26 Mart 1965 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 12

26 Mart 1965 tarihli Akis Dergisi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER salonuna açılan kapılar arkalarından kilitlenirken, sessizce, kendilerine ay- rılmış bulunan bölüme geçtiler. Gazetecilere göre, Hükümetin vere- ceği izahatın bundan önceki gizli otu- rumlara kıyasla önemli bir özelliği var di. Ürgüplü Hükümetinin kanatlarını teşkil eden siyasi partiler daha önce, Kıbrıs Meselesi Parlâmentoya getiril- dikçe, âdeta ağızbirliği etmiş gibi, İ- nönü Hükümetini pasiflikle suçlamış- lar ve daha "cerbezeli bir politika" iz- lenmesini istemişlerdi. Hattâ daha bir kaç ay önce bir AP'li senatör, Senato kürsüsünden, Kıbrıs için bulmuş ol- duğu hârika formülü "1000 tane ko- mando, dört bir taraftan i b Bu mesele de böylece halledi- lirdi" sözleriyle açıklamış ve İnönüden, bu formülün neden uygulanmadığını sormuştu. Basın mensupları Ürgüplü Hükü- metininin bu tip hârika formüllere ne derece iltifat ettiğini merak ediyorlar- di. Bu yüzden, toplantı için çeşitli fi- kirler ileri sürüldü. Hükümetin, Kıb- rısa çıkarma veya Yunanistanla silâh- lı çatışma için yetki isteyeceğini ileri sürenler, Adanın yeniden bombalana- cağını söyleyenler oldu. Gazetecilerin iki- saat kadar süren sohbetini Millet Meclisinin alarm zil- leri kesti. Toplantı sona ermişti. Mil- letvekilleri, kulise açılan (kapılardan birkaç kişilik gruplar halinde çıkar- larken içeride neler (o konuşulduğunu soruyorlardı. Alınan cevaplar çok defa aynı oluyordu: — Dur allahaşkına, sigarasızlıktan öldüm. Şunu yakayım da öyle konuşu Kendime uzatılan "Meclis Bafra- sından bir duman savurduktan sonra da öyle yakınıyorlardı: llahi ,bizi neden çağırdılar, anlamadım? Dışişleri Bakanının bah- settiği şeylerin hepsi, m bildi- ği, gazetelerin, her gün sütun sütun yazdığı şeyler.." Bir CHP'li ise gizli izlenimlerini şöyle sundu: "— İki çeki boynuz gram bal yedirdiler..." oturumdan kemirtip, bir Dondurma politika sı Önce Millet Meclisinde, sonra Sena- toda Kibrıs İşi gizli oturumlarda görüşülürken Amerika, yanına İngilte reyi de alarak yeni bir manevra, çevir mekteydi. Amerika bir yandan Türki- yeye "Acheson Plânı sırasında Baş- kanımızın prestijini bile ortaya koy- duk, fakat bir netice alamadık. Onun için artık bir şeye karışmıyoruz" der- ken Washington'un Atinadaki temsil- cisi Büyük Elçi Henry Labouisse ve İn gilterenin temsilcisi Sir Ralph Murray Papandreunun Dışişleri Bakanı Kos- topulosu ziyaret etmekteydiler. İki ah- bap çavuşlar, Adadaki gerginliğin se- bep olacağı "vahim durum"a Atinanın dikkat nazarını çektiler, o Makariosa nasihat etmek ve onu itidal yoluna sokmak lâzımdı. Bu "demarş" üzerine "İtidalli Papandreu" Milli Savunma Bakanı Garufaliası Lefkoşeye sevket- Dışişleri Komisyonu Mecliste çalışıyor Önce komisyon Kulağa Küpe... Biraz tebessüm, lüyen! Süleyman Demirel Planın ba- şarı kazanması için şartı söylemiş obulunuyor: o Milletin yüzü o gülmeliymiş! man efendim zat-ı o devle kahkahayla kân mı var ? gülmemesine oOim - ti. Bilindiği gibi ihtiyar (oPapandreu kendisini bilhassa safdil amerikanlara "İtidalli Adam" olarak göstermeğe ba yılır ve ancak kentlisinin oMakariosu durdurduğu intibaını bu safdillere ver dikçe zevkten dört köşe olur. Halbuki Adada Makariosun çalım sebebini teş kil eden yunan askerlerini Amerikanın gözleri önünde oraya sevkeden aynı Papandreudan başkası değildir. Mevcut bütün andlaşmalara aykırı olan bu du rumdur ki Adada zaman zaman "ve- hamet" doğurmaktadır. Amerikanın şimdi oynadığı ooyun, Kıbrısta hadiseleri dondurmaktır. Bir süre Makarios şiddet hareketlerinden vaz geçerse, Washington'a göre ikili türk - yunan görüşmeleri başlayabile- cektir. Hatta, hadiseleri iyi bilen New York Times'a bakılırsa bir (o seviyede bu konuşmalar başlamıştır bile.. An- cak Ankarada resmi çevreler bundan habersiz olduklarını söylemektedirler. Sadece Başbakan Suat Hayri Ür- güplüye atfedilerek ingiliz Times'ında çıkan bir haber Başkentte Kıbrıs işiy- le ilgilenenlerin midesini bulandırmış- tır. Times'a bakılırsa Ürgüplü Maka- riosun Adada, türklere dokunmamak şartıyla, istediği gibi hakim olup mem leketi o istediği gibi idare etmesine razı bulunduğunu söylemiştir. Halbu- ki bunun, mevcut andlaşmalarla bir il gisi yoktur. (Birleşmiş oMilletlerdeki müzakerelerde de rumlar "Self - De- termination üzerinde ikili (okonuşma- lar "dan bahsettiklerinde bizim temsil cimiz Orhan Eralpm "Andlaşmaların mevcudiyeti üzerinde ikili konuşma" teklifini yapmaması gariptir. Görüş- melerden bir netice alınmak istenili- yorsa bunda temelin, mevcut andlaş- malar olması lâzımdır. Andlaşmaların AKİS, 26 MART 1965

Bu sayıdan diğer sayfalar: