1 Kasım 1986 Tarihli Commodore Gazetesi Sayfa 58

1 Kasım 1986 tarihli Commodore Gazetesi Sayfa 58
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İşte bu yüzden, işçilerin tasarımla- ma ve işin planlanması sürecine katıl- mamaları, talimatlara uygun olarak çalışmaları, kimi zaman grevden bile daha etkili bir direniş yöntemi olabi- lir. Yine bu yüzden, yakın zamana ka- dar, sayısal kontrolün uygulandığı fabrikalarda bile, yalnız makinelerin çalıştırılmasında değil, işin planlan- masında da işçilere önemli bir rol dü- şüyordu. Programları Kim Yazacak? Sayısal kontrolün, bir anlamda, iş- çilerin hünerlerini temsil ettiğini ve bunları ikame etmeyi amaçladığını söylemiştik. Bu yüzden bu sayısal bil- gileri hazırlamakla yükümlü uzman- lar, çoğu zaman çalıştıkları fabrika- nın resmi kurallarına aldırmayarak doğrudan doğruya gidip işçilere danı- şıyorlar. Kimilerine göreyse, sayısal kontrolün ideal programcıları ancak işçilerin kendileri olabilir. Bu konu- da bir uzman şöyle diyor: : 6İyı' tornacı ve matkapçıları programcı olarak eğitmede büyük başarılar elde ettik. Bu insanlar, farkında olmadan da olsa, çalışma hayatlarının büyük bir bölümü programlama yapmakla geçiriyorlar. Bu yüzden zaten iş için gerekli olan temel matematik ve trigonomeitriyi biliyorlar. Tam tersine, yüksek düzeyden matematikçileri sayısal kontrollü parça-programlaması yapmak üzere yetiştirmek çok daha zor. Parça programları jyazmak kolaydır. Zor olan, bu programla ne yapılacağını, hangi çalışma ve yükleme hızlarına kullanılacağını vb. kestirebilmek, ki bu da tecrübe gerektirir. 9 9 Bilgisayarlı Sayısal Kontrol Gerçekten de bu alandaki son tek- nolojik gelişmeler, işçilerin doğrudan 58 doğruya program yazmasını hatırı sa- yılır ölçüde kolaylaştıracak nitelikte. Bilgisayarlı sayısal kontrol (computer numerical control) olarak anılan son sistemlerde, bir ekran doğrudan doğ- Tuya işçinin yanıbaşına konuyor. Bi- rinci parçanın üretimi elle yapılıyor. Ancak bu elle yapım sırasında, hem işçi çeşitli bilgileri ekran üzerinden bil- gisayara veriyor, hem bilgisayar ken- di duyargaları ile belli ölçümler alıyor. İkinci parçadan itibarense, artık bel- leğe alınmış programa göre, parça otomatik olarak imal ediliyor. İmalat sırasında ortaya çıkan aksaklıkların yine işçi ya da mühendis tarafından düzeltilmesi ve programın daha da ge- liştirilmesi olanağı var. Ancak programları kimin yazaca- ği salt teknik bir sorun değil. Üretim sürecini nihai olarak kimin kontrol edeceğine ilişkin toplumsal bir sorun - bir iktidar sorunu. Bu yüzden bu alandaki teknolojik gelişmelerin işçi- leri üretim ve karar alma sürecine kat- ma yönünde kullanılıyor. Hatta o ka- dar ki, sayısal kontrol araçları satan işletmelerin bu araçlar sayesinde işçi- işletmelerin bu aralar sayesinde işçi- lerin müdahalelerine daha az maruz kalacağını vurguluyorlar: Artık tasarım işlevini atölyedeki iş- çilerle, ustalarla, ustabaşları ile, göz- cülerle paylaşmanıza gerek yok. Bu bilgiler artık bu insanlara sözel ya da yazılı komutlar şeklinde değil, doğru- dan doğruya makinelere sayısal bilgi- ler şeklinde iletilecek... Yanlış yorum- ların, bireysel yorumların günleri geçti artık. commodore Vasıflı işçilerin günü geçti artık. Yarı-vasıflı işçilerin rolleri artık ne- redeyse hiçbir şeye indirgendir. Geleneksel maden işçiliği ve araç ge- recin nerede ve nasıl kullanılacağını ilişkin bütün geleneksel kavramlar ar- tık kapı dışarı... Alet ve parçaların insan eliyle işlen- mesinden tamamen kurtulundu. İnsansız Fabrikaya Doğru Bu tür cümlelerin ardında yatan, in- sanlardan ve el emeğinden arındırıl- mış, tamamen merkezi olarak kont- rol edilebilen bir fabrika. Böyle bir fabrikanın merkezi sinir sistemini bil- gisayarlar ve genel olarak mikroelek- tronik oluşturacak. Saatlere, makine- lere, gözetim istasyonlarına, tasarım terminallerine ve depolara yerleştiril- miş bilgisayarlardan bilgi akacak ve doğrudan doğruya işletmenin, hatta tercihan sermayenin elinde toplana- cak. Mühendislik ofisindeki tasarım işlevi ile atölyedeki üretim işlevi ara- sında dikey bir bütünleşme gerçekle- şecek. Tasarımcının bir ekran üzeri- ne yaptığı çizim, bir dizi komut halin- de doğrudan doğruya imalatı üretimi gerçekleştiren makineleri yönetecek. Başka bir deyişle, tasarımcı doğrudan doğruya makineyle “konuşacak”. Dahası, bu teknoloji atölyede yatay bir bütünleşmenin gerçekleşmesini de mümkün kılıyor. Bilgisayar sistemi yalnızca üretken makineleri yönet- mekle kalmıyor, hammadde girişini kaydediyor, bitmiş parçaların dökü- münü yapıyor, bandda çalışan robot- ları denetliyor ve üretim tarifesini ha- zırlıyor. Ve dev sistemin parçaları sü- rekli etkileşim halinde. Makineler bir- birleriyle “*konuşuyor”'. Son sistemlerde, veri aktarımı ger- çek zamanda, neredeyse ışık hızında gerçekleşiyor. Çıkan her sorun anın- da, üretim hiyerarşisindeki gerekli noktaya iletiliyor. Başka bir deyişle, üretimi tasarlayan zihin üretim süre- cinin her anı hakkında sürekli olarak bilgilenme olanağına sahip. Bu, işin bilgisayarların çözdüğü teknik yönü... Bilgisayarların çözemeyeceği sorun, hangi bilgilerin toplanmasında kimin karar vereceği ve bu bilgilerin kimler tarafından hangi amaçlarda kullanı- lacağı. LI

Bu sayıdan diğer sayfalar: