28 Ekim 1967 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 24

28 Ekim 1967 tarihli Akis Dergisi Sayfa 24
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Uzun boylu, balık etinde, çekik gözlü genç kadın, tahta iş merdiveninden büyük bir çeviklikle atladı, mala ile harç tenekesini yere bıraktı ve, süratle te- mizlemeğe çalıştığı elini gazeteciye uzatırken, "— Beni iş üstü yakaladınız.." dedi. Biraz gururla, biraz da utanarak üstüne başına bakıyor, gülümsüyordu. Üzerinde, vaktiyle siyah olduğu anlaşılan, leke içinde bir pantalonla alçıya batmış bir bluz vardı. Bir yıla yakın bir zamandır, Başkentin Bahçeliev- ler semtinde 35. sokaktan geçenler, hep aynı kıyafet- le pencere kasalarını takan, macunlayan, pencereler- den iskeleye atlıyarak mozaik tozu, çimento serpme- si yapan, saç tabakalar üzerine alçı döken, kazan, yı- kayan, taşıyan, çizen genç bir kadını bazen hayretle, bazen kınayarak, bazen de gıpta ile seyretmektedir- ler. Önceleri kınayanlar, bu iki katlı, küçük, oldukça eski evin bir yıl içinde aldığı şekli görünce, hayran- lıklarını gizleyememişlerdir. Zira, evin ikinci katının değişik büyüklükteki pencereleri arasına yanyana sı- ralanan kehribar rengi tahta çubuklar; pencerelerin tümünü birden kucaklayan beyaz, geniş çerçeve; etki kapının yerini alan poliester cilâlı, yanında çiçekliği bulunan modem kapı; genişletilmiş ve yere kadar camla indirilmiş alt kat penceresi; beyaz fer - forje bahçe kapısı, buzlu camdan ve demirden yapılmış bahçe duvarı, eve çok yeni bir hava vermiştir. Bu ha- yayı veren başlıca şeylerden biri de, evin dış duvar- larım kâplıyan, tuğla şeklinde çalışılmış, renkli çimen- to ve mermer parçalarından yapılmış renkli kaplama- dır. Sanki eve, sihirli' bir değnek dokunmuştur. 24 HAYRİYE ERKÖK VE ESERİ Çok para yerine, çok zahmet Restorasyon kararı Hayriye Erkök, eseri hakkında bilgi veren bir res- sam gibi anlatmağa koyuldu: — Onu, dört yıl önce, severek almıştık. Çok kü- çüktü. Aşağıdaki misafir ve yemek odalarına ancak beş kişi sığıyordu. Üç koltuğu zor yerleştirmiştik. Son- ra, muhafazalı değildi. Kaloriferi de olmadığı için, kı- şın ısınmak kolay olmuyordu. Ama bahçesi vardı, bi- zimdi ve seviyorduk. Güzelleştirmeğe de kararlıydık. Önce, kalorifer tesisatı koymaya ve arka bahçeden çalarak, arka tarafa, yemek odasının devamı olarak büyük bir salon, salonun üstüne de, yuvarlak merdi- venle çıkılacak bir yatak odası ve teras eklemeye ka- rar verdik. Başvurduğumuz ustalar ve müteahhitler bizden, bu iş için, aklın almıyacağı paralar istediler. Belki haklıydılar ama, bizde bu para yoktu. Evin de güzelleşmesini, istiyorduk. Ne yapabileceğimizi düşün- - dük. Eşim iktisatçıdır. Gerçi o âna kadar eline mala bile almamıştı ama, bakmasını ve öğrenmesini sever. En büyük eğlencesi, yakınımızdaki, bir inşaatı seyret- inektir. Ben ise, Kız Teknik Öğretmen Okulu Dese bölümünden mezunum. Özellikle türk motifleri üze- rinde çalışmalarım vardır. El sanatlarını severim. Be- nim de tecrübem, işte bundan ibaretti. Birgün eşim, bir inşaattaki ustalarla görüştükten sonra, 'İş bilenin, kılıç kuşananın... Ben ağır işleri ya- parım, sen hafifleri, evimizi kendi emeğimizle meyda- na çıkarırız' dedi. Sevinçle, 'Mükemmel!' diye bağır- dım. Onbirindeki kızımız Gamze de memnundu. gör ki, gece yatağa girince kara kara düşünmeye baş- AKİS

Bu sayıdan diğer sayfalar: