadi- "— Bir dakika efendim.." diyor- du. Aranan A. P. nin ihraç edilen ün- lü milletvekillerinden Mehmet Tur- . Memur nihayet Turgutu buldu ve başkente bağladı. Matrut A.P. mil- letvelkili Ankaradan arandığını işi- tince heyecanlandı. Haberlerin iyi ve- ya pek kötü olması ihtimalleri üzerin- de bir iki saniye şöylece düşündü. va Ancak, ahizeyi eline alıp, başkent- ten ariyanın bir gazeteci olduğunu anlayınca, bir parça cam sıkılır gibi oldu. Karşıdaki ses: "— Mehmet Beyefendi, belki duy- muşsunuzdur, İl Başkanlarının top- lantısı sonucunda şöyle bir söylenti ortaya çıktı. Sizi ve Apaydını yeni- den partiye alacaklar, diğerlerini dı- şarıda, bırakacaklarmış, ne dersi- --- bu karara?" Turgut, ahizeye mümkün mertebe Madalyonun yapmış, senelerce işe emek vermiş. İhtisası, kimse tarafından tartı- şılmıyor. Adamı, D. P. İktidarı Be- den Terbiyesi Genel Müdürü, olarak bulmuş. İktidarın ilk Milli Eğitim Bakanı Avni Başman da, hiç bir partizan düşünce taşımadığından kendisini o memnunlukla muhafaza etmiş. Sonra, Tevfik ileri gelmiş. D. P. nin en partizan bir Bakanı. Düşünün, Muhsin Ertuğrulu İnönü- nün kulaklıklı koltuğunu tiyatro- da, sâdece insani görüşle muhafaza ettiği için Devlet Tiyatrosundan a- yıran adam! Savaşırla da takışmak- ta gecikmiyor. Onu da uzaklaştırı- yor. Ama Savaşır, bunu Muhsin Er- tuğrul kadar sakin karşılamıyor. Tayin edildiği, bilmem nere jimnas- tik öğretmenliğinden istifayı (o bası- yor, giriyor C. H. P. ye, uğraşıyor, didiniyor, savaşıyor. . Sonra İhtilâl, sonra ai rejim. Necmi Okten Ama, Beden Terbiyes si A. P. li Dev- Rozetçi o Bakan let Bakanının tasarrufunda, Sava- şırın adaylığı bile, üstada ve parti- , sine allerji veriyor. İsmi üzerinde İşte, son misal : Beden Terbiyesi (ittifak edilen kimse yok. Buna rağ- Genel Müdürlüğüne tayin yapı- lacak Teşkilât Başbakanlığa bağlı a li Devlet Bakanı Necmi öktenin tasarrufunda. Beden Terbiyesi denilince gelen nadir isimlerden biri: 14 Türkiyede hatıra Vildan Aşir Savaşır. Adam bunun tahsilini men, bir A. P.li BakanbirC.R. P liyi Genel Müdür nasıl yapar? Son- ra, O Ziyadesiyle meşhur "Teşkilât" ne der? Al takke, ver külah, mülti- milyoner Spor - Totonun kudret sa- hipleri, hop diye birini buluveriyor- lar: Gelmiş geçmiş Futbol Federas- yonlarının en kötüsü "Safa Yalçuk Federasyonu"nun Genel Sekreteri ve bir zamanların "Demiryolu Kra- lının yakın mesai arkadaşı bir Fikret Altınel. İhtisası : Vaktiyle top oynamış! Geliyor, oturuyor. Şim- di memleketin Beden Terbiyesi iş- lerini Safa Yalçuk Federasyonunun eski Genel Sekreteri tedvir edecek! Bir idare tutar, bir kimseyi sâ- dece şu partinin mensubudur diye bir işin başına getirir. Hatta, a mevkiye gelebilecek vasıf taşıyan kimseler arasında tercihi parti ro- zetine bakarak yapar. Bu bir parti- zan idaredir ve idarelerin en kötü- taşıdığı halde parti rozetine bakar ve onu bertaraf eder. Bu da parti- zanlıkta birinciden aşağı kalmayan bir idaredir Ve en azından, onun ka- dar kötüdür. A. P. bundan gürültü- lü şekilde şikâyet ediyor. Haklı! A- ma, ya madolyonun tersi? İhtilâl sonrası Türkiyesinde, bir takım C.H.P. lilerin kaderi böyle bir muameleye maruz kalmak ol- muştur. İhtilâlin ilk günlerinde M. B.K. yeni sistemimizin ilk günlerin de inanılması güçtür ama. İnönü Hükümeti evet, İnönü Hükümeti- AKİS, 26 MART 1962

Bu sayıdan diğer sayfalar: