26 Mart 1965 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 8

26 Mart 1965 tarihli Akis Dergisi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Zonguldak olayı Dereyi görmeden paçaları sıvayanlar zaman içinde bu tip sendikaların 'Türk - İşe rakip bir konfederasyon halinde birleştirilmesi (o tasavvura ar- tık gizlenmemektedir. Zonguldak olay larından sonra, işçiye silâh sıkıldığı gerekçesi ile işçi bünyesinde patlatıl- mak istenilen hareket bu yönde ge- liştirilmektedir. Bilindiği gibi, Zongul- dak olaylarından sonra İşçi Partisine yakın sendikalar bir bildiri yayınlıya- rak Türk - İşi tenkit etmişlerdi ve bunun akabinde Ankarada aynı yön- de bir yürüyüş düzenlenmişti... Aslında. Türk - İşe muhalif hare- ketler ilk defa, patlak vermemektedir. Bundan önce de gerek Ataş grevi ve- silesi ile, gerekse başka sebeplerle halk oyuna kadar akseden ayrılıklar meyda na gelmiş ve hattâ Gemi Adamları Sendikası ile Ulaş - İş Federasyonu a- rasındaki bir mesele, dolayısı ile bir ara Kurucu Meclis üyeliği de yapan Feridun Şakir Övünç, adındaki sendi- kacı tarafından "Hür-İş" adıyla bir de konfederasyon kurulmuştu: o Ancak bu olaylar, genellikle mahalli hudutlar içinde kalmış, Türk - İşe karşı bir birleşik muhalefet halini almamıştı. Bugün ise durum değişiktir. Yaklaşan seçimlerin de etkisi ile bu tip faaliyet- ler artık su yüzüne çıkmış, bulunmak- tadır. Bunun içindir ki, defa ola- rak Türk - İş bildirilerine bir partiye karşı açıkça yönelen ithamlar girmiş, Türkiyedeki bütün sendika, o federas- 8 ile ilgili yürüyüş yon başkanları, Türk - İş bölge tem- silcileri ve Türk - İş yönetim kurulu 19 Martta, uzun zamandır eşine rastlan- mayan geniş çaplı bir toplantı, yap- mışlardır. Cuma gününe rastlayan ve Teksif Federasyonunun geniş salonun- da yapılan bu toplantıda hayli ilgi çe- kici görüşmeler cereyan etmiştir. Bu toplantıda konu ilk planda Zon guldak olayları gibi görünmekteyse de, tartışmalar çok daha genel bir hüvi- yette cereyan etmiştir. Eskiden, işçi bünyesindeki mücadeleler "kol kırılır yenin içinde..." sözüne yakın, bir hava içinde kalırken, bugün herşeyin açığa dökülmesi, toplantının başlıca mesele- sini teşkil etmiştir. Türk - İş Genel Başkanı Seyfi Demirsoy, yaptığı konuş mada, TİP'in son günlerdeki tutumun- dan yakınmış ve TİP mensubu sendi- kacıları sert bir dille tenkit etmiştir Hattâ ağırbaşlı Demirsoy aynı zaman da TİP Genel Sekreteri olan Rıza Ku asın şahsım şiddetle itham etmiş, Ku asın hükümet devrildiği sırada kendi- sine gelerek yurt çapında genel ilân etmeyi teklif ettiğini ileri sür- müştür. Kuas buna: — Teklifi gerekirse kaydı ile yap mistim!" diye cevap vermiştir. Demirsoy TİP üyesi, sendikacılar- dan Tahir. Öztürkü de tenkit etmiş, nun "gençlerle Zonguldak olaylarının imei anlamındaki bir yürüyüşe ka Bale yanlış bir hareket olduğu- nu" söylemiştir. Toplantıda, işçi liderlerinin oZon- guldak olaylarını takip eden devrede- ki gelişmelerden doğan endişelerini sembolize eden en ilgi çekici konuşma Petrol-iş Federasyonu Başkanı Ziya Hepbir tarafından yapılmıştır. Kurnaz siması ile tanınan Hepbirin sözleri ö- zetle şöyledir: — Biz birbirimizle çekişirken Zon guldaktaki işçiler hem istismar, hem de tahrik edilmişlerdir. e Sendikaların birbirini yemekten başka yaptıkları ne dır? Bizim hepimizi asmaları lâzım.... Biz insan kılığına girmiş şeytanlarız!" TİP'li sendikacıların azınlıkta bu- lunduğu toplantı, Türk-İş yöneticile- rinin istedikleri bir havada sona er- miş ve yayınlanan bildiride, Türk-İşin yekvücut olduğu, onu kimsenin sarsa- mıyacağı bu teşekkülün içine siyasi gayelerin (o sokulmıyaçağı (o ifade edil- miş, sınıf tahakkümü yaratan sistem- lere ve bölücü hareketlere karşı mü- cadele edileceği belirtilmiştir. Bu bildiride her ne kadar, Türk-İşin yekvücut olduğu ifade edilmişse de, gerçekte, işçi kütlesi uzun zamandan- beri rastlanmıyan karışık bir devreyi yaşamaktadır. Gerçi Türk- İş bugün 60 bini bulan üye sayısı ve işçi ile il- gili her türlü meselede mevcut mevzu- atla kendisine tanınan yetkilerden do- gan gücüyle kolay kolay yıkılacak bir teşkilât değildir. Üstelik bugün Türk- İşe muhalefet eden sendikacılar Türk işçisinin küçük bir oranını temsil et- mektedirler. Fakat bütün bunlara rağ- men, halk oyunun önündeki manzara, işçi kütlesinin ortasında geniş bir çat- lağın açıldığıdır. Bu bakımdan işçi liderlerine düşen, şimdiye kadar de- rinlere gizledikleri (o fikirlerini ortaya çıkarıp tartışmaları, bir sonuca var- maları yaralarını sarmalarıdır. Her- halde bugünkü durumda işçinin ge- leceğini teminata bağlamak için izle- nilecek metod o seçimlere yedi ay ka- la, sendikaların tarafsızlıktan doğan bütün kuvvetlerinin, seçim şansı çok küçük olan İşçi Partisi lehine feda e- dilmesi değildir. Burada. TİP mensu- bu sendikacılara düşen bir görev var- dır: Sendikanın kapısından girerken parti düşüncesini bırakmak ve bölücü niyetlere prim vermemek. o Belki de bunun sonucu Türk-İşin TİP'i de ta- rafsız davrandığı partiler arasına koy- ması olacaktır. Bu durum herhalde, bir yeni parti için Türkiyedeki İşçi- lerin en büyük teşkilâtının muhalefe- ti ile seçime gitmekten daha iyidir... AKİS, 26 MART 1965

Bu sayıdan diğer sayfalar: